Aydın Engin

AK Parti’nin Ak Rektörü: Mahmut Ak

04 Nisan 2015 Cumartesi

Altı üniversitenin daha rektörü belli oldu. Belli oldu derken Cumhurbaşkanı rektörlerini seçti demek istedim. Her biri tek tek ele alınıp tırmıklanabilir ama ben daha yakından izlediğim İstanbul Üniversitesi ile yetineceğim.
İstanbul Üniversitesi Türkiye’nin en eski, en büyük, en gelenekli üniversitesi...
Öğretim üyeleri, kimi rektör görmek istediklerini oylarıyla belirttiler. Cumhuriyet defalarca yazdı, artık ezbere biliniyor. 3000’i aşkın öğretim üyesinin katıldığı seçimde Prof. Raşit Tükel 1202, Prof. Mahmut Ak 908 oy alarak birinci ve ikinci sırayı almışlardı.
Bu sıralamada önce “YÖK operasyonu”na tanık olduk. 12 Eylül faşizminin en zehirli kurumu YÖK. Üniversiteleri özgürce bilim ve fikir üretilen kurumlar olmaktan yüksek meslek okullarına çevirmeyi tercih eden 12 Eylül’ün taş kafalı generalleri YÖK’ü olağanüstü yetkilerle donatıp üniversiteleri YÖK cenderesine almışlardı. YÖK bu görevi o gün bu gündür başarı(!) ile sürdürüyor. Nitekim İstanbul Üniversitesi’ndeki rektör seçimi sonuçları YÖK’ten birinci ile ikincinin yeri değiştirilerek Cumhurbaşkanı’na yollandı. YÖK nasıl bir terazi kullandı da “Hayır İstanbul Üniversitesi’nin rektörü Raşit Tükel değil, Mahmut Ak olmalıdır” dedi bilemem. Tek aklıma gelen “Ak Parti iktidarına Mahmut Ak yakışır” gibi çok değerli bir ölçüt kullanmış olmaları.
Ancak 12 Eylül generalleri YÖK’ü kurdurup eline teslim ettikleri Profesör Doğramacı’ya bile tam güvenmedikleri, dahası en son sözün her zaman kendilerinde olmasına çok önem verdikleri için, rektör atamalarında da son sözü Cumhurbaşkanı’na bıraktılar.
Eh n’apalım, şu anda cumhurbaşkanı büyük Türk düşünürü ve devlet adamı Recep Tayyip Erdoğan. Rektörlerin kim olacağı da onun çıkaracağı fermanlarla belirleniyor.
Bu defa da öyle oldu. Sandıktan birinci çıkamayan Prof. Ak, sandıktan birinci çıktığı için o makamda oturan Erdoğan tarafından İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne getirdi.
Raşit Tükel’in karalar bağlamayacağını, rektör olamadım diye bugüne kadar içinde yer aldığı “Özgür, bağımsız, saydam ve demokratik üniversite” ülküsünden uzak durmayacağını biliyorum.
Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan Tayyip Erdoğan ise bu kararı ile “Demokrasi sandıktan ibaret değildir. Başka etkenler de etkilidir” demiş olduğunun farkında mıdır bilmiyorum. Çünkü daha önceleri “Demokrasi sandıktır” diye bir yave savurmuş, demokrasi kültürünün derinliğini ölçmemize olanak sağlamıştı. İtirazlara omuz silkmiş, o günün Cumhurbaşkanı Gül’ün “Hayır, demokrasi sandıktan ibaret değildir” yollu açıklamasında küplere binmiş, taa Kuzey Afrika kıyılarından gürlemişti: “Hayır, demokrasi sandıktır ve sandıktan ibarettir...”
Acaba Cumhurbaşkanı “Yav yanılmışım. Demokrasi sandıktan ibaret değilmiş” diye bir zihin açıklığı mı yaşıyor.
Bunu merak ediyordum. Bilse bilse o bilir deyip, bizim kulağı delik Mustafa Halif’e sordum. Güldü:
- Yok abi, korkma, Cumhurbaşkanı’nda öyle bir zihinsel değişiklik yok. O “Sandıktan ben, yani biz, yani AKP çıkarsa o demokrasidir. Ben, yani biz, yani AKP çıkmazsa demokrasi değildir. İstanbul Üniversitesi’nde sandıktan Ak, yani AKP, yani biz, yani ben çıktım. Demek ki demokrasidir...” diyor.
Mustafa Halif’in açıklaması bana inandırıcı geldi.
Size de geldi mi?  

 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları