Köşe Yazısı

A+ A-

Sıkıştırırsan Patlar

29 Aralık 2012 Cumartesi

Doğa yasaları hiç değişmez... Kaba çoğunluk, silahlı güçlerle, ağır bedeller ödeterek, korkutarak, yıldırarak bireyleri, örgütleri, toplumları hak aramada sindirebilir, teslim alabilirsiniz... Kullanabildiğiniz iktidar gücü ne kadar etkin olursa olsun, bir yere kadar ama... Ezdiklerinizin direnme, yaşam güçleri, hak arama bilinçleri, insanlık onurları ne kadar zayıflatılmış olursa olsun... Boyun eğmede bir kırılma noktası, toplumsal direnme refleksi anlamında da bir toparlanma, patlama noktaları vardır. Haksız, diktatöryal güç kullanabilenlerin yanılma, kırılma noktaları ise gücün sarhoşluğundan işte bu bireysel, toplumsal patlama noktalarını görememeleridir...\n

\n

Çok değil birkaç ay öncesinde bile içim burularak izliyordum... Ergenekon davasından, terör örgütü üyeliğinden tutuklu bilime, kurucusu olduğu üniversiteye, gerek bilimsel kariyer gerekse öğrenim süreçlerinde yetiştirdiği öğrencilerine çok şeyler vermiş, insan gibi insan Rektör Fatih Hilmioğlu, onurlu, bilim insanı duruşunu koruyarak nerede ise tek başına tutuklu sanıklar arasında dolaşıyordu. Yakından tanımayanların yüreğindeki buruk acıyı gözlemleyebilmeleri olanaksızdı... Erdoğan hükümetleri iktidarlarında bireysel suç kanıtları gösterilmeden de olsa, terör-darbe örgütü üyeliği ile ilişkilendirilmiş bir tutukluluk, yargılama söz konusu iken, akrabalık ilişkileri olanların dışında Hilmioğluna sahip çıkabilecek aydın olmak yürek istiyordu..\n

\n

***\n

\n

Hele de 12 Eylülden miras kalmış YÖK düzeni üzerine AKP iktidarlarının kadrolaşması darbesini yemiş yeni YÖK düzeninde üniversiteler, bilim, sınırsız susturulmuş, teslim alınmışken... Kamu-özel tüm üniversitelerde tam kadrolaşma, donanımlı yönetici yetkileriyle, özlük hakları, bilim özerkliğini ayaklar altına alan cezalandırma-sindirme yöntemleri ile üniversiteler üniversal kurumlar olmaktan çıkarılmışlarken... Silivriye gelip Fatih Hilmioğluna insanca, dostça sahip çıkmaya kalkışmak, kara listelere girmek, işini kaybetmekle eşanlamlıyken... Bilim insanı olarak Hilmioğlunun yalnızlığı sanki kendisine yönelik insafsızlığı kolaylaştırıyordu. Bildiğiniz üzere çok ciddi sağlık sorunları da vardı. Tedavisi için kendisinin ve avukatlarının yaptıkları sayısız başvurulara bile kulaklar tıkalıydı...\n

\n

Sonra çok daha acı bir şey yaşandı. Bu saygın bilim insanı göremediği oğlunu bir trafik kazasında kaybetti. Cenazesinin kaldırılışında ailesinin yanında gecelemesine bile izin çıkmayınca, o sözünü ettiğim vicdanları sızlatan patlama noktasına gelinmiş oldu. Yandaşı, teslim alınmışı medya bu insanlık dışı tabloyu görmezden gelemedi. Bu değerli bilim insanını toplumsal yaşama döndürebilme yolunda çok gecikmiş olarak... Oğlundan sonra duruşmalara da gelmedi. Önce başına yorganı çekip, kimseyle konuşmadığını, doğru dürüst yemek bile yemediğini öğrendik. Sonra tedavi edilemeyen ağır sağlık sorunlarının patladığını, hastaneye kaldırıldığını...\n

\n

***\n

\n

Ne zamanlama ama iktidarlarının YÖK düzeninde yıllardır askeri darbe dönemini mumla aratan bir düzende teslim alınmış, susturulmuş üniversiteler medyanın gündeminde... AKPnin güdümünde tam kadrolaşmadan sonra ODTÜde koskoca bahçesinin uzakta bir yerinde başbakanı protesto etmek üzere toplanmış bütünü içinde bir avuç öğrencinin protestosu ile gelişen olaylar akıl alacak boyutlarda değil... Gerçi başbakan, yandaş medya, yorumcuları, gelecek atamalarını da garanti etmek isteyen yandaş rektörler güçlü bir koro halinde bu öğrencilerin çok tehlikeli, terör örgütü bağlantılı provokatörler olduklarını öne sürüp duruyorlar ancak akıl var mantık var...\n

\n

İktidara oy veren yarı yarıya seçmene bile yutturmak kolay değil... Çünkü 3600 çok donanımlı polis, jandarma gücü ile uydu açılışına gelen başbakanın olduğu yerden çok uzakta, uydu açılışı ile ilgisiz, Türkiyeyi Ortadoğu bataklığına çekebilecek dış politikalarını, iktidarı protesto etmeye çalışan birkaç yüz kişilik öğrenci topluluğunun durumları, eylemleri, görüntüler ile ortada... Orantısız güçle, vicdansız ölçülerde gaz ve su püskürtülmesi sonrası polise karşı duruşları, çatışmaları cılız ve zavallı ölçeklerde. Baştan saldırıya uğrayan, toplanan, ağır suçlanan, dayak yiyenler onlar... Kreşlere kadar uzanan gaz, polis şiddeti karşısında ODTÜ yönetimi öğrencilerine sahip çıkan açıklamayı yapınca bildiğiniz kıyamet koparıldı...\n

\n

Öyesine bir kırılma, patlama noktasına gelinmişti ki... 10 yıllık iktidarlarında en masum konular içinde olmak üzere her hak arayan öğrenci, net bilinmeyen sayılarla yüzlerce, belki de binlerce kez üniversitelerden disiplin cezaları almışlar, okullarından uzaklaştırılmışlardı. Hapislere girenler, bu yolla yaşamları karartılanların ise 700ün üstünde olduklarını kimi Emniyet açıklamaları kayıtları ile biliyoruz. Daha fazla oldukları kesin... Teslim alınmış, aydın olarak kimliğini yitirmenin travmasını yaşayan bilim insanları için bile kaybedilecek bir şeylerin kalmadığı noktalardayız galiba. İktidara yalakalık yapan bilim insanlarına karşı sesler yükseliyor...

\n