Veysel Ulusoy

Ekonomide ikicilik (düalizm)

05 Ocak 2020 Pazar

Bir yılı daha geride bıraktık. Takvim ölçüsü ile bıraksak da, yaşanan tüm ekonomik ve sosyal sorunlar tüm gücüyle devam eder niteliğe sahip. İşsizlikten ihracattaki kısırdöngüye, asgari alım gücünden ekonomik büyüme(me)ye kadar hemen her ölçüde sorunlar belki de artarak devam ediyor.

Bir de karşımıza içeriği genişleyen, bir ülke içinde farklı düzeylerde gelişmişlik, teknoloji ve değişik talep biçimlerine bölünmüş iki ayrı sektörün (yapının) varlığını ifade eden düal (ikili) ekonomiyi derinden hissetmeye başladık.

Ülke içinde aynı anda gelişmişlik farklarını, sektör içinde de modern ve geleneksel kapsamda iki ayrı üretim sürecini ifade eden ikili ekonomi kendini öncelikle tarımda gösterir. Modern ve hacimli tarım ve geleneksel yöntemler ile yapılan küçük çaplı çiftçilik faaliyetinin aynı anda yaşandığı düalist özelliğini koruyan ekonomimizde, sanayi ve hizmetlerde de aynı tür bölünmüşlükler kendini hissettiriyor.

Sadece modern ve geleneksel farkı düalist ekonomiyi tanımlamıyor muhakkak. Dış ticarette, işgücü piyasasında ve hatta siyaset alanında bile görülmeye başlandı bu özellik.

Geleneksel üretimden moderne doğru evrilen süreçte, tarımdaki çalışan sayısı ve oranı imalat sanayiine yönelerek azalır. Ülke geliştikçe de imalat sanayiinden hizmetlere doğru bir geçiş yaşanır. İlginç bir şekilde, son yıllarda tarımdan hizmetlere doğrudan işgücü akışı yanında inşaat ve sanayi istihdamındaki azalmayı aynı anda gözlemlemeye başladık. Yapısal düalizm olarak isimlendirebileceğimiz bu özelliğin dışında, teknolojik, sosyolojik, bölgesel ve yönlendirilmiş düalist (ikili) uygulamaları da uzun süreden beri ayrıca gözlemlemekteyiz.

Modern ve geleneksel özelliklere göre ayrımı ifade eden tüm bu yaklaşımların sınırı doğal olarak bunlar değil. Özellikle ekonomik gelişmelere bağlı olarak yeni düalist özellikler karşımıza çıkıyor. Ülke içinde iki farklı para biriminin etkinliğini ifade eden dolarizasyon buna en güzel örnek….

Ülke riski arttıkça onu en aza indirgeyen bir yatırım ya da güvenli alan özelliği taşıyan bu süreçte halk hem kendi parasını hem de doları ekonomik kararlarında aynı anda hayata geçirir. Özellikle 2018 ekonomik kırılma sürecinden sonra 194 milyar ABD Doları’nı aşan bir hacme ulaşan mevduatın varlığını görmekteyiz.

Enflasyonda durum farklı mı? Daha iki gün önce açıklanan yüzde 11.84 oranındaki 2019 yılı enflasyonu, kendini “açıklanan veriler” ve “halkın hissettiği” olarak ikili bir yapı tartışmasına itti bizi.

Asgari ücretin belirleme ve uygulama alanı da ikili ekonomide yerini aldı. Her yılın sonunda işçi, işveren ve hükümet kanadının (anlamsız) toplantıları sonucunda belirlenen sözde asgari ücret, son birkaç yıldan bu yana ücretler genel seviyesini kendine çekmeye başladı. Bu yapısal kırılma eğitimli ve vasıfsız çalışanlar arasındaki verimlilik farkının piyasada değer bulmaması kapsamında düalist bir özellik ortaya çıkardı. Diğer bir ifadeyle, eğitimin değerinde düalizm sorunu yaşanmaya başladı.

Dış borçlanma ve onun toplumsal yükü ele alacağımız son örnek olacak... 1990’larda dış borç yükünde devlet tekeli varken, bu zamanla değişime uğradı ve 2000’lerin başında gayri safi yurtiçi hasıla içindeki payı yüzde 30’larda olan özel sektör borcu günümüzde yüzde 70’lere yükseldi.

İşte tam da bu resim, diğer ülkelerdeki oranlarla paralellik sürdürmekle beraber, özel sektör yatırımları sonucu oluşan borç yüküne verilen hazine garantileri nedeniyle düalist sonuçlar doğurmaya başladı. Hazine garantileri rasyonel karar verici ve kontrolcü özelliğe sahip olan tüketicinin, iradesi dışında bir ekonomik kriz durumunda oluşan maliyeti enflasyon ve işsizlikle yüklenmesi sonucunu doğurmaktadır… aslında şu günlerde olan da budur.

Özetle, ekonomide ikili (düalist) yapı sadece gelişmişlik seviyesindeki farklılıkla değil de daha pek çok faktörle açıklanır. Tüketimden enflasyona, liradan dolara, kontrollü ekonomik davranıştan kontrolsüzlüğe (dışsal etkilere), eğitimin değerinden vasıfsızlığa, geniş bir yelpazede gözlemlenen farklı davranış biçimlerinin varlığı ekonominin sağlığının da temel göstergeleri olarak karşımıza çıkmaktadır.


Yazarın Son Yazıları

Büyüdük mü yoksa? 16 Şubat 2020
Mikrop ekonomisi 2 Şubat 2020
2020’de umut var mı? 22 Aralık 2019
Beş soru, beş yanıt... 10 Kasım 2019
Üç enflasyon 13 Ekim 2019
Faiz ve yatırım 15 Eylül 2019
Ekonomide irtifa sorunu! 18 Ağustos 2019
Bizimki hangi kriz? 4 Ağustos 2019