Yazgülü Aldoğan

Her göreve atanabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız

21 Kasım 2019 Perşembe

Nasıl bir süreç yaşıyoruz, sonunda buna niye tımarhane diyoruz, niye gençlerimiz bu hızlandırılmış trajedinin başını bilmeyip sonunu izliyor? Cumhuriyet ve parlamenter demokrasiden yararlanarak iktidara gelen ve değiştirdikleri seçim sistemi, seçim bölgeleri gibi uyarlamalar sonucu çoğunluk olmadan 25 yıldır ülkeyi tek başına yöneten iktidar, bunu sürekli kılabilmek için gerçekleştirdiği sivil darbe sonucu kabul ettirdiği tek adam rejimiyle başarılı olamıyor! Olamaz, çünkü kendi aydınlarını yaratamıyor. Yaratamaz. Yaratırsa yok olacağından, iktidarı elinden kaçıracağından korkuyor. Çünkü aydınlanmış bir toplum, ne tek adam rejimini kabul eder, ne hukuk yoluyla da olsa baskıyı, ne de kendisine de küçük bir pay verilse bile talanı, israfı!

 

Eğitim budandı

Önce eğitimi batırdılar. Dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz diyerek eğitimde başarılı ne varsa yok ettiler. İmam hatiplere mecbur bırakılan, bir kısmı da örgün eğitimin dışında kalan ortaöğretim kuşağının dışında, her ile her kasabaya yükseköğretim mantığıyla kurulan içi boş kurumlarla oyalanan gençler ise ikinci mağdurlar. Aldıkları diplomalarla ne işe yararlar, ne iş bulabilirler. En yüksek işsizlik üniversite mezunları arasında! O yükseköğretim kurumlarının yandaşlara kürsü, esnafa para kazandırmak dışında işe yaramadığı görülünce kontenjanları da boş kalmaya  başladı. Eleştiriye kapalı iktidar, medyayı da zorlama satın almalarla saf dışı bıraktı, kalan muhalif yayın organlarına açılan davalar, istenen tazminatlar akıl dışı. Konda’nın yaptığı son araştırma halkın artık medyaya güvenmediğini ortaya koyuyor. Sekiz gazetede aynı manşeti gördüğü zaman niye okusunlar ki? Başta Cumhuriyet olmak üzere bir iki tarafsız yayın organı ise artan maliyetlerin yanında tekelleşen dağıtım sistemi ve reklam verilmeme sıkıntısı yaşıyor. Toplum yine bu araştırma sonuçlarına göre televizyonda da başta FOX olmak üzere bir iki kanal dışında haber ve programlarını izlemiyor. Sadece dizi seyrediyor! Bu entelektüel çöl ortamında Cumhurbaşkanı, Latin alfabesine geçtiğimiz için Cumhuriyet devrimlerini suçluyor, bu yüzden toplumun cahil kaldığını iddia ediyor! Bunu Atatürk’ün ölüm yıldönümünde, üstelik Dil Kurumu’nda yapıp milletin ağzına sakız vermesinin asıl nedeni, ekonomik çöküşün tartışılmasını ertelemek. Nüfusun yüzde 90’ı, yani neredeyse hepimizin servetten aldığımız pay son 20 yılda yüzde 32’den 19’a düşmüş! Servet yüzde 10’un elinde toplanmış. Toplu intiharlar başlamış, insanlar ağaç kabuğu yiyemiyor, ölüyor!

Kültür ve sanata sığınalım

Bu iktidarın en büyük çelişkisi nedir biliyor musunuz? Kendi elitini yaratamamak. Çünkü eşyanın tabiatına aykırı! Gerçek aydınlar, kültür ve sanat insanları biat etmez, iktidarın nimetlerinden yararlanmak için boyun eğmez, yalakalık yapmaz, susmaz. Bu iktidar kendi zenginlerini yaratmıştır ama kendi sanatçısını, kültür insanını yaratamaz. Yeni zenginler ise en büyük varlığın sadelik ve zarafet olduğunu anlamaktan uzak, “mahremlerini görünür kılarken” görgüsüzlüklerini sergilemeyi de marifet biliyor. Günümüz muhafazakâr zenginlerinin, eskinin servetini ve ibadetini göze batmadan yaşayan dindar kesiminin tersine şaşaalı hayatı sadece dudak uçuklatmıyor, güldürüyor. Vaftiz törenlerine özenti bir bebek mevlidi geçtiğimiz haftanın en büyük mavrasıydı! Bize ne mi, varsa gözümüze soksun mu?

“İskandinav ülkeleri battı, biz de mi batalım, EYT’lere verecek paramız yok ama zarar edersek edelim be, şehir hastaneleri yaşasın” mı? Bu siyaset sığlığında kültüre, sanata tutunalım. Bir bayrak değişimi ile görev sırası; Cumhuriyet’in kültür sanat sayfalarına, küçük genç bir ekiple yeni bir soluk getirmeye çalışacağım. Biraz daha fazla kültür, daha fazla kadın, gençlere de yeniden okuma isteği uyandırmak hedefimiz olacak. Kültür ve sanata iki tam sayfa ayıran tek gazetede bu göreve gelmek ne büyük sorumluluk! Haftada bir dayanamayıp yine siyasete dalıp çıkarız burada. Dört davam, bekleyen cezalarım var, korktu da kaçtı dedirtmem!