İlhan Selçuk

Yüzbaşı Selahattin'in Romanı...

28 Mart 2003 Cuma

PENCERE


Yüzbaşı Selahattin’in Romanı...

Irak’a saldıran “Angloamerikan” ordusuna kimi çevreler “koalisyon güçleri” diyorlar...

Ne koalisyonu?..

Bizim “İngiliz” adını verdiğimiz kişi Frenk için “Angle”dir (Anglais); “Anglo”

sözcüğü İngilizce konuşan bir Kuzey Amerikalıyı da vurgular.

Angloamerika, İngilizce konuşulan Kuzey Amerika’yı dile getirir.

Bugün Basra’da Iraklılara saldırıp kuzeyde Bağdat’ı ele geçirmek isteyen İngiliz, seksen yıl önce de bu haltı işlemiş, sonra çöl kumları üzerine emperyalizmin bastonuyla sınırlarını çizdiği sömürge devletleri kurmuştu.

İkinci Dünya Savaşı ertesinde bu devletlerin az çok kanı bitlendi; yaşadıkları toprakların altındaki petrollerine sahip çıkmak istediler; Angloamerikanlar işte buna katlanamıyorlar; Irak savaşı bu işin ilk aşaması...

Sonra?..

*

Ver elini Orta Asya...

Angloamerikan, Afganistan’a yerleşti, Irak’a da konuşlandıktan sonra İran parantez içinde kalacak, sıra Tahran’a gelecek...

Hesaba göre İran’ın batısında 15-20 milyon “Azeri Türk”ü yaşıyor, Türkçe konuşuyorlar, şimdilik soydaşların kafaları şeriatla yıkanıyor; ama, Angloamerikan, İran’ı nasıl bölecek?..

Bush takımının tasarımına göre “Yeni Dünya Düzeni”nde yalnız Anadolu’yu Kürdistan’la bölmek yok, İran’ı da Azeri Türk’ü ile yıkıp Asya coğrafyasını kendine göre şavullamak var.

*

Geçen gün bundan otuz yıl önce yayımladığım “Yüzbaşı Selahattin’in Romanı”nı karıştırdım; İngiliz tıpkı bugün olduğu gibi Irak’ta Basra’dan Bağdat’a doğru yürümeye çalışıyor, karşısında Türkler var...

Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa’nın komutanlığını yaptığı 6’ncı Ordu “Kutsal Toprakları” savunmaya çalışıyor; çok şehit veriyoruz, ama, İngilizler 12 Mart 1917’de Bağdat’ı ele geçirip kuzeye doğru yürümeye başlıyorlar.

Yüzbaşı Selahattin not düşmüş:

“İngiliz siyasi tarihinde 3-B diye adlandırılan B’lerden birincisi Britanya’nın eline geçti; öteki ikisi Batum ve Bakû idi. Londra bu 3-B’nin kontrolünü ele geçirmek istiyordu.”

*

Seksen yılda dünya epey değişti; ancak Sovyetler yıkıldıktan sonra geriye döndük; Angloamerikan’ın emperyalist damarları kabardı.

Türkiye bu hengâmede ne yapacak?..

Yine Yüzbaşı Selahattin’in Romanı’ndan bir sayfayı açalım. Halil Paşa’nın ordusu Erbil’dedir, asker çadır kurmuştur; bir ihtiyar köylü sorar:

“- Oğul, böyle nereye gidiyorsunuz?..”

Selahattin yanıtlar:

“- Ne bileyim baba! Götürüyorlar gidiyoruz, ben buraların acemisiyim.”

İhtiyar müstehzi bakışıyla:

“- Oğul” diye seslenir, “bu yol Revandiz’e, oradan da İran’a gider. Duyuyoruz ki düşman Basra’yı almış, düşman Erzurum’a yaklaşmış; memleket düşmanın ayakları altındayken bizim askerin dışarda ne işi var...”

*

Borç lobisi Türkiye’yi Angloamerikan’ın güdümünde savaşa sürüklemek istiyor...

Bugün Irak, yarın İran mı?..

Buna ilişkin yazıları medyacılar şimdiden piyasaya sürüyorlar; inanılması güç; ama, emperyalizmin maşası olmaktan sakınalım; yoğurdu yemeden önce bin kez üfleyelim.

(28 Mart 2003 tarihli yazısı)