Köşe Yazısı

A+ A-
Pınar Öğünç

Hiç ayrılmazlardı yine yan yanalar

23 Temmuz 2015 Perşembe

Ümraniye Ihlamuryolu’ndaki cemevinin bahçesi genç insan dolu. Kendi yaşıtlarından birininki olmasını bırakın, hayatında daha önce cenaze görmemiş olan var aralarında. Suruç’taki intihar saldırısında hayatını kaybedenlerden biri olan Sivaslı Hatice Ezgi Sadet, 20 yaşındaydı. Üyesi olduğu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’ndan arkadaşları burada, hatta bir kısmı girişlerde herkesi arama işini de üstlenmiş. Sanat tarihi okuduğu okulundan arkadaşları var, Beşiktaş tribünlerinden ahbap oldukları formalarla, kaşkollarla... Sosyalistler, muhtelif hak örgütünden temsilciler, partililer, işyerlerini kapatan mahalleli orada, hayatında Ezgi’yi tanımayıp, o gülümseyen fotoğraflarını gördükten sonra cenazeye gelmeye karar veren tek başına kadınlar da.

Okuldan arkadaşı, SGDF’den yoldaşı Ezgi’yi anlatıyor Emre Demirel. Benim sesim sorarken daha titrek, hayran kalınası bir metanetle konuşuyor o. Bir yandan edebiyat okuyup yazları garsonluk yaptığı kafeden, bayram nedeniyle izin alamadığı için onlarla değilmiş Emre. “Keşke gitseymişim, ne olursa olsun, onları yalnız bırakmasaymışım” diyor, “Mirasları bizdedir, kanları yerde kalmayacak.” Her sene Ege’nin ya da Akdeniz’in bir kasabasında düzenlenen yarı tatil, yarı politik faaliyet olan kamplarının bu yıl Kobane’de yapılmasına kışın karar verilmiş.

Umudu aşılıyordu

Bu acı hadiseye komplolarla yaklaşanlar, Kobane’ye oyuncak götürüyor olmalarına inanamıyor. Bu genç insanların yaz ortasında savaştan Yıkılan bir kenti elleri, güçleri yettiğince onarmaya gitmeleri, bir politik dayanışma olarak bunu tercih etmeleri çok konuşulmuyor ama. Kim yapar bunu, kim ister, düşünülmüyor.

Ezgi’nin üniversiteden arkadaşı Elif, politik biri olmadığını, insanlık noktasında buluştuklarını söylüyor yakın arkadaşıyla. O hep bu ülkeden gitmek isteyip her şeye isyan ederken, ona mücadeleden, umuttan söz eden Ezgi’ymiş. Kobane kampanyalarını duyunca, endişelenip “Gitme” demiş, “gitmeden de destek verebilirsin.” Elif böyle çıkıştığında Ezgi fiziken oradan bulunmanın anlamını anlatmış ona. “Ama çok daha güzel cümlelerle konuşurdu o, ben şimdi tam onun gibi güzel anlatamıyorum size” diyor yaşlı gözleriyle yine de gülümseyerek.

Bir de Polen Ünlü var, aynı yerde hayata veda edenlerden... 2012’de “Sevdiklerimin, devletin uygulamakta olduğu kirli savaşın bir parçası olmasını istemiyorum. Savaş sadece erkekleri değil kadınları da katletmektedir” diyerek vicdani reddini açıklayan sosyalist genç bir kadın.

Ezgi’nin ablasıyla Polen’in abisinin tanışıklığı erken buluşturmuş onları, “yoldaşlığın” ötesinde de sıkı dostlar, evleri yakın, aileler tanış. Birlikte Beşiktaş’ta HDP için seçim çalışması da yürüttüler, barajı da birlikte geçtiler. Şimdi o kutlama fotoğraflarına herkes içi yanarak bakıyor ya...

Ezgi Ümraniye Cemevi’nden, Polen birkaç kilometre ötedeki Ensar Cami’nden törenlerle uğurlandı dün. Havada katılaşmış öfke gördünüz mü hiç? Genç kadınların sırtında taşınıp yakaları fotoğraflı, gözleri yaşlı, sloganları öfkeli binlerce kişinin mahalleler arasında eşlik ettiği tabutları aynı adreste buluştu. Ailelerin isteğiyle Ihlamurkuyu Mezarlığı’nda yan yana gömüldü Ezgi ve Polen. Hiç ayrılmazlarmış çünkü...

Tümü Pınar Öğünç - Son yazıları

Bugünün ‘esası’ savunmada 28 Temmuz 2017 Cum
Hayır rüzgârında 1 Mayıs 2 Mayıs 2017 Sal
Bir tava bir kepçe 19 Nisan 2017 Çar