Sanat Can Simidimiz

23 Ekim 2019 Çarşamba

Bir yanda savaş haberleri, bir yanda deprem beklentisi, öte yanda geçim derdi… Sanattan söz etmek, nasıl bir lüks görünüyor! Ancak bunca gencimizin, bunca sanatçımızın ve nice dinleyicimizin gündemin dışına çıkıp sanata bir can simidi olarak tutunduğunu unutmamak gerek.
Geçen hafta inanılmaz bir konser ortamındaydım: Çemberlitaş’ta, Piyerloti Caddesi üzerinde bulunan Şerefiye Sarnıcı, 428-443 tarihleri arasında İmparator II. Theodosius tarafından, Bozdoğan Kemeri vasıtasıyla su depolanmasını sağlamak için inşa edilmiş. 4. yüzyılda yapılan Binbirdirek Sarnıcı ve 6. yüzyılda yapılan Yerebatan Sarnıcı ile birlikte yüzyıllar boyu İstanbul’un su ihtiyacını karşılamış. Yakın zamana kadar pek bilinmeyen bu sarnıç, 2010 yılında Büyükşehir Belediyesi tarafından ortaya çıkarılmış. Şimdi Şerefiye Sarnıcı’nda bir süredir her cumartesi, 17.30’da Ozan Binici’nin sanat yönetmenliğinde, klasik müzik konserleri düzenleniyor. Ben geçen hafta Nemeth Quartet’in çaldığı Necil Kazım Akses’in 2. Yaylı Sazlar Kuvartetini (1971) dinledim. Türk Beşleri’nin en genci olan bestecinin her bir kuvarteti dönemin Viyana biçeminin etkisindedir. Yazıldığı zamana, hatta bugüne göre bile oldukça yenilikçi ve seslendirmesi çok zordur. Zaten bu dörtlü de bugüne kadar en fazla iki kez çalınmış. Son bölümde kuvartete katılan tenor solo (Caner Akın) Akses’in zamanına göre yaptığı yenilikçi bir deneme. Bu oldukça zor yapıtı yorumcular büyük bir dikkatle ve güzel bir tınıyla seslendirdiler.
Nemeth Quartet, 2013 yılında kurulmuş. Gülen Ege Serter (keman), Şeniz Aybulus (keman), Elena Ünaldı (viyola) ve Mutlu Varlık Kocaili’den (çello) oluşuyor. Üyelerin her birisi aynı zamanda Anadolu Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndaki öğretim görevlerini sürdürüyorlar.
Bundan sonraki dinleti 9 Kasım’da, Sean Schibe adlı bir İskoçyalı gitarcının. 16 Kasım’da Nevit Kodallı’nın 1 ve 2 numaralı yaylı çalgılar kuvartetleri yine Nemeth Quartet tarafından seslendirilecek. Yeni mekânların keşfi, İstanbul gibi büyük bir kentte yeni dinleyicilere ulaşmanın güzel bir yolu.
Geçen hafta Cemal Reşit Rey Salonunda birkaç kez sahnelerimizde izlediğimiz İngiliz kemancı Charlie Siem vardı. Armani, Dunhill gibi ünlü modaevlerinin yüzü olarak da nice derginin kapağında yer almış, iyi bir müzik eğitimine sahip zarif bir sanatçı. Guerneri 1735 bir kemanla çalıyor. Piyanoda Caroline Jaya-Rathman özellikle Beehoven’in Sol Majör sonatında çok başarılıydı. Zira Beethoven’in keman sonatlarının albüm kapağına besteci “piyano ve keman” sonatları olarak başlık koymuştur. Piyanist kemancıya eşlik etmekle beraber, onun kadar güçlü bir görev üstlenecektir. Grieg’in 3. Sonatı da romantik ve derin düşünceyi yansıtan bir ustalıkla seslendirildi. Keşke yalnız bölüm aralarında değil, sanatçıların her nefes alışlarında patlayan alkışlar olmasaydı!
BİFO mevsimin açılışını Sascha Goetzel yönetiminde, Avustralya doğumlu ünlü keman virtüözü Ray Chen ile yaptı. Mendelssohn’un Mi Minör keman konçertosunda duyarlılığı, ajilitesi ve hafifçecik yorumunun ardında yatan derin anlamlarla çok başarılıydı. İkinci yarıda orkestra Berlioz, Dukas ve Nielsen’den eserler çaldı. Danimarkalı besteci Nielsen’in 1919 imzalı Aladdin Süiti ise ancak son bölümünde dinleyiciyle dostluk kuran bir eser olarak belleklerimizde kaldı.  


Yazarın Son Yazıları

Uğur Mumcu anısına 29 Ocak 2020
Bir zamanlar İstanbul 15 Ocak 2020
Onu sahnede yitirmiştik 25 Aralık 2019
İki Altın Madalya 6 Kasım 2019
Sanat Can Simidimiz 23 Ekim 2019