Aldatılıp Aldanmış Bir Başbakan!
Meriç Velidedeoğlu
Son Köşe Yazıları

Aldatılıp Aldanmış Bir Başbakan!

27.03.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

19. yy.”ın düşünürlerinden Danimarkalı “Kierkegaard”ın, “Hayatı ileriye dönük yaşar, geriye dönüp anlarız!” söylemini, halkımızı, ülkemizi bölmeyi, parçalamayı türlü dolaplar çevirerek sürdüren “açılım”ın son sergilenişi karşısında yine anımsayıp yine sizlerle paylaşmak istedim.
“Birinci Dünya Savaşı” yenilgisinden sonra, “Osmanlı”nın elinde kalan “Anadolu”nun nasıl lokma lokma parçalanacağının örneklerinden birini “Vahdettin”in “Sadrazamı Ali Rıza Paşa” verir; “Anadolu”yu ilkin “Yerel Yönetim” birimlerine ayırmış; ayrıca her “birim”de “Genel Meclisler”in kurulması koşulunu getirmiş ve bu meclislerin her türlü kararı özgürce alabileceklerini de belirlemiş; böylece de birer “özerk yerel yönetim” birimine dönüşme seçeneğinin yolunu açmış: (9.2.1920).
Altı ay sonra, “Sevr” ile çizilen güneydoğu sınırının kuzeyinde de, Anadolu’nun içlerine dek uzanıp “özerk yerel yönetim” birimi olarak kurulan “Özerk Kürt Bölgesi” de, bir yıl sonra tam bağımsız bir devlete de dönüşebilecekti. (Sevr-Mad.62)
Bu yöntem, ilkin “özerklik” ardından “bağımsızlık” getiren “iki” aşamalı parçalama sistemi, kısaca “özerk yerel yönetimler” düzeni, yalnız “Osmanlı” için değil, üniter “TC Devleti” için de geçerli olması -içte ve dışta- hep gündemde tutulmuştur.
“21. yüzyıl”a girildiğinde de bu yönetim konusu iyice olgunlaştırılır; uygulanması için de, “ABD”nin Elçisi “Abromowitz”in gözde adamı, “R.T. Erdoğan” ile “A. Gül” ve “B. Arınç”a “AKP” kurdurulur (2002); bir ay sonra “AKP” iktidardadır.
Erdoğan’ın “siyaset yasağı” kaldırılır; “Başbakan” olunca da ilk işi, “yerel yönetimler”de “reform” yapacak bir “yasa” hazırlatmak, bunu “TBMM”ye getirip onaylatmak olur (2004).
Bilmem ki anımsar mıyız, dönemin “Cumhurbaşkanı Sayın A.N. Sezer” tarafından yasanın kimi maddelerinin “veto” edilmesini...
“Sayın Sezer”, özellikle “14.” maddeyle oluşturulacak özerk “İl Genel Meclisleri”nin, zamanla “bağımsızlık” kararına da varabilecek bir yapıda olduklarını vurgulayarak, yasanın bu maddeyle birlikte başka maddelerini de “Anayasa Mahkemesi”ne götürerek geçersizliklerini sağlar (2004).
Böylece Başbakan Erdoğan’ın, “95” yıl önce, Sadrazam Ali Rıza Paşa’nın kurduğu “düş”ü gerçekleştirecek “reform”un yolu kesilir...
Mahkemenin bu kararına karşı, bu “düş”ü “terör”le gerçekleştirmek için “1980”lerde yaratılan “PKK”den önce, “Batı”nın özellikle “AB”nin parlamentosunun (AP) üyelerinin kimisi “Atatürk”ü artık “unutun”; kimisi de “Sevr”i kabul edin çığlıklarıyla Türkiye’ye saldırmaya başlarlar.
Başbakan “Erdoğan”ın, üstümüze yağan bu uyarılara(!) pek aldırış etmediği söylenir; çünkü kendisinin “reform”u da içinde olmak üzere -ülke için çok tehlikeli boyuta varmış- bütün olup bitenlere “TSK” içindeki “1923 Atatürk Devrimi”ne yürekten bağlı komutanların -tıpkı tüm yurtseverler gibi- “kaygı” duyduklarını içeren “duyumlar” kuşkusuz ona da ulaşmıştır.
Ve -çok geçmeden- “TSK” içinde “tezgâhlar, kumpaslar” kurulmaya başlar; aynı “kaygıyı” yaşayan aydınlara, bilim insanlarına, rektörlere, yazarlara, gazetecilere karşı da kurulur bu kumpaslar...
Ve böylece de “Türk Yargısı”na kapkara bir damga olarak vurulan “Silivri Duruşmaları” başlar; “Erdoğan” bunların ilki olan “Ergenekon”un savcılığına soyunur; bunun gibi ortalığa dökülen “maskaralıklar”a dayanamayıp “içi bulanan” davada görevli kimi yargıç istifa eder; “Yargıç Şeref Akçay”ı anımsarız herhalde...
“TSK”nin -en küçük rütbeden en üst rütbedeki- yüzlerle komutanının tutuklanarak yargılandığı “Balyoz”da, davanın dayandığı üretilmiş “sahte CD”ler -gerek yurtiçi gerekse yurtdışı- uzmanlarca incelenip “sahte” olduklarını bildiren raporlar duruşmalarda dile getirilmeye çalışılırken; Başbakan Erdoğan da topluma: “Rahat olun, bu ‘CD’leri dinliyorum ‘şok’ oluyorum. İnanın o ‘CD’yi dinlemesem inanmayacağım, ama o ‘CD’yi dinleyince şoklara giriyorum...” diye sesleniyordu.
Oysa o sırada, “yüz binler” olarak halk “Silivri Mahkemesi”nin kapılarına dayanıp, “sahte gizli tanıklar”la, “sahte CD”lerle yürütülen yargılamaların kendilerini aldatamayacağını, aldanmayacaklarını -türlü sloganlarla- haykırıyorlar. Bu “gerçek” duruma göre demek o günlerde “Başbakan Erdoğan”, o “sahte CD’ler”le “aldatılıp”, “aldanıp” oturuyormuş koltuğunda...
Peki ama, bir ülkenin “Başbakanı”nın aldanması dolaysiyle, ülkeye kesilen “fatura”nın -yani- ülkenin kayıplarının hesabını kim verecek?
“Komutanlar”ın tutuklanmalarına, “gönlünün bir türlü razı olmaması”yla bu kayıplar ödenemez ki; bu durum bir “hesap sorma”yı ve “hesap verme”yi gerektirmez mi, değerli dostlar? Ne dersiniz?
Yarın “Beşiktaş”tayız!  

Yazarın Son Yazıları

Erasmus

Erasmus

Devamını Oku
19.03.2021
‘12 Mart 1921’

“Değerli dostlar bugün, ‘12 Mart günü’, Ulusal Kurtuluş Savaşı sürecinin önemli tarihlerinden birini oluşturur.

Devamını Oku
12.03.2021
‘Manifesto!’

‘Manifesto!’

Devamını Oku
05.03.2021
‘Elli Yıl’

‘Elli Yıl’

Devamını Oku
26.02.2021
Haddini Bil!

Haddini Bil!

Devamını Oku
19.02.2021
Bölme mi? Parçalama mı?..

Bölme mi? Parçalama mı?..

Devamını Oku
12.02.2021
‘Kıht-ı rical!’

‘Kıht-ı rical!’

Devamını Oku
05.02.2021
‘Aşı’ ve ‘mumlar’

‘Aşı’ ve ‘mumlar’

Devamını Oku
29.01.2021
Siyasal terör!

Siyasal terör!

Devamını Oku
22.01.2021
‘Geleceksizlik!’

‘Geleceksizlik!’

Devamını Oku
15.01.2021
Yeni bir kavram dolayısıyla...

Yeni bir kavram dolayısıyla...

Devamını Oku
08.01.2021
İlk gün

İlk gün

Devamını Oku
01.01.2021
İsmet İNÖNÜ

İsmet İNÖNÜ

Devamını Oku
25.12.2020
‘Şikâyetname’

‘Şikâyetname’

Devamını Oku
18.12.2020
‘Şeriat bizim hukukumuzdur!’

‘Şeriat bizim hukukumuzdur!’

Devamını Oku
11.12.2020
‘Rüzgâr eken fırtına biçer!’

‘Rüzgâr eken fırtına biçer!’

Devamını Oku
04.12.2020
‘Hukuk Devleti’ mi? ‘Kişi Devleti’ mi?

‘Hukuk Devleti’ mi? ‘Kişi Devleti’ mi?

Devamını Oku
20.11.2020
Depremle birlikte yaşamak

Depremle birlikte yaşamak

Devamını Oku
06.11.2020
‘Kıht-ı Rical’

‘Kıht-ı Rical’

Devamını Oku
23.10.2020
‘Quo vadis?’

‘Quo vadis?’

Devamını Oku
16.10.2020
Dünya Kız Çocukları Günü

Dünya Kız Çocukları Günü

Devamını Oku
09.10.2020
‘26 Eylül’ dolaysiyle!

‘26 Eylül’ dolaysiyle!

Devamını Oku
02.10.2020
Yarın ‘26 Eylül Dil Bayramı’!

Yarın ‘26 Eylül Dil Bayramı’!

Devamını Oku
25.09.2020
‘Torpil’

‘Torpil’

Devamını Oku
18.09.2020
İlahiyatçı ne diyor?

İlahiyatçı ne diyor?

Devamını Oku
11.09.2020
Yine mi?

Yine mi?

Devamını Oku
04.09.2020
‘Ağustos’ ayı

‘Ağustos’ ayı

Devamını Oku
28.08.2020
‘Bir fikir gazetesinde otuz yıl’

‘Bir fikir gazetesinde otuz yıl’

Devamını Oku
21.08.2020
‘Mecelle’

‘Mecelle’

Devamını Oku
14.08.2020
Lozan’dan Lozan’a!

Lozan’dan Lozan’a!

Devamını Oku
07.08.2020
‘24 Temmuz Lozan Günü’

‘24 Temmuz Lozan Günü’

Devamını Oku
24.07.2020
86 yıllık...

86 yıllık...

Devamını Oku
17.07.2020
Düğme

Düğme

Devamını Oku
10.07.2020
Bir zamanlar...

Bir zamanlar...

Devamını Oku
26.06.2020
‘Kavrulmak’ ve ‘savrulmak’

‘Kavrulmak’ ve ‘savrulmak’

Devamını Oku
19.06.2020
Ekonomiye sıra nasıl gelsin ki?

Ekonomiye sıra nasıl gelsin ki?

Devamını Oku
12.06.2020
‘65 yaş üstü’

‘65 yaş üstü’

Devamını Oku
05.06.2020
‘Ben ben ben demokrasisi!’

‘Ben ben ben demokrasisi!

Devamını Oku
29.05.2020
İkileşti mi?

İkileşti mi?

Devamını Oku
22.05.2020
“Çekildik...

“Çekildik...

Devamını Oku
15.05.2020