Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Sahilde bir pazar sabahı...

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Bayram süresince İzmir’in kıyılarında ve dağlarındaydım. Tanıdık tanımadık insanlarla bayram kucaklaşması güzeldi. Biz söze girmeden onlar bayramlık ağızlarını açtı. O gözlemlerimizi dün paylaştık.
Bugün başka bir boyut paylaşalım...
Dün sabah beş kilometre uzunluğundaki, arada kayalıklarla kesilen bir sahilde koşuya çıktım.
Sahile girmeden önce tek başına yürüyen bir kişi, “Vekilim iyi bayramlar” deyip selamladı. Erzurum’dan İzmir’e göçmüş. Asgari ücretle geçiniyor. Minibüse binmiş son durakta inmiş, yürüyor. Çocuğu işsiz, ayaküstü özgeçmiş özetleyip yardımcı olmamı istedikten sonra sözü şöyle bağladı:
“Erzurum’da CHP’liydim. Burada CHP’li olmak kolay...”
Sahilin ilk bölümü halk plajı. İnsan sayısı kum taneleriyle yarışıyor desek abartmış olmayız. Çocuklar çok mutlu. Piknik tüpünde çay demlemeye çalışan anneler, plajı hemen evinin mutfağı gibi benimsemiş. Baba plaj komşusuyla çoktan sohbeti derinleştirmiş.

***

Halk plajının hemen yanı birkaç katlı geniş bahçeli villalarla dolu. Park yerindeki araç, hemen yanındaki kızakta duran tekne villa sahibinin maddi durumunu özetliyor.
Villaları geçince yarı kayalık deniz ve kıyının az gerisinde dar evler başladı. Plaj yine kalabalıklaştı. Tanıyanlarla ayaküstü konuşmalarımızı sonraya bırakalım. Denizdeki kayalığın kıyıya vurup tepeleştiği yerde, bir battaniye, bir tüp üstü çay demliği ile oturan yaşdaşın içten çay daveti uzun süre gözümün önünden gitmedi. Gönül zenginliği diye buna denir.
Yolun devamında eski adı Balıkçı Barınağı olan koy var. Yine Balıkçı Barınağı olarak geçiyor. Birkaç küçük balıkçı teknesi de dikkatimi çekti. Ancak daha çok dikkatimi çeken lüks yatlar oldu.
Daha ötede ise sahil kesilmiş. Çok büyük bir otel yapılmış. Yöre halkı, “Tayyip’in çocukları buraya ortakmış” diyor. Çok büyük olasılıkla doğru değildir, ama söylentiyi benimsemişler.
Aynı kıyıdan dönerken sanki değişmişti. Zira yeni insanlar gelmişti. Mayolu bir genç kızın yanında bir an astronot var sandım. Tesettürlü bir yurttaşımız da yüzmeye gidiyordu.
İlerleyen dakikalara plaja insan ırmağı akmaya devam etti. Kendisinden emin bir genç kız, vücudunun düz ve kıvrımlı bütün hatlarının farkında bir edayla yürüyordu.
İleride bir mobilya nakliye aracının içinden delikanlı gürültüleri geliyordu. Yaklaşınca coşkularına gözüm takıldı. Belli ki mobilya firmasının işçileriydi. Biri uzaktaki çam ormanını gösterip, “Buranın doğal manzarası da güzel” derken öteki takıldı:
“Oğlum bırak manzarayı şimdi plajdaki doğal güzelliklerle buluşacağız...”
Hepsi birden bastı kahkahayı...

***

Plajın dibindeki kamp yeri de bir başka âlemdi.
Her piknik grubunda mutlaka bir mangal, başında durmayı seven bir de ilk pişeni atıştırmayı seven vardır!
Gözlemlerim çok, ama yerimiz sahil kadar uzun değil.
Bir sahil boyunda gelir düzeyi farkı on katı geçen insanlar yan yana iç içe tatil yapıyordu.
Ülkeyi yönetenlerin en büyük şansı insanların bir arada yaşama kültürü...
Pek çok farklılığın yanı sıra maddi farklılık da beraberliği bozamıyor.
Demokrasiye, daha eşit, daha insanca yaşamaya inanan siyasetçiler bu zenginliği kullanmak yerine daha güçlü hale getirmek için çaba harcamalı...
Bunun da yolu ülke kaynaklarının daha adil dağıtımından geçiyor.

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Filo gelecek yerden bir uçak esirgenmez! 23 Eylül 2018 Paz
Şampiyonuz derken Şam piyonu olmak! 20 Eylül 2018 Per
Eren Erdem’in dosyası kabarıyor! 19 Eylül 2018 Çar