Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Bana Yaramayan Çözüm Süreci...

27 Mart 2015 Cuma

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, çözüm sürecinin tıkanmasıyla ilgili olarak, Kandil ve Demirtaş’ı suçluyor. Olaylar pek de Akdoğan’ı doğrular görünmüyor.
Çözüm sürecinin tıkanması Cumhurbaşbakan Tayyip Erdoğan’ın çıkışlarıyla zora girmiş bir görünüm içinde.
Akdoğan yıllardır çok önemli adımların atılmasının, Erdoğan sayesinde olduğunu ileri sürerken çok haksız değil. Atılan adımların ne kadar sonuç verici ve gerçekçi olduğu, sorunu tüm yönleriyle ne derecede kapsadığı tartışma götürse bile bazı şeylerin yapıldığı, bunda da Tayyip Bey’in katkısı olduğu yadsınamaz.
O zaman bu tavır değişikliğinin nedeni ne ola ki” sorusunun yanıtı açık:
-O zaman eskide kaldı şimdi ise işler değişti.
O zaman Tayyip Bey kendisi fazla bir şey yapmadan somut bir şeyler veriyor gözükmeden, ama Güneydoğu’da devlet erklerinin (yargı dahil) fiilen el değiştirmesine seyirci kalarak, sorunu barışçı yollardan çözüyor görüntüsünden kârlı çıkıyordu.

***

Artık sürecin kendi amaçlarına yarar sağlamadığını gören Erdoğan tavır değiştirmiştir.
Erdoğan’ın şu andaki hedefi fiilen sürdürmekte olduğu “cumhurbaşbakanlık” düzenini, resmen “başkan baba” totalitarizmine dönüştürmektir.
Bunun için Meclis’te anayasayı değiştirecek, hiç değilse bunu halk oylamasıyla sunabilecek bir çoğunluğa sahip olması gerekiyor.
Oysa bu dönemde, Tayyip’in de AKP’nin de oy oranlarında, geçim sıkıntısı, işsizlik, yolsuzluk gibi konuların da etkisiyle düşüş yaşanmakta.
2015 seçimlerine parti olarak girmeye karar veren HDP ise bir yandan Demirtaş’ın imajının da etkisiyle barajı geçecek izlenimini yaratmakta.
Bu durumda, 400 milletvekilliği peşinde olduğunu söyleyen Tayyip Bey’in, bırakın o 400’ü bir yana, 331’i bulması bile güç, hatta bazı anketlerin öngörülerinin gerçekleşmesi halinde, AKP’nin 275’in altına inmesi bile söz konusudur.
Görülüyor ki, HDP’nin barajı aşarak Meclis’e girmesi,Tayyip Bey’in bütün hesaplarını altüst edecektir.
Bu durumda, HDP’nin barajı aşarak, TBMM’ye girme-sini önlemek, önünü kesmek için, ona güç veren etkenlerin neler olduğuna bakmak gerek.
Daha önceleri çözüm süreci, seçimlere çatışmasız gitmek isteyen AKP’ye yaradı.
Ama artık çözüm sürecinden en kârlı çıkan parti HDP ve Selahattin Demirtaş oldu.

***

Bu durumda çözüm sürecinin önünü kesmek, aynı anda HDP’nin de önünü kesmek anlamını taşıyor.
Durum böyle olunca, Tayyip Bey aynen şöyle söylüyor:
-Bana yaramayan çözüm süreci olmaz olsun!
Peki, bu gidiş çözüm sürecin sonlandırır çatışma sürecini yeniden başlatır mı sorusuna gelince:
Doğrusu seçime kadar geçecek süre içinde çatışma hali, hem HDP, hem AKP için zararlı olacağından böyle bir olasılığın gerçekleşmesi güç görünüyor.
Provokasyon uyarılarının arttığı bir dönemde bu olasılığı tümden saf dışı bırakmaksızın çatışmaların yeniden başlaması ihtimalinin zayıf olduğunu belirtmek gerek. Çünkü şu anda tarafların hiçbiri yeniden silaha sarılmayı göze alacak durumda değil.
Bu durumda, seçime kadar geçecek süre içinde, süreç ne ilerler ne tümden sona erer.
Ama ağırlaşan fatura seçimin ertesinde daha da yüksek olarak ortaya konur.
Evet, her halükarda, seçim ertesi Türkiyesi’nin karşı karşıya kalacağı sorunların boyutu, dudak uçuklatacak ölçüdedir.
Şeamet tellallığı yaparak bunları şimdiden dillendirmenin anlamı yok. Nasıl olsa, zamanı gelince yaşayıp göreceğiz.

Tümü Ali Sirmen - Son yazıları

Rüzgâr eken... 23 Nisan 2019 Sal
Neden olanlar utansın! 19 Nisan 2019 Cum
Yerelden başlayarak 16 Nisan 2019 Sal

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Selahattin Demirtaş, Yalçın Akdoğan