Köşe Yazısı

A+ A-

Diktatörün Teminatı: Bana Güven

9 Temmuz 2013 Salı

Bunu daha önce, geçen yıllarda da birkaç kez söylemişti, fakat o zaman nedense bu sözün ne derin bir fecaat arz ettiğini düşünememişim, hatta belki de olumlu algılamışım demek.. Başbakan RTE’nin yine geçen günkü sözünü kastediyorum:

\n

Herkesin hayat biçimi benim teminatım altındadır.
Bir dostum anımsattı
böyle böyle dedi diye.. Bu kez tüylerim diken diken oldu birden ve nasıl bir ülkede yaşıyoruz dedim..
RTE’nin sözünden çıkarsama yapalım, düşünceyi didikleyelim.. Neden öyle bir laf etme gereğini duyuyor?
a) “Bu ülke tekin bir yer değildir… başınıza her an bir şey gelebilir..
b) Bu ülkede yasa masa hak getiredir. Hukuk işlemez.. orman kanunu egemendir, mahkemelerin de ne yapacağı belli olmaz.. Tutar atarlar sizi içeri..
c) Sokak, caddeler hatta evler tekin yerler değildir.. Palalı itler ortalıkta dolaşır..
d) Düşüncelerinizden ötürü sizin kafanızı yarabilirler.. Oruç yerseniz dayak yersiniz.. şort mort giyerseniz, kadınlar kızlar yazlık kıyafetleriyle dolaşmaya kalkar, başlarına bir şey gelir..
Sizin yaşam ve düşünce biçiminize karşı bir şekilde tehditlerle dolu bu ülkede, sizi korumam altına alıyorum. Bütün bunlara karşı teminatınız benim..
Bana güven gerisini merak etme sen.”

\n

***

\n

Nasıl beğendiniz mi.. Bir insan, üstelik ülkenin tek egemeni kalkıp böyle bir şey söylüyorsa, düşünün artık..
Aslında şunu diyor:
Benimle olursan, bana biat edersen başına bir şey gelmez, etmezsen gerisini sen düşün artık..
Hayırrrrrrr diye bağırasım geliyor.. Ben kimsenin teminatı altında olmak istemiyorum.. Hukukun, yasaların güvenecesinde olayım bana yeter…
Ama kişi muktedir, dikta heveslisi,
“büyük baba”, bütün milleti tebası olarak görürse, kalkar bu lafı eder.. Biz gerçekten RTE’nin tebaası durumundayız, bunu anlayıp kabul edemediğimiz için kendisiyle derin ve uzlaşmaz anlaşmazlıklarımız ortaya çıkıyor...

\n

***

\n

Dün Twitter’da paylaştığım bu düşünceye gelen yanıtlar arasında şunlar vardı, hepsi her şeyi anlatıyor:
Demokraside yurttaşı yasalar korur, başbakanlar gelip geçicidir… Rejimin teminatı da polistir demişti, artık denklemi kuruverin!.. Çünkü bizi vatandaşı olarak değil kulu olarak görüyor, bunun başka açıklaması yok!.. Tescilli faşizmin tezahürüdür bu… RTE’ye kaldıysak ayvayı yedik desem ayvaya ayıp..”
Nasıl bir muktedir ve nasıl bir rejimle karşı karşı bulunuyoruz, bizzat kendisi anlatıyor...

\n

***

\n

Gezi Parkı açıldı, cumartesi günü Gezi Parkı’nı ellerinden kaçırmanın intikamını da, yine milleti gazlayarak sopalayarak aldıktan sonra...
Düşündüm, yerel halkın parkına sahip çıkması karşısında, bir iktidar nasıl olur da İstanbul’a, bütün Türkiye’ye karşı bir meydan savaşı verir!
Parkımıza sahip çıkmanın bedeline bakın: 4 can kaybı, 15’e yakın göz kaybetme, plastik mermi ile yüzlerce kişinin yaralanması, 10 bin kişinin tedaviler görmesi, psikolojik rahatsızlıklardan tutun…
Yine dün dedim ki: Dünyanın en koyu diktatörü bile “
buyrun parkınızı” der ve geri çekilir.. Peki bizimkinin bunu yapmayıp halkına karşı “ileri demokrasi düzeninin muhafızlarını” milletin üzerine sürmesinin nedeni nedir, öbürlerden fazlası nedir?
Ancak diyebilirim ki: Siyasi İslamcı, padişah-ümmet ilişkisine inanması.. Siyasi İslam dünyanın hiçbir yerinde demokrasi üretmemiştir, üretemeyeceğini her an kanıtlayan bir parti ve lideri var ülkemizde..
Bir parka sahip olmak için verilen mücadelenin 1 aylık bilançosu, iktidarın diktatör karakterinin, çok çok ağır olduğunu gösterir.. başka bir şeyi değil..

\n

***

\n

Bir not da Çankaya için: 1 ay öncesine kadar hep konuşan Cumhurbaşkanı Gül, sesini soluğunu kesti. Çankaya çok sakin. Bu suskunluk, tahlilimi doğruluyor: RTE-Gül anlaşması; Gül, RTE’nin kanatları altında. (“Bu fotoğraf Ne Anlatıyor” başlıklı yazım, düz metin olarak www.cumhuriyet.com.tr/?hn=423406&kn=65&ka=4&kb=5&kc=65 adresinde veya resimli olarak http://orhanbursali.blogspot.com/2013/06/gul-sizce-nerede-ve-bu-resimler-ne.html adresinde okunabilir.

\n