Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Cüneyt Arcayürek

Bir Seçimin Ardından

7 Kasım 2008 Cuma

ABD yeni başkanını seçti: Barack Obama.

Canlı yayında izledik. Şikagoda meydanı dolduran yüz binlere teşekkür konuşması yapmak için hazırlanan büyük platforma çıkan Barack Obamayı siyahilerden çok beyazlar alkışlıyor.

ABDde halk; adeta eski Başkan Bushtan kurtulmanın, umut veren bir değişim çağının başlangıcını kutluyor.

Dinsel tutkularla, yalanlarla başlattığı (örneğin Irak) savaşlardan, dört yıl sonunda Amerika halkını ve hemen bütün dünya ülkelerini kasıp kavuran ekonomik ve mali krizi yaratan beceriksiz bir başkandan kurtulduğu için dünya bayram ediyor...

Umut penceresinden bakan siyahi baş, umutları acaba gerçekleştirebilecek mi?

Yoksa hemen bütün ABD başkanları gibi Obama da ABDnin ulusal yararlarını siyasal anlayışların üstünde tutan derin devletin çizdiği yörüngenin dışına çıkamayacak mı?

***

Bütün TV kanallarında Obamanın seçilişiyle ilgili yayınlardaki haber sunuşlarında ve yorumlarda Amerika; başkanını değil, sanki Türkiye başkanını seçmiş gibi bir hesapsız coşku, bir heyecan vardı.

Obamaya övgüler sıralanıyor. Yeni ABD Başkanının Türkiyeye bakış açısı nedir sorusuna dolu dolu yanıt veren tek bir yorumcu veya haber yoktu ekranlarda.

Bir kuşku ve bir de umut veren söylemler Ermeni soykırımını tanıyacağını kesin dille ifade etmesi Türkiyeye bakış açısını gölgeliyor.

Fakat -teselli olarak- seçim kampanyalarında başkan adaylarının Ermeni seçmeni yakalamak için soykırımı tanıyacağı vaadinde bulunduğu anımsatılıyor.

Avrupada altıncı, dünyada on beşinci sırada olduğu söylenen Türk ekonomisi ve Ortadoğudaki coğrafi konumu nedeniyle Obamanın da, Türkiyeyi gözden çıkaramayacağının altı çiziliyor.

***

Oysa Obama, kendinden önceki başkanlar gibi davranmayabilir. Türkiyeyi gözden çıkarmayacaksa bunun nedeni ne ekonomi ne de Türk dostluğuna verdiği önemden kaynaklanmayacak elbette: ABD yararları neyi gerektiriyorsa, belki uygulamalarda Bushtan farklı olarak Türkiyeyi kollayan bir politika izleyebilir ama, değişim yıllarıdır diyerek soykırım iddiasını resmen tanıyabilir.

Unutmamak gerek; Demokratların Türkiyeye bakış açıları Cumhuriyetçilerden oldukça farklıdır.

Barauk Obama, seçim belgelerinde yazılı olduğu gibi Türkiye ile stratejik ortaklığı onarmayı önemli bir hedef olarak görüyor.

Ne ki, Bush gibi stratejik ortağını Ortadoğu amaçlarında bir araç gibi kullanmayı yeğleyecek mi, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında kullanacağı bir silah olarak görmeyi sürdürecek mi?

***

Gelelim asıl sorundan kaynaklanan soruya:

Başkan Bush, Türk demokrasisini ılımlı İslam modeli altında İslam ülkelerine bir örnek gibi göstererek laik Cumhuriyetin temelinin dinamitlenmesine hizmet etti.

Bu amacı gerçekleştirmek için dinci RTE iktidarına büyük katkı sağladı.

AKP, yıllardır iktidarda ve ayakta duruyorsa bunu gerçekleştiren büyük etkenlerin başında Başkan Bushun ılımlı İslam politikası ve AKPye bu yönde verdiği destek geliyor.

Laik Türkiye geleneğine ne derece saygılı olacaktır? Obamanın izlediği politikanın bize göre en duyarlı noktası budur.

Bilinen bu gerçekler Obamaya Türkiyeyi en başta ilgilendiren şu soruyu yöneltmemize olanak tanıyor.

Yeni Başkana soralım:

Eski Başkan Bushun Türkiyeye uyguladığı ılımlı İslam politikasına devam edecek mi?

Bu politikalarla dinci güdülerle hareket eden, laikliği sözde savunan, lakin laikliğin temel koşullarını hemen her fırsatta yok etmeye çalışan RTE iktidarına ABD desteğini sürdürecek mi?

Bu temel anlayışta Türkiyeyi rahatlatacak bir politika izlediğini göstermedikçe Başkan Obama:

Vaat ettiğiniz değişim en azından bizim için geçerli olmayacak.

Tümü Cüneyt Arcayürek - Son yazıları

Viraj ustası 10 Mayıs 2015 Paz
Ya sen nesin? 9 Mayıs 2015 Cmt
Anlamaz 8 Mayıs 2015 Cum