Casus kazanı Türkiye

24 Kasım 2019 Pazar

Tarih 19 Ekim 2015. Yer Atatürk Havalimanı. Saat 00.15.

İki Rus yolcu, tuvalette asılı bir kadın bulduklarını ihbar ediyorlar. Polis, bölmenin kilitli kapısını levye ile açıp cesedini buluyor. Kadın tuvaletine girdiklerine göre kendileri de kadın iki Rus yolcunun, polisin levyeyle girebildiği kilitli bölmede ceset olduğunu nasıl anladıkları meçhul...

Ama cesedin öyküsü, polis kayıtlarına mevtanın ayakkabı bağcıklarıyla kendisini astığı biçiminde geçiyor. Açılan soruşturma, intihar tespitiyle kapanıyor.

Derken bazı kaynaklardan haberler sızıyor.

Cesedi bulan iki Rus yolcunun neyin nesi, kimin fesi olduğu araştırılıyor mu, bilmiyoruz. Ama sızan haberlerden, bu yolculardan birisinin ölen kadının güzergâhını izlediğini, tıpkı onun gibi Londra’dan uçağa binip İstanbul aktarmalı olarak Erbil’e gittiğini öğreniyoruz. Tabii ölen kadın gidemiyor.

İstanbul aktarması sırasında aniden canından bezip “intihar edenmevtanın adı Jacqueline Anne Sutton. 50 yaşında eski bir BBC çalışanı. BBC’den ayrıldıktan sonra “kâr amacı gütmeyen bir İngiliz kuruluşuolan Savaşta ve Barışta Muhabirlik Enstitüsü’nün (The İnstitute for War and Peace Reporting) Irak masası şefi oluyor. Bir önceki şefi de Sutton’dan altı ay önce bomba yüklü bir araçla Bağdat’ta öldürülen Londra merkezli enstitünün, Hollanda’da, Avusturalya’da ve Avrupa’nın diğer bazı ülkelerinde irtibat büroları var.


Kâr amacı gütmeyen şirketler!


Tarih 11 Kasım 2019. Yer Beyoğlu ilçesi.

Eski İngiliz istihbarat subayı, MI6 ajanı James Gustaf Edward Le Mesurier sokakta ölü bulunuyor.

Adının uzunluğu sizi şaşırtmasın, casuslukta işe yarar. Bazen ikinci adını kullanır şahıs, bazen üçüncü. Gerçek ve kod adlarını “yukarıdakilerden” bir ya da iki kişi bilir. James, işini iyi yapan biri.

Raslantıya bakın ki o da “kâr amacı gütmeyenHollandalı bir vakıf için çalışıyor: The Mayday Rescue Foundation. Bu vakfın İstanbul ve Suriye’de şubeleri var...

Raslantı işte, James’in üçüncü eşi de aynı vakıftan. Bu “hayırvakfının görünürdeki amacı “doğal ve savaş felaketlere uğramış bölgelerdeki halklara yardım.

James ve adı kendisininki gibi epeyce uzun olan İsveçli diplomat eşi Emma Hedvig Christina Winberg, İstanbul’a Beyoğlu’nda ofis ve Büyükada’da ev tutacak kadar yerleşmişler. Türkçe biliyorlar. İngilizce, İsveçce, Arapçayı su gibi konuşuyorlar. Beyaz Baretliler’in kurucusu olarak tanınan James Le Mesurier, Kosovo’da da bulunmuş. Son ilgi alanı Suriye.

Suriye Başkanı Beşşar Esad, İngiliz ajanın ölümünden sonra alışılmadık bir şey yaptı. Uzun açıklamalarda bulundu.

Bu elbette istihbarat servislerinin işi. Ama hangi istihbarat servislerinin? Genel olarak Batılı istihbarat servisleri, Türk istihbaratı veya diğer bölge ülkelerinin istihbarat servisleri, egemen ülkelerin servisleri değil, CIA’nın birimleridir. Bu birimler, tek bir sahibe bağlı olarak, birbirleriyle koordinasyon içinde çalışıyor dedikten sonra: Türk istihbaratının bu işi yabancı istihbarat servislerinin talimatı üzerine gerçekleştirmiş olmasının çok muhtemel olduğunu” iddia etti.


Parçalara ayrılamayan casuslar intihar eder


Aslında Esad’a, açıklamaları doğrultusunda Suriye istihbaratı Muhaberat’ın şimdi kiminle iç içe olduğunu sormak gerekirdi.

Bizzat Esad’ın hangi tek sahibe bağlı olduğunu da...

Çünkü İngiltere Parlamentosu Dış İlişkiler Başkanı Thomas Georg John Tugendhat da Le Mesurier için: Suriye’de insan haklarını kahramanca savunması ona pek çok düşman kazandırdı ve Rus yetkililer onu sık sık terör örgütleriyle ilişkili olmakla suçladı demişti.

Başka bir deyişle, gerek Jacqueline Anne Sutton, gerekse James Le Mesurier’i pekala Ruslar da ortadan kaldırmış olabilirdi... Belki Le Mesurier, belki eşi, belki de ikisi birden çift taraflı casusluk yapıyor, hem Anglosaksonlara hem Ruslara oynuyorlardı!

Daha önce de söyledim, yazdım: Türkiye yıllardır kaynayan bir casus kazanı, değerli okurlarım.

Yabancı istihbaratçılar, Le Mesurier gibi “eski” subay ya da eşi gibi “eski” diplomat olmadıkları zaman çoğunlukla Anne Sutton gibi gazeteci kimliği altında cirit atıyor, bazen de aralarında hesaplaşıyorlar. Gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı ve nerede hangi makalesinin yayımlandığı bilinmeyen gazeteci nişanlısını anımsayın... Hepsi “kâr amacı” gütmeyen bir kuruluş çalışanı.

Büyük istihbarat örgütlerinin kendi aralarında “centilmenlik anlaşmaları” vardır.

Bizim istihbaratçıların, elbette ki son üç cinayette hiçbir dahli olamaz. Ama “intihartespitlerinde payları olduğu kesin!


Yazarın Son Yazıları

Çok mu geç, Valentine? 16 Şubat 2020
Opera’daki hayal 9 Şubat 2020
Deprem 26 Ocak 2020
Sadizmin kollarında 5 Ocak 2020
Yılbaşı sıkıntısı 29 Aralık 2019
Neden susuyorsunuz? 22 Aralık 2019
Cinayet mi, suikast mı? 15 Aralık 2019
Casus kazanı Türkiye 24 Kasım 2019