Zülal Kalkandelen

Doğaya zarar veren politikalarda ısrar

10 Aralık 2019 Salı

AKP’li ve CHP’li belediyeler, geçen hafta İklim İçin Kentler Çalıştayı’nda buluştu. Sonunda ortaya iklim krizi ile mücadele için ortak deklarasyon çıktı. 


Böylece 24 belediye başkanı, Paris Anlaşması’nın 1.5°C hedefinin gerçekleşebilmesi için sorumluluklarını yerine getireceklerini ve somut adımlar atacaklarını taahhüt etti.


Deklarasyonda yer alan iki madde şöyle:


Bilimsel veriler ışığında, uluslararası standartlara uygun veri toplama yöntemleri kullanarak karbon salımlarını azaltmak ve krize karşı uyum politikalarını hayata geçirmek için İklim Değişikliği Eylem Planlarımızı hazırlayacağız.


Yaşanabilir bir gelecek için kentlerimizde sürdürülebilir ulaşım, yenilenebilir enerji ve ekolojik tarım uygulamalarına öncelik vereceğiz.


Buraya kadar güzel. Alkışlıyoruz.



* * * 



Ancak bu belediyelerin yapmayı taahhüt ettikleri ile yaptıkları arasında taban tabana zıt işler var. Onları da söylemek zorundayız.


Sera gazı salımını azaltmaktan, iklim krizine karşı somut adımlar atmaktan söz ediyorlar ama aynı zamanda küresel ısıtmaya çok büyük etkileri olan hayvancılığı destekliyorlar. 


Deklarasyonda “Bilim, kentlerimizin, küresel ölçekte doğal kaynak tüketiminin yüzde 75’inden, karbondioksit salımlarının ise yüzde 70’inden sorumlu olduğu için iklim değişikliğinin de baş faili olduğunu gözler önüne seriyor” diyorlar.



Sonra da küresel ölçekte sera gazı salımının yüzde 21 - 37’sinden, ormansızlaşmanın yüzde 80’inden sorumlu olan ve var olan temiz suyun yüzde 70’ini kullanan bir sisteme katkıda bulunuyorlar.



* * *



Bir inek, yılda 70 ile 120 kg. arasında metan gazı üretiyor. Metan gazı, karbondioksit gazı gibi bir sera gazı ve iklim üzerindeki etkisi karbondioksitten 23 kat daha fazla Dünyada yaklaşık 1.5 milyar geviş getiren hayvan var ve bunlar yılda yaklaşık 2 milyar metrik ton karbondioksite eşdeğer salıma neden oluyor. 


Belediyeler, sanki bilimsel veriler ortada değilmiş gibi, insanların yaşamak ve sağlıklı olmak için tüketmek zorunda olmadığı hayvansal ürünleri ucuza ulaşılabilir hale getirme politikasını uyguluyor. Sonuçta sürekli yapay dölleme yoluyla üretilen bilinç sahibi duyarlı canlılar makineleştiriliyor. 


Oysa bilim insanları, 2050 yılında tahminen 9.7 milyara ulaşacak insan nüfusunu beslemek ve Paris Anlaşması’nın hedefine varabilmek için, dünyanın hızla bitkisel beslenmeye geçmesi gerektiğini ısrarla vurgulamaya devam ediyor. 



* * * 



İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 11. Küresel Isınma Kurultayı’nda doğru bir noktaya parmak basarak şunları söylemiş:


Pek çok hükümetin, doğaya zarar veren mevcut politikalarını değiştirmemekte ısrarcı olduğunu görüyoruz. Oysa içecek suyumuz, soluyacak havamız ve üzerinde yaşayacağımız bir toprak kalmadığında yönetilecek şehirler ya da ülkeler de olmayacak. Dolayısıyla tüm karar vericilerin bu sürece karşı derhal adım atması gerekiyor.


Ne var ki kendisi, mera projesini Twitter’da şöyle duyurdu:


Süt Kuzusu’ndan sonra Mera İzmir projesini hayata geçiriyoruz. Projeyle meralarda yerel koyun ve diğer küçükbaş ırklarının yetiştirilmesini destekleyecek, üretilen etin çocuklara kavurma olarak dağıtılmasını sağlayacağız. Mera İzmir 2020’de başlıyor.


Dünya topraklarının yüzde 45’ini ve temiz suların 1/3’ünü kullanan, toprakların 1/3’ünü çölleştiren, yaydığı sera gazları ile iklim krizine yol açan en büyük etkenlerinden olan bir sektörü destekliyor bu proje... 


Tam da kendisinin eleştirdiği gibi, doğaya zarar veren mevcut pollitikaları değiştirmemekte ısrarcı olmayı akla getiriyor. Sürdürülebilir olmadığı bilim tarafından kanıtlanan ve en çok karbon salımına neden olan bir üretimi/tüketimi destekliyor. 



* * * 



Belediyelerin acilen deklarasyonda açıklanan ilkeler doğrultusunda gerçek anlamda sürdürülebilir kalkınma modelleri üzerinde çalışması şart. 


Yazıyı Amerikan Bilim İlerleme Derneği Başkanı, Nobel ödüllü fizikçi Dr. Steven Chu’nun bir sözünü hatırlatarak bitireceğim: 


Eğer et ve sütü için yetiştirilen inekler bir ülke olsaydı, tüm Avrupa Birliği’nden daha fazla sera gazı salımına neden olurlardı.”


Yazarın Son Yazıları

Sembolik zulüm olmaz 22 Aralık 2019