Ortadoğu satrancında piyonluk halleri

07 Aralık 2015 Pazartesi

İktidarın “hukukçusu” bir zevat geçen gün Twitter’da “Suriye krizini bahane eden her devlet bölgeye geldi. Şu anda Akdeniz savaş gemisi kaynıyor. Eskiler böyle durumlarda ‘iyi günlere kalmadık’ derlerdi” buyurdu.
Eskiler “hem suçlu, hem güçlü” de derlerdi. En başta Türkiye’yi yöneten siyasal İslamcı heyetin “bölgeyi düzenleyici ülke” iddiasının “Batı ittifakının kullanışlı mevzisine” dönüşüvermesi trajik. Türkiye; bırakın “bölgesel güç” olmayı, bağımsız dış politika üretemeyecek halde. Tablo, “Osmanlıcı”, “millici” gaza rağmen, tartışmaya mahal bırakmayacak denli ortada. Suriye ve Irak’taki sıcak cephenin maliyetlerini henüz kestiremiyoruz, o kadar. Ortadoğu satrancındaki piyonluğun resmine bakılmak kâfi:

***

• Suriye’de geçen yaz İncirlik kozumuzu kapan ABD, Rusya’nın 30 Eylül’deki askeri hamlesi yüzünden “oyundan düştü”. Sahada güvenilmez cihatçılarla “Ahrar ılımlı mı yoksa revizyonist cihatçı mı” türünden biçare sosyolojik analizlere girişti. 1500 km ötedeki Hazar’dan Rus füzeleri IŞİD’i vururken, Moskova’yla havada “kazaya gelmeme” anlaşmasına mecbur kaldı.
• “ABD’den bağımsız” davranıp Rus uçağını düşürmek Türkiye’ye nasip oldu. Maliyeti Rusya’yla en başta ticari ve ekonomik çıkar ilişkilerine dayalı “soğuk dostluğun” buz kesmesi ile Suriye’ye bizatihi müdahillik hesabının baltalanması. 60 küsur yıl sonra bir uçağı NATO müttefiki tarafından düşürülen Rusya, S-400 füzeleriyle Suriye hava sahasına abandı. Türk savaş uçakları 24 Kasım’dan beri uçamaz halde.
• ABD ve NATO, iki tarafı tansiyonu düşürmeye çağırarak “arabuluculuğa” çekilirken, sayemizde yeni “güney stratejisini” çiziyor. Rusya’ya “Suriye- Irak bir tek sana yar olmaz” temasıyla “caydırıcılığa” soyunuyor. Paris katliamıyla IŞİD’e bilenmiş Fransa, Suriye’de 70 bin “ılımlı” hayalleriyle Irak işgalinin yalan çemberini tekrarlayan Britanya ve “tarihin cilvesi” olsa gerek, “destek gücü” Almanya artık İncirlik’te. NATO ittifakı Boğazlar’a, Akdeniz’e, Kıbrıs’taki Ağrotur ve Dikelya üslerine doluşuyor.
• Türkiye dünyada “Suriye’ye cihatçılığı pompalayan/ kârını petol olarak tahsil eden ülke” (ıspatı artık ehemmiyetsiz) olarak etiketlenirken, dizginler ABD’de. Washington Suriye sınırının “mühürlenmesi” için bastırırken, Amerikalı diplomatlar Reuters’a CerablusÇobanbey arasındaki meşhur 98 km’lik bölgenin “IŞİD’den arındırılmasını” askıya aldıklarını fısıldıyor. Moskova’nın Gürcistan ve Ukrayna’daki gibi alttan almama olasılığı hesaba katılıyor.

***

Peki, diplomasi cephesi?..
• Suriye’yi yakan savaşı sonlandırmak için elde kırık dökük Viyana bildirisi varken, “peşrev” bitmiyor. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, “Esad’ın gidişi siyasi geçiş için artık şart değil ama..” söylemini ısıtıyor. Viyana bahane, sahada üstünlük edinmek şahane!
• Vahhabi/Selefi Suud, Suriye Kürtleri ve müttefik ahaliyi dışlayarak cihatçılardan “demokrasi gücü” devşirme konferansı topluyor. Beyhude iştigal.

***

Bu karambolde Türkiye, artık cepheye Irak Kürtleri üzerinden Musul hattında müdahil. İlk bakışta “akıllıca”. Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin defacto kontrolünde ama haritada Irak’a ait statüsü tartışmalı Başika bölgesine perşembe gecesi ne hikmetse tank ve zırhlı araçlar eşliğinde 400’ü komando 600 Türk askeri “eğitim misyonuyla” giriverdi. Açıkça İran ve PKK’ye gözdağı. Kürdistan ve Şengal’de HPG etkinliğinden rahatsız KBY için ne âlâ. Bağdat “derhal çıkın” diye bağırıyor. Amerikalılar “göğe bakıp ıslık çalıyor”.

***

Artık rahat nefes alabiliriz! “Osmanlıcılık oynayan” Türkiye NATO şemsiyesine sığındı! Lakin kendi içinde Kürt yarası kanarken, Suriye olmadı, Irak macerası nereye kadar? Ortadoğu’da tasarımları yapılan Sünni devletinin veya yeni Sünni federal bölgesinin hamiliği, kim bilir belki 100 yıllık Musul- Kerkük hayali? Irak’ın ve Suriye’nin tabutlarına son çivi çakılırken, “düzenlenen ülke” statüsüyle Soğuk Savaş’ın yeni “sıcak cephesi” haline gelmesek iyidir.