Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
İlhan Selçuk

İnsanlardan Sonra Sözcükler mi?

14 Haziran 1982 Pazartesi

PENCERE

İnsanlardan Sonra Sözcükler mi?

İnsan kimi zaman bunalıma düşebilir. Yaşamın çeşitli aşamalarında olur böyle şeyler. Kişinin sinirleri davul gibi gerildiğinde sağlıklı düşünme olanakları azalır. Bakarsınız adam durup dururken çevresindekilere saldırıyor; neden yokken çocuğunu dövüyor; karısını azarlıyor; arkadaşlarıyla kavga ediyor. Böyle dönemlerde düşünmek gerekir:

- Ne oluyor?

Yatıştırıcı (müsekkin) ilaç almak akla ilk gelen önlemdir; ama, bunalım hastalığa dönüşüyorsa en iyisi bir hekime başvurmaktır. Bunalımın nedenlerini aramak, köktenci bir çözüm yolu bulmak doğru yöntemdir.

Toplum da insan gibi bunalıma düşebilir ve toplumu oluşturan bireylere yansır bunalım...

*

Türkiye’nin bir bunalım dönemi yaşadığı kesindir.

Böyle zamanlarda yatıştırıcı önlemlerle serinkanlı davranmanın yolu yordamı aranır. Ama görüyorum ki akıl ve sağduyunun sesini çok az kişi dinliyor; ve iş öylesine çığrından çıkıyor ki insanların suçlanması da artık kimilerine yetmiyor; sözcüklerin suçlanması aşamasına girdik. Bu tutum bir salgına dönüşüyor; Danışma Meclisi’nde bir üye “çağdaş” sözcüğünü şöyle suçluyor:

“Son zamanlarda memleketimiz basın yayınında bazı tabirler, bazı fikirlerin işareti olarak, bazı doktrinlerin alameti olarak kullanılagelmiştir.”

Peki, ne yapalım?

‘Çağdaş’ı anayasadan çıkarıp atalım.

İstanbul’da yapılan 18’inci Ulusal Nöroloji Kongresi’nde de “ulusal” sözcüğüne karşı çıkmış bir profesör; kimi üyelerce de alkışlanmış.

“Devrim” sözcüğü zaten düşman ilan edilmişti; “sosyal” sözcüğü sosyalizmi anımsatıyordu; “özgürIük” anayasadan atılmıştı.

*

Acaba bu gidişi sağlıklı sayabilir miyiz? Ortaçağda böyle sayrılıkların koyusu yaşanmıştır. İnsanı bedenindeki cinlerden kurtarmak, kişiyi kötü ruhlardan soyutlamak için ne acılar çekilmiştir? Kimi sözcüklerin cehennem zebanilerinin simgesi ve günahların ürünü olduğu ileri sürülmüştür. Toplumların kocaman bir cadı kazanı gibi fokur fokur kaynadığı dönemleri tarihte okuyoruz.

Şimdi Türkiye’de bir tanıdığa rastladın mı ne diyeceksin?

- Selamünaleyküm..

- Günaydın..

- Merhaba..

- Bonjur...

Her bir sözcüğün insanın art niyetini vurgulayan bir yanı mı var? Ne yapalım? İnsanları selamlaşmalarına göre kovuşturalım mı? Zaten mahpushanelerimiz kişilerle ağzına kadar dolu; bu kez sözcükleri suçlayıp yargılayarak toplumu bir ortaçağ hastalığının batağına mı gömelim?

Hayır...

Ne olur, biraz serinkanlılık, biraz temiz hava, biraz sağduyu, biraz mantık...

*

Anayasa tasarısından “çağdaş” sözcüğünün çıkarılması bir bakıma yerinde olmuştur.. Çünkü tasarı çağdaş değildir.

Ama “çağdaş” sözcüğünü ceza yargıcının karşısına sanık diye çıkarmak isteyen eğilimin Danışma Meclisi’nde çevre bulması kaygı verici değil mi? Bu durumda kimilerine hemen biraz “yatıştırıcı” verilmesi gerekir. Eğer bu önlem sinirleri yumuşatıp dengeyi sağlamıyorsa, ağır bir hastalığın başlangıcında olduğumuzu söyleyebiliriz.

(14 Eylül 1982 tarihli yazısı)

Tümü İlhan Selçuk - Son yazıları

Savcının geleceği parlak görünmüyor 12 Ağustos 2015 Çar
Patrikhanenin Sicili... 11 Haziran 2012 Pzt
Mumcu'nun Saptamaları... 7 Haziran 2012 Per