Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Mazlumdan Zalime: Sonun Başlangıcı mı?

27 Ocak 2009 Salı

Önce sert ideolojilerin, yani yapve yapmaemri veren tek tanrılı dinler ve mezhepler gibi ideolojilerin, muhalefette mazlumiktidarda zalimolduğunu anımsayalım.

Sonra Her iktidar yozlaşır, mutlak iktidar mutlak yozlaşırsözünü bunun üstüne koyalım.

Bir de Türkiyenin siyasal tarihi açısından, Çok Partili Döneme geçildiğinden beri adına demokrasi dediğimiz bugünkü rejimin yakasını bırakmayan liderler oligarşisini, iktidarların otokrasi özlemlerini, yolsuzlukların olağanlaştırılmasını bunlara ekleyelim

İşte size AKP iktidarının mazlumdan zalimegiden serüveni.

***

Serüven, 28 Şubattan sonra, AKPnin kurulmasıyla ve Anti-Amerikan İslamcılığın terk edilmesiyle başladı.

2002 seçimlerinde DYPnin binde birkaç puanla baraja takılması sonunda, gerçekten de beklenmedik bir zaferle devam etti.

Bu arada zaten ABD ve AB olarak Türkiyeyi denetleyen dış güçler destekçi olarak arkaya alınmıştı.

AKPnin iktidar gücü 2007 seçimleri sonunda, MHPnin Meclisteki desteğiyle de doruğa ulaştı; böylece Cumhurbaşkanlığı da uhdesine geçmiş, tüm devlete ve özerk ya da yarı özerk, resmi veya özel güç odaklarına egemen olmuştu.

Üstelik tarikat ve cemaatler aracılığıyla, kamuoyuna, sivil toplum kuruluşlarına da hâkimdi.

Artık karşısında ne laik jakobenler”, ne bürokratik elit”, ne de askerlervardı.

Zaten bunların bir bölümü aslında var olmayan, AKP ve yandaşlarının mazlum edebiyatı ve stratejisi bağlamında yarattığı hayali güç odaklarıydı”.

***

İşte iktidar gücünün bu tepe noktasında, yozlaşma da gizlenemez, üstü örtülemez bir aşamaya taşındı.

Antidemokratik eğilimler, yolsuzluklar ortaya döküldü.

Serbest piyasanın, bağımsız adaletin, yükseköğretimin, istihbarat örgütlerinin, özgür medyanın işleyiş kurallarına ya da mekanizmalarına yapılan haksız müdahaleler kamuoyundan saklanamaz hale geldi.

İktidarın bu doruk noktasında Demokrasi mücadelesimaskesi düşmüş, otokratik ve totaliter eğilimler açığa çıkmış, eski mazlumlaryeni zalimlerkonumuna gelmişti.

***

İktidar gücünün genişlemesi ve derinleşmesi, bir bölümü yasal ama ahlaka aykırı, bir bölümü ise zaten gayri meşru olan kazançların paylaşım sorununu da belirginleştirdi.

İktidar ortağı olan tarikatlar ve cemaatler, yağmadan daha fazla pay istemeye başladı.

Parti içi hizipleşmeler derinleşti.

Dıştan destek verenler, her zaman olduğu gibi emirlerine tam uyulmasını beklediklerinden, en ufak bir sapmayı bile bağışlamadı.

Belirginleşen otokratik eğilimler, dış desteğin sarsılması, içteki yolsuzlukların büyüklüğü ve yağmanın paylaşılması sorunları birbirleriyle bütünleşince, mazlummaskesi düştü, mutlak iktidarın” “mutlak yozlaşmasıgündeme geldi.

***

Gücün tepe noktasında, diyalektik olarak sorunlar da doruğa erişmişti.

İşte bu aşamada iktidar, demokratik rejimin işleyiş mekanizmalarının özüne, seçmen listelerine müdahale etti.

Aynı zamanda yine demokratik rejimin olmazsa olmaz koşulu niteliği taşıyan meşru muhalefete saldırmaya, dış destekçilerine onu şikâyet etmeye başladı.

***

Bu noktadan sonrasını kestirmek çok olanaklı değil.

Bir sonunbaşladığı mutlak

Ama kimin veya neyin sonu belli değil

Ya AKPnin mutlak olan ve mutlak olarak da yozlaşmış bulunan iktidarı için sonun başlangıcı

Ya da demokratik rejimin...

Yaşarsak göreceğiz!

[email protected]; www.kongar.org

Tümü Emre Kongar - Son yazıları

Mehmet Haberal: Direnen umut 19 Mart 2019 Sal
ABD’nin insan hakları raporu 17 Mart 2019 Paz
İmamoğlu’nun barışçı kucaklaması... 15 Mart 2019 Cum