Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Mustafa Halif

Elma kabuğunu atmıyor, en pahalı çayı içiyor...

30 Mart 2015 Pazartesi

Pazar günü sabah sabah Yeni Şafak beni güldürdü, Allah da onları güldürsün. Niye güldün derseniz anlatayım. Manşetlerinin üzerinden bir haber vermişler. Şöyle ki; “Beştepe’deki (yani Kaçak Saray) sade ve doğal yaşam Emine Erdoğan sayesinde öne çıkıyormuş.”
Peki nasıl oluyormuş bu, gazete haberinde anlatıyor:
“Mutfaktaki limon ve elma kabukları çöpe atılmıyor, onlardan yapılan sirke temizlikte kullanılıyor. Sofrada bir kap yemek oluyor. En çok tüketilen içecek Rize’nin beyaz çayı.”
Şimdi bu haberin neresinden tutalım? Bak arkadaş, Emine Hanım ne tutumlu, limon ve elma kabuklarını bile attırmıyor desek...
1100 odalı, maliyetinin tamamı “tepki büyür” diye bir türlü açıklanmayan (1.3 milyar dolardan 3 milyar dolara kadar tahmin var) bir Saray yaptırıp içinde oturacaksın, sonra limon kabuğu edebiyatı yapacaksın.
Bir kap yemek yeniyormuş Saray’da. Bir kâse çorba veya bir çeşit yemek ve salatayla kurulan sofralar varmış. Ülkenin hâlâ on binlerce evinde yatağa aç giden çocukların, insanların olduğunu unutup “bir kap yemek bir de salata”yı büyük tevazu diye nakletmek.
Tüm bunların ardına da “Saray’da en çok tüketilenin dünyanın en pahalı çayı olduğunu, muhtemelen bilmeden itiraf etmek”: Bol bol Rize’nin beyaz çayı tüketiliyor.
Beyaz çayın fiyatından bir örnek vereyim. Çaykur Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, beyaz çayı 20 gramlık kutularda satacaklarını, kilosunun 4 bin TL olduğunu açıklamıştı geçen ay başı. Yani haber “nereden tutsan elinde kalıyor”.
Yazıyı bitirdim gazeteye yollayacağım... Bir arkadaşım aradı. O da bana Yeni Şafak’taki haberden bahsetti. Ancak onun bakış açısı biraz değişikti. “Emine Hanım haberi aslında bir anti Hayrünissa Gül haberi” dedi. Niye dedim, anlattı:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül iken eşi Hayrünissa Hanım mutfağa, yemeklere, tabak- çanağa çok özen gösterdi. Hatta Köşk’ten ayrılırken dağıtılan hatıra kitaplardan birinin adı “İhtimam, Zarafet, Lezzet... Çankaya Köşkü’nün mutfağı, sofraları, davetleri...” idi.
Abdullah Gül Çankaya’ya çıktıktan sonra mutfak 2010 yılında büyütülmüş ve 740 metrekareye çıkarılmıştı. Mutfağa tek parça pişirme ünitesinden dev bir mangala pek çok yeni ürün alınmıştı. Kitaptaki yemekleri, o fotoğrafları hatırla. “Deniztarağından yağ mantısına, hünkâr muhallebili kabak tatlısına” yemekler... İşte şimdi verilen mesaj, şu an Saray’ın mutfağı daha mütevazı ve doğal...
Telefonu kapattık... Kafam hafif karıştı. Evdekilere seslendim: Atmayın limon, elma kabuklarını, geliyorum...

Tümü Mustafa Halif - Son yazıları

Yalçın Akdoğan yaptıklarına değdi mi 25 Mayıs 2016 Çar
91 kere maşallah 22 Mayıs 2016 Paz
Bozdağ hak etti! 15 Mayıs 2016 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Abdullah Gül