Liberal Muhalife Övgü!

13 Şubat 2015 Cuma

Seviniyoruz. Yakın geçmişte AKP’nin, 12 yıllık hükümetin açık destekçisi olan yaygın adlandırmayla “kamuoyu oluşturucusu” liberal arkadaşlar artık AKP’ye ve hükümete kuşkuyla bakıyor, hatta siyasal iktidarı sertçe eleştiriyorlar. Seviniyor ama aynı zamanda neden, nasıl diye soruyor, itirazlarının kalıcı olup olmayacağını, bir paradigma değişikliği anlamına gelip gelmediğini de merak ediyoruz. Geçmişte hükümete desteklerinin etkin olduğunu, bugün karşı karşıya kaldığımız vahim noktaya giden yolda katkılarının büyük olduğunu düşündüğümüz için, bundan sonrasını merak ediyoruz ister istemez.

***

İyimser miyiz? Doğrusu pek değil. Bu karamsarlığımızın da nesnel temelleri var: Her şeyden önce liberalizmin; zamanımızın egemen düşünce kalıbı olarak neoliberalizmin parçalı yapısının renk değiştirmeye, iktidar destekçiliğinden “sert muhalifliğe” geçişe uygun karakterinin payını unutamayız. Bu da pek teşne olduğumuz, çabucak kapıldığımız iyimserliğimizi biraz frenliyor. “Gerçek mi, gerçekten muhalif misiniz bu gidişe?” diye sık sık soruşumuz bundan. Bu konu üzerine kafa patlatanlar da zaten neoliberalizmin bir tür yamalı bohça özelliğini sık sık vurguluyorlar.

***

Onlardan birisinin, Londra Üniversitesi öğretim üyesi Hintli bilim adamı Subir Sinha’nın neoliberalizm tanımı da bu yamalı bohça nitelemesini güçlendiriyor. Şöyle diyor Subir Sinha: “Neoliberal siyaset çeşitli unsurların bir bileşkesinden oluşuyordu: Bireycilik, seçim, piyasa toplumu, laisses faire, hükümetin ekonomiye asgari ölçüde müdahalesi, iktisat dışı alanlarda güçlü hükümet, toplumsal otoriteryanizm, disiplin toplumu, hiyerarşi ve tahakküm...” ve hatta “ulusun putlaştırılması.(Neoliberalizm; Yordam Kitap; sf. 273) Kuşkusuz bütün bunların aynı kişide, kişilerde, aynı anda bir arada bulunması gerekmiyor. Zaman zaman, geçişli olarak, dönme hızına endekslenerek...
Ağır mı oldu? Hemen geri alabiliriz.

***

Ama neoliberal aydınların bu çok renkliliğini kapitalizmin tek renkliliğinden ayıramayacağımızı temel bir bilgi olarak söylemeden geçemeyeceğiz. Çünkü neoliberalizme dahil her şey bu temel üzerinde yükseliyor. Sık sık değişen görüşlerin temelinde uluslararasılaşmış ekonomi politikanın, ideolojinin “zengin” hazinesi var. Peki ama yakın geçmişte oldukça militan bir şekilde AKP hükümetinin arkasında durmuş, ona yol yordam göstermiş arkadaşların bugün “gerçeği görmüş” olmaları değersiz bir gelişme midir? Kuşkusuz hayır. Büyük mutluluk duyuyor, bu “tarihsel gecikme“ için teessüflerimizi bildiriyoruz yalnızca.
Yahu arkadaşlar, nerelerdeydiniz, gözlerimiz yollarda kaldı!

***

Hayır, şaka yapmıyoruz. Yalnızca itirazların işin esasına yönelik olup olmadığı konusundaki kuşkularımızı gidermeye çalışıyoruz. Bazı konularda bu hızlı geçişi, gerçeğin bu hızlı kabulünü, bazı kolay geçiş yollarının sağlamlığı konusunu test etmek gibi bir merakımız var. Geçiş noktaları arasında çevrecilik, cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele, sivil toplum kuruluşlarının fonksiyonları, sendikalar, işçi sınıfının mücadelesine destek gibi konular var ve biz de merak ediyoruz ister istemez. Bir de kimse size Marksist olun demiyor da; antikomünizm illeti hâlâ sizi etkiliyor mu diye sormadan edemiyoruz.

***

Bu konularla ilgili soruları açmak, derinleştirmek, artık gidişteki vahameti görmüş ve muhalefet saflarına geçmiş arkadaşlara hiç değilse çevrecilik konusunda bir soru soralım da kapatalım bu bahsi. Arkadaşlar sizin bu konudaki gayretlerinizin çok işe yaradığını, toplumsal bilinçlenmede gerçekten büyük değer taşıdığını yabana atmıyoruz. Ama bu sorunun sistemle bir bağı olduğunu da kabul edersiniz herhalde. Hiç kuşkusuz Avrupa’da sistem partilerinin tümünün çevreci kesildiklerinin ve çevreciliğin patronlar katında verimli, kârlı bir sektör olarak çoktan benimsendiğini de biliyorsunuzdur. Kısacası; kapitalizm çevreciliğe uyum gösterdi ama çevrenin kapitalizme uyum göstermediğini ve gösteremeyeceğini de biliyor musunuz?

***

Çevre konusu içtenlik testinin önemli bir noktasıdır. Yine de iktidara karşı özellikle otoriterleşme, laiklik konularındaki muhalefetiniz bizi, yani solda olanları, hâlâ şu “Ortodoks” inadı bırakamayanları memnun ediyor. Devam arkadaşlar, eleştirilerimiz sizi üzmesin. Onu her koşulda yaptık, aslında sizin içindir, yine yaparız.