Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Halep orada, arşın nerede?

17 Haziran 2015 Çarşamba

Türkiye, Suriye’nin iç işlerine karışayım derken, Suriye Türkiye’nin iç işi haline geldi.
Hükümetin Türkiye’nin 81 iline eşit dağıttığı tek şey Suriyeli mülteciler. Bütün illerimize yayılan çok zor şartlarda yaşayan mülteciler sorununun nasıl çözüleceği tartışılırken, sınırımızda yeni bir mülteci akını ve karmaşık bir güç dengesi ortaya çıktı.
Önce konunun insani boyutuna değinelim. Türkiye, 2010’da başlayan Suriye iç savaşında uluslararası aktörlerin hemen yanında yer alıp Esad’ı sabahtan akşama devirip, yatsı namazını Şam’da kılmaya niyetlendi. Esad’ın katı “muhaberat yapısı” uluslararası karanlık yapıların kontrolündeki terörist odaklarla karşı karşıya gelince arada kalan Suriyeliler çareyi ülkeyi terk etmekte buldu.
Başlangıçta Suriyelileri topraklarımıza almak Ankara’ya huzur veren, uluslararası alanda itibar sağlayan bir sosyal faaliyet gibi göründü. Sayı arttıkça AKP’nin gururu da arttı. Öyle ya komşudaki zor durumda olan insanları içimize alıyorduk. Onlara daha iyi bir yaşam sunuyorduk. Ancak zaman geçtikçe işin bütün sırları döküldü. Artık Türkiye’de doğum yapan anneler vardı, Türkiye’de yeni Suriyeli aileler oluşuyordu...

***

Başta CHP olmak üzere muhalefet partileri hükümetin Suriye politikasını her fırsatta gündeme taşıdılar. Komşu ülkenin iç işlerine karışmanın orta vadede ters tepeceğini vurguladılar. AKP’nin muhalefete yanıtı şu oluyordu:
“Biz Suriyeli aileleri ölüme mi terk etseydik? Kardeşlerimize kucağımızı açıyoruz. Birazcık vicdanı olan herkes bunu yapar.”
Cümleler hoştu ama aslında içi boştu. Zira hükümet Esad’ın haftalar içinde devrileceğini düşünüyordu hatta günleri sayılıydı.
AKP de Esad devrilene dek Suriye’den göçen herkese kucağını açacak, muhalefete de insanlık dersi vermiş olacaktı.
Gelin görün ki geçen hafta işin rengi değişti. Milyonlarca Suriyeli Tel Abyad’dan Türkiye’ye doğru canını kurtarmak üzere akın etti.
O da ne! Komşusuna kucağını açan insani AKP hükümeti gitmiş, 50 bin askerini sınıra yığıp gelenleri durdurmaya çalışan başka bir hükümet gelmişti.
Olayın bundan sonraki boyutunu hükümet de görmekte zorlandığı için en azından her şeyi dondurmanın arayışı içindeydi.

***

Suriye’nin kuzeyinde yaşananların siyasi boyutu ise en az insanlık dramı kadar kaygı verici. Esad’ın kontrolünden çıkan bölgelerde kimin nereyi yönettiği, kimin adına güvenlik sağladığı belirsiz. Ağırlıklı olarak Türkmenlerin ve Arapların yaşadığı yerlerde de Kürt kontrolünün artması Suriye’nin içindeki dengeleri değiştirdi. Bu dengelerin Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini hükümet de kestiremiyor. Türkiye  Suriye sınırındaki kapıların karşı tarafında kontrolü sağlama yarışı halen devam ediyor. Bölgeden sağlıklı haber alınamadığı için şu aşamada bilinen tek şey mevcut durum ve yakın gelecek belirsizliği.
Tel Abyad’da yaşananların Halep’e sıçraması halinde, “Halep oradaysa arşın burada” diyecek tartışmasız bir bölgesel güç yok.
AKP hükümetinin bütün günahları bir yana, salt Suriye politikasındaki başarısızlığı bile Türkiye’nin yeni bir hükümetle yoluna devam etme zorunluluğunun en önemli kanıtıdır.

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Soma’dan 3. havalimanına: 19. yüzyıldayız... 18 Eylül 2018 Sal
Var mısınız? 16 Eylül 2018 Paz
Çok ‘Nazik’ bir operasyon! 13 Eylül 2018 Per