Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Mehmet Faraç

Güneydoğu'daki Kavga Sandıkta mı?..

28 Ocak 2009 Çarşamba

Yerel seçim öncesi AKP ile DTP’nin Güneydoğu’daki egemenlik mücadelesi giderek büyürken, perde arkasında PKK’nin bir cemaatle yürüttüğü savaş giderek kızışıyor! Ekonomik gücünü örgüte karşı kullanan bir grup, “Kürt sorunu”nda söz sahibi olma çabasını Kuzey Irak’a da taşımak istiyor. Peki, bu açılıma yönelik tepkisini giderek sertleştiren PKK, ısrarla hangi “tehlike”lere dikkat çekiyor?

1990-1995 yılları arasında Hizbullah örgütünün kentlerde üstünlük sağlaması PKK’yi ciddi biçimde çıkmaza sürüklemişti. Üçer kişiden oluşan Hizbullah timleri Takarov marka tabancalarla kent merkezlerinde terör estirmiş ve milis yapılanması çok zayıf olan PKK’yi etkisizleştirmişti. Hizbullah’ın bu atağında, örgütü destekleyen güvenlik birimlerinin de ciddi katkısı olmuştu!

17 Ocak 2000’de Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun İstanbul Beykoz’da güvenlik güçlerince öldürülmesi örgütün salt askeri gücünü değil, siyasi kanadını da çökertti. Milis gruplar dağıldı ve Hizbullah “Mustazaf- Der” adlı dernek üzerinden siyasallaşmaya başladı.

Hizbullah varlığını gizemli eylemleriyle dışa vuran bir örgüttü. Militanlar “Hizbullah” adını hiç kullanmıyor, “Cemaat” tanımını tercih ediyordu. Gizliliği esas alan bu tanımlama toplumun tepkisini azaltmayı da hedefliyordu!.. Yani örgüt o dönemde günümüzün kravatlı Hizbullahçıları kadar rejime açıktan kafa tutmuyordu!..

Hizbullah’ın geri plana çekilmesi salt PKK’lileri değil cemaatleri de sevindirdi. Özellikle 2000 yılının başlarından itibaren Fethullahçıların Güneydoğu’daki varlığı iyice hissedilmeye başladı. Yayın organlarında Hizbullahçıları “Hizbulkontra” ve “Hizbulvahşet” diye tanımlayan Fethullahçılar bir yandan tıpkı Hizbullah gibi Diyarbakır ve Batman gibi kentlerde “okuma evi” adı altında eğitim merkezleri açtı diğer yandan yine örgütün yaptığı gibi sosyal yardımlarla bölge halkını kendi saflarına katmaya çalıştı...

‘Cemaat...’ Ve de ‘Cemaat!..’

Güneydoğu’da dengeler bir anda altüst olmuştu! Bir “cemaat” seri operasyonların ardından yeniden yeraltına çekilmiş bir başka “cemaat” ise ideolojisini yayacağı çok önemli bir alan bulmuştu!..

Fethullah cemaati şu sıralar Hizbullah’tan esinlendiği sosyal çabalarla PKK’nin siyasal gücünü eritmeyi hedefliyor! Özellikle yerel seçimlerin AKP ile DTP arasında geçeceği Diyarbakır’da, cemaate bağlı işadamları ile dernek ve vakıflar varoşlarda etkin olmak için çabalıyor, gıda ve para yardımıyla bölge gençliğinin sempatisini kazanmaya çalışıyor.

PKK ise ekonomik gücüyle sosyal yaşamda etkin olmayı amaçlayan cemaatin çalışmalarından tedirginlik duyuyor. Abant Platformu’nun geçen yıl Diyarbakır’da yapmayı planladığı toplantıyı tehditlerle engelleyen örgüt, dinci grubun benzer bir toplantıyı Kuzey Irak’ta düzenleyerek “Kürt sorunu”na müdahil olmaya çalışmasına tepki gösteriyor.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ile Selahaddin Üniversitesi’nin 15-16 Şubat günlerinde düzenleyeceği konferansın açılışını Fethullahçılara Kuzey Irak’ta üniversite açma izni veren Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Başbakanı Neçirvan Barzani’nin yapacak olması da PKK’yi kızdırıyor. Örgüt, “Türkiye ile Kürdistan Bölge Yönetimi İlişkileri - Ortadoğunun Geleceği” başlıklı konferansa katılacak olan, aralarında Prof. Mete Tunçay, Prof. Eser Karakaş, Prof. Mehmet Altan ve AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt’un da bulunduğu gruplara yayın organları üzerinden eleştirel mesajlar gönderiyor!

Örgüt 1994 yılından itibaren Kuzey Irak’ta 3 bin öğrencinin eğitildiği 11 okul açan cemaatin bu gibi siyasal çalışmalarını engellemek istiyor. Son dönemde cemaate yönelik tepkilerin oldukça sertleşmesi de bundan kaynaklanıyor. Örgütün genellikle yönetim kadrosunca seslendirdiği tepkilerin ilk kez askeri kanat yetkilisi tarafından dışa vurulması ise dikkat çekti. PKK’nin terör gruplarını barındıran HPG’nin başındaki “Dr. Bahoz Erdal” kod adlı Suriyeli Fehman Hüseyin, 2 Ocak’ta ANF’nin “Cemaatler eliyle yapılmak istenen nedir” sorusuna şu yanıtı verdi:

AKP, Kürtler üzerinde etkili olabilmek için iki alana başvuruyor: Biri dinciliktir. İkincisi ise halkı yoksullaştırarak, ekonomik destekler adı altında adeta satın almaya çalışıyor. Fethullah Gülen cemaati bir maske oluyor. Dindarlık adı altında köleliğin ve asimilasyonun adeta fetvasını çıkarıyor. Bu anlamda Gülenin cemaati askeri yönelimlerden çok daha tehlikelidir.”

Öcalan ise 4 Ocak’ta avukatlarına yaptığı açıklamada ilginç bir karşılaştırma yaparak, “El-Kaide ile Araplar denetim altında tutulmaya çalışılıyor. Fethullah Gülenle de Türkiyedeki İslami hareket kontrol edilmeye çalışılıyor” dedi!

Suriyeli Teröristten Tepki!

Murat Karayılan ve Cemil Bayıkın ardından son olarak örgütün üst düzey yöneticilerinden Duran Kalkan da sesini yükseltti. Kalkan, ANF’ye ilk kez Fethullahçılarla ilgili çok uzun bir değerlendirme yaparak şunları söyledi:

Gülen ABDde yaşıyor. Onun Müslümanlığı ABD siyasetine hizmettir. Şimdi Kuzey Irakta üniversite açıyorlar, ilkokuldan yurtlara kadar her şeyi yapıyorlar, burs veriyorlar. Gencecik insanları alıp kendi ideolojik siyasi eğilimleri doğrultusunda şekillendirmeye çalışıyorlar. Peki, nereden geliyor bu kadar para? ABDden, küresel sermayeden geliyor. Biz geçen yıllarda Kürt bölgesinde Hamas benzeri örgütler yaratılacağını söylemiştik. Kürtlerin demokratik talepleri Fethullahçı çabayla tasfiye edilmek isteniyor. Fethullahçı düşüncenin tek düşmanı Kürt demokratlığıdır. Şimdi Abant toplantısı Erbilde yapılmak isteniyor. KDP ve KYB unutmasın ki, Güney Kürdistanda siyasi İslam örgütlendirilmeye çalışılıyor.”

PKK’nin yan kuruluşlarından Koma Civaken Kürdistan’ın (KCK) 21 Ocak’ta Ergenekon operasyonuyla ilgili değerlendirmesinde de konu Fethullahçılara getirilerek şöyle denildi:

Sanki demokrasinin önü açılıyormuş gibi bir hava yaratılmak istenmesine rağmen, asıl amaç tam tersidir. Bu operasyonlarla AKP ve Fethullah çizgisinin kendi derin devleti oluşturulmaya çalışılmaktadır.”

Yerel seçimler yaklaşırken özellikle Diyarbakır’da AKP ile DTP arasındaki gerginliğin giderek artması bekleniyor. Ancak bu iki partinin belediye seçimleriyle ilgili mücadelesinin perde gerisinde Güneydoğu ve Kuzey Irak’ta egemen kılınmaya çalışılan dinci bir ideolojinin PKK ile hesaplaşması da yatıyor.

PKK-Cemaat arasında göz ardı edilen mücadele aslında Kürtçülük üzerinden yürütülen hareketlerin Doğu coğrafyasındaki siyasal ve toplumsal tabanının geleceğini de sorguluyor! Çünkü Güneydoğu’daki asıl siyasal kavga 29 Mart’taki belediye seçimleri üzerinden değil, PKK ile Fethullahçıların giderek sertleşen gizli savaşında sürdürülüyor!

[email protected] - www.mehmetfarac.com

Tümü Mehmet Faraç - Son yazıları

İrtica Külliyen Bitmiştir!.. 3 Şubat 2010 Çar
Rahat Uyu Paşam!.. 10 Kasım 2009 Sal
Kandil'de sinsi çelişki 22 Ekim 2009 Per