Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Bu Kitabı Okumak Gerek

11 Temmuz 2013 Perşembe

“Hem okumamızı salık veriyorsun hem de eleştirerek başlıyorsun” demezseniz, bana göre bir yanlışlığa parmak basarak başlamak istiyorum. Kitabın ikinci bölümü öne, birinci bölümü de onun arkasına alınmalıymış.
Emre Kongar ve Aykut Küçükkaya’nın daha olaylar sıcakken ortaklaşa kaleme aldıkları, “Gezi Direnişi” mutlaka okunması gereken bir yapıt.
Ailecek gazeteci, haberci dostum Aykut Küçükkaya “
gezi güncesi”ni hazırlamış, birinciden otuzuncu güne kadar saat saat, an an, olayların nasıl geliştiğini anlatmış, hatta Taksim düzenlemesiyle ilgili gelişmeleri 2011’e kadar giderek aktarıyor.
Her şey bir film şeridi gibi geçiyor gözünüzün önünden.
Bu yüzdendir ki size önerim, bir polis romanı sürükleyiciliğinde olan nefes nefese okuyacağınıza emin olduğum kitabın önce ikinci, yani günce bölümünü okuyun, sonra Emre Kongar’ın bilim adamı gözüyle, ilginç değerlendirmelerine geçin!
“Gezi güncesi”ni okurken nasıl değişik barışçıl ve çok boyutlu bir olayla karşı karşıya olduğunuzu anlıyor, buna karşılık iktidarın bu olayı nasıl algılayıp karşılık verdiğini görüyorsunuz
Daha sonra, Emre Hoca’nın bilim adamı gözüyle değerlendirmelerine geçebilirsiniz.
Burada ilk dikkati çeken nokta, Emre Hoca’nın benim de paylaştığım bir saptaması, Tayyip Bey, Gezi olayını anlamamaktan çok, gerginlik politikasıyla yanıtlamayı tercih etmiştir görüşü.

\n

***

\n

E. Kongar “Yeni Orta Sınıf” görüşü ile geniş ilgi toplayan Prof. Sencer Ayata’nın değerlendirmelerini 36 - 39. sayfalarında vererek başlıyor işe...
Aynı zamanda milletvekili olan Prof. Sencer Ayata’ya göre, Gezi olayları da yeni orta sınıfın demokrasi hareketi.
Şimdi yalnızca satır başlarıyla Emre Hoca’nın görüşlerini özetleyeyim, gerisini daha geniş ve öğretici biçimde kitapta okursunuz.
Gezi olayı
‘Bilişim Devrimi’nin Türkiye’deki tohumlarının tomurcuklanması, çiçek açması, geciktirilmiş dışavurumudur.
Olaya sadece,
“Dijital Devrim” olarak bakmak da yanlıştır.
Olay aslında uzun bir süredir dünyayı ve Türkiye’yi etkilemekte olan insanlığın 3. büyük devriminin değerleri olan çevrecilik, demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar bağlamında ortaya çıkmıştır.
Ağaçları, yeşili, parkı korumak gibi çevreci bir niyetle başlayan ve direnişçilere zalimce müdahalelerle gelişen, Erdoğan’ın dediğim dedikçi tutumuyla yaygınlaşan olayın ulusal nedenleri ise kentsel yaşam standartlarını düşüren yağma kültürü, Erdoğan’ın yaşamın her alanına müdahale eden ceberut tutumu, AKP iktidarının yaşamın her alanını kapsayan müdahaleci, baskıcı politikası; herkesin her an, her yerde izlendiği, kayıt altına alındığı, kaset, korku toplumuna duyulan tepkidir.

\n

***

\n

Direnişten çıkan pratik sonuçlar ve alınacak derslerse çok özetle şunlar:
Bu direniş, AKP’nin dinci -laik, Müslüman- laik gibi karşıtlıklarla tırmandırdığı din eksenli kırılmayı ortadan kaldırdı. Direniş kuşağı din üzerinden ötekileştirmeyi reddetti.
Yeni kuşakların hiç de şikâyet edildiği gibi toplumsal sorunlardan habersiz ve çevrelerine karşı ilgisiz olmadıkları anlaşıldı.
Halk pasif direnişin erdemlerini anladı.
Korku duvarı yıkıldı, korku barajı aşıldı.
Klasik medya üzerindeki sansürün işe yaramadığı, ters teptiği anlaşıldı.
E. Kongar
“Bundan sonra ne olur” sorusuna da şu yanıtı veriyor:
Kısa vadede Taksim Gezi Parkı Direnişi hiç kuşkusuz şu veya bu biçimde karşı tepkileri davet edecek, AKP iktidarı önemli girişimlerde bulunacaktır!
Tepkisel otoriterleşmeyle bir süre bir geri gidiş bile yaşanabilir. Ama bu geri gidişi ve otoriterleşmeyi kalıcı sanmak yanıltıcıdır. Çünkü
‘bilişim devrimi’ artık hükmünü icra etmektedir. Türkiye’de de dünya ile birlikte bu yeni döneme girilmiştir.
Girişilecek kışkırtmaların etkisi konusunda belirleyici olan esas soru şudur:
Türkiye’de nüfusun ne kadarı kentli ve demokrat nitelikleri kazanmıştır, ne kadarı feodal değerlere bağlılıklarını sürdürmektedir?
Kongar’ın bu sorusuna yanıt ararken de yeni orta sınıfın yükselen ve gelişen bir sınıf olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir sanırım.
Evet sevgili okurlar; Emre Kongar ile Aykut Küçükkaya’nın
“Gezi Direnişi” mutlaka okunması gereken bir kitap.

\n

Tümü Ali Sirmen - Son yazıları

Linç 17 Mayıs 2019 Cum
Her şey güzel mi olacak, güç mü? 14 Mayıs 2019 Sal
Bak neler oldu! 10 Mayıs 2019 Cum