Köşe Yazısı

A+ A-

Saray’dan Magazin Tadında İlkler

17 Ocak 2015 Cumartesi

Benim günahım değil.. Giderek magazin tadı artan, Sarayı gündemde tutmayı odak almış medyatik atakların son birkaç gününe ilişkin örnekleri vermeye niyetlenmiş, yazımın başlığını atmıştım ki... Dakikası, saniyesi ile daha çok etkilendiğim yeni bir haber, etkili görüntüleri eşliğinde gündeme giriverdi.. Tarihçi profesör, heyecanlı Guinnes rekorlar kitabına girmek istedikleri çalışmanın önünde coşkuyla anlatıyordu. Tam da evimin yakınında, İstanbul’un fethinin gerçekleştirildiği anı konu alan üç boyutlu dev bir resim hazırlanmıştı. Yağmur ve erken basan alacakaranlık üçboyutlu eseri aslında biraz daha etkili kılıyor gibiydi. “Panaroma 1453” başlıklı görüntülü haberi bu yazıyı okuyana kadar birçok televizyon kanalının ana haberlerinde görmüş olabilirsiniz.
Bildiğiniz üzere bugünlerde Cumhuriyet’i, içinde yaşadığımız ülke ve dünyayı, gerçeklerini atlayarak Osmanlı tarihi ile başlayan geçmişi geleceğe dayanak yapmaya çalışmak çok moda. Doğal olarak üniversiteler, kültürel, siyasal yaşamın içinde var olmak, yer kapmak, öne çıkmanın en etkili aracı olarak bir yarıştır gidiyor. Tarihçi profesörümüz üçboyutlu dev görselle Guinnes rekorlarına girebilme çabasıyla öylesine heyecanlanmışlardı ki, fethin son askeri darbesinin surları önündeki yeri tamam da günü, saati uyumsuz şovu bir yerlere koyamadım. İlk aklıma geleni; yaranma, yandaşlıkta yeni renklerle öne çıkılabilir mi yarışlarında, sonsuz olabilecek denemelerin, ilklerin giderek magazinleşmekte olduğuydu. Belki de sorun sıradan insanların güncel yaşamlarıyla batan çelişkilerde. Dakikalar öncesinde olumsuz hava koşullarında kırımı yaşayan sera üreticilerinin dramları vardı. Bize yansıyan boyutu elbette etiketlerdeki sebze meyve fiyatlarının patlaması, üreticinin dramının bir başka boyutu ile bize yansımasıydı. Bal tutabilen parmaklar için ne sakıncası var ki.
Belki de ben gazetemizde günlük işlerin güvenlikli yapılabilmesinin sağlanma koşullarından, gelen yolların trafik ve yayalara kapatılmasından gereksiz etkilenmişimdir. Gazetenin sokağına girebilmek için kimlik göstermemiz bizim güvenliğimiz için ancak yakın akraba ve dostların yanımıza gelmeyi başaramadıklarını telefonla bildirmek zorunda kalmaları, okurlarımızın karşılaşabilecekleri sorunları dert etmeme yol açıyor. İşlerini güçlerini bir kenara atıp geçmiş olsun diyebilme adına saatler ayıranlarla kucaklaşalım derken haber izleyemez, gazete okuyamaz olduk. Cumhurbaşkanı, dünkü açıklamasında başbakandan bir adım ileri çıkışıyla, bizim düşünce özgürlüğüne çok sayıda yazarını kurban vermiş bir gazete olarak basın özgürlüğü, gazetecilerin yaşam hakları üzerinden dayanışma amaçlı yayınımızı “Özgürlük değil, terör estirmek, provokasyon” sözcükleriyle değerlendirince... yayın akışlarını dikkatle izledim. Aynı saatin içinde, birçok bakan ve AKP kadroları, yandaşlarından sertlikte yarışan eleştiriler geliverdi. Başbakanın açıklamasından saat geçmeden açılan soruşturmaların haberleri gelmemiş miydi? Tak-şak ilişkisi bir günde bine yakın yeni yargı görevlisini atayabilen, her tür demokratik ilkenin üstünde, yargı bağımsızlığını da ezen bir iktidar gücünde, şaşırtıcı bir sonuç olacak değil ya.

***

Boşuna bir dokun bin ah işit dememişler. İnatla yazımın başlığına değiştirmeyeceğim, Saray’dan magazin tadında ilkler haberleri, tartışmalarına döneceğim.. Dünya medyasının bir zamanlar merkez ülkeler iktidarlarının çıkar hesapları ile uyumlu görerek yere göğe oturtamadıkları İktidarlarının gözden düşmesiyle, dozu artan eleştirilerinin etkisinde kalmaya niyetli değilim. Tarihteki 16 Türk devletinin simgesi askerlerin giysileri üzerinden magazin tartışmalarını alaylı mizah üretimlerini geçeceğim. Bence anlamlı tek yorum, iç sosyal medya odaklıydı. Önümüzdeki seçimlere dönük olarak İktidarlarının Kürt açılımı üzerinden yaptıkları hesapların tutmaması karşısında yüzlerini milliyetçi oylara döndürme eğilimlerinin yansımalarıydı. Saray’dan yeni ilk uygulamalar haberlerinin bundan sonrası da farklı renklerde, aynı eksende olabilecek izlenimini, MHP ve Kürt siyasal cephesinden gelen eleştirilere bakarak açıklıyorum..
Cumhurbaşkanımız nasılsa başbakanlık dönemini aratmayan bir dinamizim içinde.. Her gün birkaç etkinlikte yer alma, yeni gündem yaratma yetisini, bugünlerde daha çok Saray’ın çevresine odaklandırdığından Saray çatısının altındaki etkinlikler, konuk ağırlamaları, renker, yeni sürpizler habercilerin hem işini hem de haberlerin magazin etkinliğini artırmış olmalı. Her yeni haber biraz daha renk, magazin yanı ağır basan tadda öne çıkarılıyor. Medya dün ak anlamına gelen siyasal çerçevenin bugün kara oluvermesi, çelişkilerinin üzerine parmak basmaktan kaçınıyor mu ne? Söylemlerin sonuçları çok önemli olabilecek ağırlıklarını tartmak, çok tartıştırmak yerine magazine, renklere ağırlık vermeyi seçiyorlar. Sultanahmet’te radikal siyasal İslamın terörünün ülkemize yeniden bulaştırılması gerçeğinin tetikçisinin haberlerinde bile, özel yaşam geçmişi, fiziki güzelliğini sergileyen fotoğrafları, ailesini olup bitene şaşırması boyutları öne çıkıveriyor.