Köşe Yazısı

A+ A-

İşgal Gücü Bile Bunu Yapmazdı!

10 Ağustos 2013 Cumartesi

5 Ağustos sabahı saat 06.45te koğuşların içinde kurulu duyuru sisteminden şu anonsla uyandırıldık:

\n

\n

“Tutuklu ve hükümlülerin dikkatine... Sabah sayımı için sayım düzeni alınız...”
Bu anons her sabah saat 08.00’de yapılıyordu. Olağanüstü bir güne başladığımız sabah sayımında belli olmuştu.
Hapishane yönetimi işi sağlama almıştı.
Saat 08.15’te 10 demir kapı geçip hapishane çıkışındaki bekleme koğuşuna konduk. 2 saat sonra infaz koruma memurları ve jandarmalardan kurulu 4 kat etten duvarın arasında 5’erli gruplarla cezaevi aracına konduk. Her birimiz bir jandarmaya zimmetlenmiştik. Sorumlu olduğu mahpusu tanımayan jandarmalar yoklama yaparak isimleri netleştirdi.
Her zamanki gibi toplu halde otobüsle değil, koca cezaevi araçlarına 5’er kişi konarak duruşma salonuna götürülüyorduk.
Aracın santimlik penceresinden karşı tepedeki Yolçatı köyüne baktım. Hemen önündeki ayçiçeği tarlaları sararmıştı. Silivri’de 18. mevsimi geçiriyorduk.

\n

***

\n

Birkaç dakika sonra 10 cezaevinden oluşan kampusun açık cezaevi bölümüne geldik. Duruşmaya gittiğimiz günlerde buradan geçerken derin bir nefes alıyorduk. Yemekler burada pişirildiği için öğle mönüsünü öğreniyorduk. Özellikle tavuk ve kuru fasulye kokusu hemen hissediliyordu.
5 Ağustos günü ise her tarafı kapalı aracın metal kokusundan başka bir şey yoktu.
Bir dakika sonra iç içe demir duvarların hemen ötesindeki duruşma salonunu gördük. Salonun dış duvar bölümü canlı yayın araçlarıyla, iç kısmı ise onlarca askeri araç, müdahale aracı ve dozerle doluydu.
5 yıldır belki 10 kez yenilenen ama hep çamur içinde olan salon kapısının girişinde de iki tarafta 3’er sıralı güvenlik görevlileri bizi bekliyordu. Çoğu, giydiği kumaş-plastik karışımı kıyafetlere yabancı duran bu güvenlik görevlilerinin arasında salonun bekleme bölümüne geldik.
Bir saati aşkın da burada bekletildikten sonra salona alındık. İçeride de tutuklu sanıkların etrafını saran etten güvenlik duvarının iki yanında avukatlar, tam karşısında da izleyiciler vardı.
15 metre ötedeki izleyici bölümüyle konuşmak olanaksızdı. Ancak yüksek sesle bağırarak bir şeyler söylenebilirdi. Eskiden de böyleydi ama güvenlik görevlileri daha az olduğu için ses daha kolay ulaştırılabiliyordu.
İzleyici bölümündeki CHP milletvekillerine ve gazetecilere seslenip teşekkür etmeden önce ilk, dışarısını sordum.
Şu bağırışlar birbirine karışıyordu:
“Bütün yollar kapalı, insanlar tarlalardan girmeye çalışıyor...”
“Her türlü engele karşın buraya ulaşmış binlerce insan var...”
“Merak etme, halk sizi yalnız bırakmadı...”
Onları tam olarak duymaya çalışırken bir yandan cezaevinin içinden cezaevi içindeki yargılama salonuna getirilişimizi, bir yandan buraya ulaşmak isteyenlerin çabalarını ve karşılaştıkları engelleri düşündüm.
Aklımdan geçen ilk cümle şu oldu:
“Bir işgal gücü olsa bizi bu kadar vahşi yargılamazdı...”

\n

***

\n

Hüküm öncesi son kez bulunduğumuz salondaki avukatlara, gazetecilere dilim döndüğünce teşekkür ettim. Milletvekillerimize de şu özlemle birlikte teşekkür ettim:
“Asıl olan iktidar, ötesi bize dar...”
Bu hedefle seslendiğim milletvekillerimizin adlarını okurla da paylaşmak istedim. Salonun o karmaşasında yapılan listeyi yeniden sıralama yapmaksızın aktarmayı borç biliyorum:
Engin Altay, Akif Hamzaçebi, Muharrem İnce, Candan Yüceer, Malik Ejder Özdemir, Veli Ağbaba, Rıza Yalçınkaya, Ercan Cengiz, Turgut Dibek, Emine Ülker Tarhan, Umut Oran, Bülent Tezcan, Bihlun Tamaylıgil, İlhan Cihaner, Ali İhsan Köktür, Nur Serter, Namık Havutçu, Gökhan Günaydın, Mehmet Kesimoğlu, Emre Köprülü, İzzet Çetin, Kemal Değirmendereli, Ali Haydar Öner, Tufan Köse, Özgür Özel, Alaattin Yüksel, Hülya Güven, Mustafa Moroğlu, Haluk Eyidoğan, Gürkut Acar, Dilek Akagün Yılmaz, Şevki Kulkuloğlu, Birgül Ayman Güler, Refik Eryılmaz, Mehmet Ali Edipoğlu, Recep Gürkan, İsa Gök, Engin Özkoç, Mehmet Hilal Kaplan, Melda Onur, Aylin Nazlı Aka, Aytuğ Atıcı, Oktay Ekşi, Süheyl Batum, Oğuz Oyan, Musa Çam, Orhan Düzgün, Kemal Ekinci, Ahmet Topbaş, İdris Yıldız, Ali Özgündüz, Kadir Gökmen Öğüt, Aytun Çıray.
Hüküm sonrasını yarına bırakalım.

\n

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Saray’daki hesap sandığa uyar mı? 15 Eylül 2019 Paz
11 Eylül: Küresel savaş günü... 12 Eylül 2019 Per
Ergenekon hâkimi Özese’ye hapis! 11 Eylül 2019 Çar