Köşe Yazısı

A+ A-

Yasaklar, Gerçekler, Rejimler

16 Ekim 2015 Cuma

Yayın yasağının ne anlama geldiğini herkes bilir. Olup bitenlerin, gerçeklerin öğrenilmesinde yönetenler açısından bir sakınca varsa, yayın yasağı hemen gelir. Sorun onların yasakla ilişkileridir. O zaman devreye, merak edilenle ilgili önlenemez sorular girer. Yasak, bir şeyi açıklamak, sırrı ortaya sermek, bulmak, bilmek için mi, yoksa gizlemek için mi gerekli görülmüştür? Görüldüğü gibi yasaklananla değil, doğrudan yasağın kendisiyle ilgiliyiz.

***

Bir ülkede yasaklar çoğalıyorsa, o ülke yönetimi hakkında daha net konuşmak, rejimi “dikta rejimi” olarak niteleyenlerin haklı olup olmadığını düşünmek doğal hale gelir. Sayısı artan yasakların en başında da rejimle ilgili bilgimizi pekiştirecek olan; gerçeği bilme, öğrenme hakkına konan yasak gelir. Yasakların gerekçesi genellikle “araştırmanın selameti, kimi bilgilerin bir süre için gizlenerek asıl gizli olanın açığa çıkarılması” olarak sunulur bize. Ama bu bizim kuşku duymamazı önlememeli; gerekçenin gerçeğin yerine ikame edilebilecek sahte bir gerçeğin yaygınlaştırılmasına hizmet edebileceğini, sonuç olarak rejimin niteliğini tartışmaya başlamalıyız..

***

Burada gerçek ve sahte gerçekler üzerine soyut bir tartışmaya girişmek değil niyetimiz; halkın ne olup bitiyorsa onu bilme hakkından söz ediyoruz. Halkın neyi ne kadar bileceği konusunda karar verenlerin iradelerinin doğru olmayabileceğini söylüyoruz. Hiç kuşkusuz bir soruşturma yürütülürken, yürütenlerin “iyi niyeti” her zaman tartışılabilmelidir. Özellikle siyasetle yakından ilgili bir soruşturma söz konusuysa daha da dikkati olmak, kuşkunun çapını genişletmek gerekir.

***

Diyelim ki örgütlü bir çete tarafından işlenmiş bir toplu kırımdan, katliamdan söz ediyoruz. Bu kıyımı yapanların kendi aralarındaki ilişkilerin kendileri için gizli olmadığı besbellidir. Yani tetikçiler ile arkadakiler bu kıyımı planlarken ön adımlarını da sonrakileri de planlamışlardır. Gizlilik kararımız, onların gizlenmelerine, delilleri yok etmelerine engel olmayı amaçlamalıdır. Zaten yayın yasaklarının görünür ve olması gereken amacı da budur. Ama olup bitenin eleştirisini yasaklamak da neyin nesi? Bir kıyımı, kırımı, onun siyasi anlamını ele almak neden yasaklanır ki?

***

Kuşkularımızı çoğaltan bir yasaklama bu. “Bu konuyu artık konuşmayın, yazmayın, eleştiri konusu yapmayın” demek, konuyu bilinç alanımızdan çıkarmamızı istemektir. Oysa olupbitenler üzerine düşünmek tartışmak, değerlendirmek hiç kuşkusuz olayın perde arkasının aydınlatılmasına hizmet eder. Görünenle gerçek arasındaki ilişki hemen her bilim dalının, bilimin temelidir. Görünen ya da bize gösterilenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını insanın kendi aklıyla sınaması, itiraz edebilme hakkını elinde tutması gerekir.

***

Artık size inanmamak için yeteri kadar veri birikti halkın elinde. Siyasetin yalanla dolanla çok iç içe olduğu tarihsel bir bilgidir, ama sizin yalanlarınızı, hemen her zaman yasakların arkasına gizlendiğinizi, gerçeği eğip büktüğünüzü, kendinize göre sahte gerçekler yarattığınızı biliyoruz. İnsanlar gerçeği öğrenecek, sizin sonunuzla yakın ilişkisini de keşfedeceklerdir.
O nedenle kusura bakmayın, yayın yasağınız hayata uygun değildir ve göreceksiniz, hayatın kendisi tarafından inkâr edilecektir.

Tümü Güray Öz - Son yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018 Cum
İdeolojinin Ekonomiyle Dansı 5 Eylül 2018 Çar
Gazetelere Döviz Darbesi 3 Eylül 2018 Pzt