Köşe Yazısı

A+ A-

Tribünlerdeki IŞİD yandaşları

Paylaş
instela'da paylaş
19 Kasım 2015 Perşembe

Başlığın son sözcüğünde duraladım: “yandaşları” diye eklesem mi, yoksa “Tribünlerdeki IŞİD” deyip bıraksam mı?
Siz olsanız ne yapardınız?
Ben şimdilik okuduğunuz gibi yazmayı yeğledim. Ancak doğru yaptığımdan emin değilim...
Anlaşılmıştır, Istanbul’da Başakşehir stadyumunda oynanan, Türkiye - Yunanistan dostluk maçından söz ediyorum.
Paris’teki IŞID saldırısında ölenler anısına saygı duruşunda tribünlerden yükselen “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” böğürtülerinden, Yunanistan ulusal marşı çalınırken daha da azgınlaşan ıslıklardan söz ediyorum...
Bu ilk değil.
Daha önce de 13 Ekim’de Konya’da oynanan Türkiye - Izlanda milli maçında IŞİD’in Ankara cankırımında can verenlerin anısına saygı duruşunu ıslıklarla protesto eden ve “Şehitler ölmez vatan bölünmez” böğürtüleri yükselten “Ya Allah bismillah, allahuekber” diye tekbir getiren on binlerce “milliyetçi ve Müslüman”ın anısı henüz pek taze...
O da ilk değildi.
2007’nin 4 Şubat’ında, yani Hrant Dink cinayetinden birkaç gün sonra Afyon’da oynanan bir maçın tribünlerinde beyaz bere takmış yüzlerce kişi “Hepimiz Ogün’üz hepimiz Türküz” diye böğürüp acımızı ve utancımızı katbekat artırmışlardı.

***

Tek tek kişilerden değil kitlesel eylemlerden söz ediyorum.
Hrant için “Ülkenin en iyi evlatlarından birini yitirdik” diye içi kanamak şöyle dursun “Düşündüğünü söylemekte korkusuz üstelik Müslüman da olmayan bir heriften kurtulduk” diye kıvanan kitlelerden...
Ankara’da 102 yurttaşımızın can verdiği patlamayı kutsayan, AKP iktidarına karşı yürüdükleri için ölmelerine sevinip bayram eden, sorsan duraksamadan kendilerini Türk milliyetçisi ve Müslüman olarak tanımlayacak Konya stadındaki kalabalıklardan...
Önceki günkü maçta “milli düşman” belledikleri Yunanistan’ın milli marşını ıslıklayacak kadar Türk milliyetçisi, Paris’te can veren kâfirlerden dolayı bayram edip, IŞİD vahşetine alkış tutacak kadar Müslüman sayan on binlerden söz ediyorum...

***

Milliyetçiliği Türk olmayanların canını alanlara alkış tutmak, Müslümanlığı IŞİD vahşetiyle özdeş olarak kavrayan ve bunu ilan etmekten ne çekinen, ne ürken yüz binlerin yaşadığı bir ülkedeyiz.
Kuşkusuz IŞİD’in onca cinayetinden sonra hâlâ IŞİD’i açık seçik, amasız fakatsız lanetleyemeyen siyaset bezirgânlarının bu milli ve dini ayıp”ta payı var. Ama bütün suçu ve sorumluluğu bu bezirgânlara yıkıp ötesine geçmeyen bir siyasal duruşun da değeri ve saygınlığı yok...
Kendilerini bu ülkenin tek sahibi sayan, bu sapık önkabulün verdiği pervasızlıkla bu milli ve dini ayıbı suç sınırına taşıyan, IŞİD canilerinin kan öğüten değirmenine seve öğüne su taşıyıp kadro kaynağı oluşturanlara karşı sesimizi yükseltmek yükümündeyiz.
Bu bir yurttaşlık görevidir; bu bir uygarlık sınavıdır; bu bir insanlık ödevidir.
Hrant Dink cinayetinin ardından sel olup akan yüz binlerin bedel ödemeyi de göz alıp sesini yeniden ve mutlaka yükseltmesi gereken günlerdeyiz.
O evrensel sloganı hatırlayın: Susma, sustukça sıra sana gelecek...  

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Hrant Dink