İlhan Selçuk

Şeyhten Geçilmiyor...

24 Şubat 2008 Pazar

PENCERE

iLHAN SELÇUK

Şeyhten Geçilmiyor...


Ortalıkta tarikattan ve cemaatten geçilmiyor; şeyhlerin bini bir para...

Demokrasinin altyapısını ve ‘olmazsa olmaz’ını oluşturan işçi sendikalarından ve köylü kooperatiflerinden artık hayır yok!..

Tarikat ve cemaat şeyhleri iktidar partisinde karar kıldıkça sandıktan çıkacak olanlar da belli...

Nakşiler -başta Fethullah- yaman örgütlendiler, Amerika’ya sırtlarını dayadılar, paraya para demiyorlar...

*

Peki, Aleviler ne yapıyorlar?..

Bugün ne yaptıklarını pek bilemiyorum; ama dünkü Alevi-Bektaşi mizahında aydınlatıcı fıkralardan geçilmez...

*

Sıvas dolaylarında bir Alevi dedesi kendi halinde yaşayıp gidermiş...

Çevredeki aşiret beyinin çok sevdiği çoban köpeği bir gün hastalanmış; iyileştirmeye çalışmışlar; ama nafile...

İlaç milaç para etmemiş...

Bey sonunda buyurmuş:

- Köpeği Alevi dedesine gösterelim; kurtarırsa o kurtarır...

Hasta hayvanı bir semiz koyunla birlikte arabaya yüklemişler, ağanın selamıyla birlikte Alevi dedesine iletmişler:

- Dede koyunu afiyetle yesin, köpeğe de bir muska yazsın...

*

Köpeğe muska yazılır mı?..

Sözüm ona günah...

Ama baba hiç umursamamış, muskayı yazıp köpeğin boynuna asmış, koyunu da kesip mideye indirmiş...

Aradan bir hafta geçmeden köpek iyileşmesin mi...

Olay, çevrede duyulmuş...

Kadı Efendi olan bitenleri öğrenince köpürmüş:

- Vay Kızılbaş herif!.. diye bağırmaya başlamış, köpeğin boynuna muska asmış, öyle mi!.. Ben ona gösteririm...

Kadı, olayı İstanbul’daki şeyhülislama bildirmiş...

Şeyhülislam, Alevi dedesi için “katli vaciptir” fetvasını verip, iradesini almak için padişaha arz etmiş.

*

Olay padişahın garibine gitmiş...

İnceleme için olay mahalline bir yetkili kurul göndermişler; köpeği yakalayıp boynundaki muskayı alıp açmışlar; görmüşler ki kâğıtta edepsizce üç dize okunuyor:

“Tamah ettim etine...

Muska yazdım itine..

Tutsa da tutmasa da ..kime..”

Durumu öğrenen padişah, Alevi dedesini İstanbul’a getirtmiş...

*

Alevi dedesi huzura çıkınca demiş ki:

- Padişahım, ben yoksulum, ömrümde devlet olarak yalnız zaptiye ile tahsildarı gördüm; şimdi bir padişah görüyorum...

Padişah Alevi’den hoşlanıp sormuş:

- Dünyada en büyük mutluluk nedir?..

Dede hiç düşünmemiş:

- Padişahım, iştahla yemek yiyebiliyor musun, yediğini rahatça def edebiliyor musun?.. O zaman mutlusun demektir...

Padişah bu kez gülüp sormuş:

- Dile benden ne dilersen?..

Kızılbaş klasik yanıtı yinelemiş:

- Gölge etme, başka ihsan istemem...

*

Alevi dedesi böyleyken bugünkü iktidarın tarikat ve cemaat şeyhleri devleti yemeye doyamıyorlar...

Bakalım Türkiye Cumhuriyeti, bu şeyhlerin elinden nasıl kurtulacak?..

(24 Şubat 2008 tarihli yazısı)