İtalyan otomobilinden Katar kanalına ‘Yerli Malları’ haftası...

31 Aralık 2019 Salı

1960’lar, asistan olduğum ilk yıllarda, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ndeki iki hocam Sencer Divitçioğlu ve Haydar Kazgan Devrim arabasını tartışıyorlardı:

- Sencer Hoca, mikro dersi veren bir hoca olarak, birim maliyeti yüksek ise piyasada tutunamaz, rekabet gücü olmaz diye olumsuz bakıyordu.

- Haydar Kazgan Hoca ise “maliyet başlangıçta yüksek bile olsa yapılması gerekir” çünkü getireceği sosyal, siyasal ve ekonomik dışsallıklar (externalities) hesaba katıldığında makro hesaplarla (makro maksimizasyonda) işler değişir görüşünü savunuyordu.

Sonraki yıllarda, 1974 ve 1975’te Prof. Mükerrem Hiç, Prof. İlker Birdal ve bendeniz Türk otomotiv endüstrisinin Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) karşısındaki durumu” başlıklı bir otomotiv araştırması yapmıştık. 6 aylık bir ekip çalışması oldu ve yayımlandı, önemli yankı yaptı. Bu kapsamda yurtiçi ve dışındaki otomotiv tesislerini de inceleme fırsatım oldu.

- 1964 Montaj Talimatı çerçevesinde, DPT kapsamında yürütülen yatırımlar çok geniş bir “yan sanayi alanına da uzanmıştı”. 1980’li yıllarda otomotivde büyük bir gelişme sağlandı. Otomarsan Kahire Belediyesi’ne bile otobüs satıyordu.

Ancak 1995’te AB ile imzalanan tek yanlı gümrük birliği anlaşması otomotivden tekstile, ilaçtan gıdaya, demir-çelikten elektronik sanayisine, her alanda gerilemeye yol açtı.

- AKP iktidarından sonra ise kalan tesisler, siyasal İslam odaklı dönüştürmenin bir finansman kaynağı olarak ortaya kullanılageldi. Jet Fadıl’ların “trajikomik projelerine kadar” sahneye otomotiv üreticisi olarak (!) soyunan garip kişiler boy gösterdi. Ortam bu şarlatanlığa uygundu.

Yeni açıklanan TOGG otomobili İtalyanlara İtalya’da yaptırılarak Türk otomobili olarak pazarlanan bir ürün. Ciddi bir yakın geçmişi olan Türk otomotiv endüstrisine büyük bir saygısızlıktır.

Konunun içinde olanların çok iyi bildikleri gibi:

- Türk ekonomisi artık “açık bir ekonomi konumundadır” ve makro ulusal politikalarımız yoktur.

- ABD’den İsveç’e ve İngiltere’ye kadar en disiplinli ve makro politikaları olan ülkeler bile, “otomotiv sanayinde Japonya, Güney Kore ve Çin karşısında dayanamamışlardır”. Gerilemiş ve kontrollerini kaybetmişlerdir.

- Bugün peynirini, pamuğunu, bisküvitini, ilacını, inşaat girdilerini bile ithal ederek, “önceki ithalatını ikame politikalarından tamamen koparılmış ve dışa bağlanmış bir ekonomik düzensizlik” bulunuyor. İtalya’dan adrese teslim paket gibi postalanan yeni “Türk otomobili”! ne anlam taşır.

- Hele AKP’nin 2002’den beri fiilen yürüttüğü kağıttan demir-çeliğe, gıdadan ilaca ekonominin içini boşaltma ve yabancılaştırma uygulaması tüm hızı ile sürerken.

- Güzelim “yerli Boğaziçimiz” yerine, Katarcı İstanbul kanalı zorla uygulanmaya çalışılırken: yerli (ve ulusal) Tank Palet Fabrikamız Katar’a havale edilirken, “paket program olarak İtalyanlara sipariş edilen otomobile” Türk (ve yerli) demek ne anlama gelebilir? Onun finansmanını da Katar’a mı yaptıracağız?

- Bir Türk otomobilinin gerçekleşebilmesi için her şeyden önce içeride, “yerli ve ulusal tarım,

sanayi ve ticaret zihniyetinin” olması: bunun için de “katılımcı demokrasinin” bulunması gerekir.

Yerli katılımcılar, yani (TOGG) ancak böyle bir “ulusal şemsiye altında gelişebilir.” Ekonomide kararların “makro ve ulusal politikalardan uzak”, kimi kişilerin ve yandaşların egemen olduğu, içeride buram buram haksız rekabetin yaşandığı bir ortamda TOGG’un geleceği de Tank Palet Fabrikası’ndan farklı olamaz.

Sadece tribüne oynanmış şike bir politik kurgudan öteye gidemez. 2002’den beri bugüne kadar canımızla, alın terimizle, güç bela biriktirdiğimiz “yerli ve ulusal değerlerimizin” özelleştirmeler ve yabancılaştırmalar sonucu ne hale getirildiklerini yaşadık ve halen de yaşamaktayız.

İthal ikamesi” yolu ile çok uzun yıllar boyunca ürettiğimiz varlıklarımızı ve birikimlerimizi yanlış yönetimler yüzünden kaybettik: büyük yatırımlarla donattığımız pırlanta gibi gençlerimizi bugün “yurtdışına adeta ihraç ederken”! şimdi de onların yerine İtalyanlara ısmarlama ve adrese teslim bir araba yaptırıyoruz: önce bu gençleri “gitmeye mecbur etmekten vazgeçelim”. Onlar yarın İtalyanlarınkinden çok daha güzellerini bu ülkenin kendi topraklarında üretebilecek güce sahiptirler...


Yazarın Son Yazıları