Köşe Yazısı

A+ A-

Çözmeyeceksen yayın yasağı koy

Paylaş
instela'da paylaş
14 Ocak 2016 Perşembe

Tahmin etmiştim ama savcıyla yargıcın ellerini bu kadar çabuk tutacaklarını hesaplamamıştım.
Hani önceki gün Sultanahmet Meydanı’nda şey olduya, işte o şey, şey olduktan sadece bir saat sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı istedi,
7. Sulh Ceza Hâkimliği’nde o gün görev yapan yargıç “münasiptir” deyip damgayı bastı ve Sultanahmet Meydanı’nda olan o şeyile ilgili yayın yasağı geldi.
Kararın ilgili paragrafında aynen şöyle deniyor:
…Soruşturma dosyası kapsamı hakkında yazılı, görsel ve internet medyasında, sosyal medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayın yapılmasının 5187 sayılı kanunun 3/2 maddesi gereğince yasaklanmasına…”
Görüyorsunuz yasak kararı her türlü haber, röportaj, eleştirinin yanı sıra ve “vb” yapılmasını bile kapsıyor. “vb” derken yargıç ne kastetti bilemeyiz ama, “o şey”le ilgili her şeyin yasak olduğunu anlamak için de üstün zekâ gerekmiyor.
Bizim TV kanalları, anında haber verebilen haber portalları boyunlarını büküp sade suya tirit haberlerle “O şeyin çevresinde” dolanırlarken yabancı medya harıl gürül haber verme ödevini yerine getiriyordu. Bencileyin meraklılar da mecburen BBC, CNN (Türk olmayan CNN), El Cezire gibi dış mihrakların haberleriyle idare etmek zorunda kaldı…

*** 

Neden yayın yasağı kondu?
Yayın yasağı ile elde edilmek istenen neydi?
Yargıcın kararının bir başka paragrafında “…olaya iştirak etme şüphesi bulunan kişilerin bulundukları şehirlerin, kullandıkları araçların bilgilerinin yayımlanarak olayın aydınlatılmasının, şüphelilerin yakalanmasının ve irtibatlarının deşifre edilmesinin engellenmesi…” deniyor.
Yani gazeteciler bu bilgileri elde edip yayımlarlarsa…
İyi güzel de gazeteciler dedektif değil ki…
O bilgileri devletin dedektifleri bulup çıkarır. Onların bilgi sızdırmasını önlersiniz; yayın yasağına filan ihtiyacınız kalmaz.
Tabii yayın yasağından elde edilmek istenen sahiden de yargıcın kararında belirttiği gibi ise…
Ya değilse?
Ya başka bir hesap varsa?..

***

1990’lı yıllarda “Faili meçhulse faili bellidir” derdik. JİTEM’i, itirafçılardan oluşan infaz çetelerini filan kastederdik…
2015’te “Bir cankırımını çözmeyeceksen yayın yasağı koy” diye dalga geçer olduk…
Haksızlık ediyor, en azından abartıyor muyuz?
Cumhuriyet’te yayımlanan aşağıdaki listeye bir göz atın ve haksızlık edip etmediğimize siz karar verin.
28 Aralık 2011 Roboski (Uludere): 34 köylü öldürüldü. Yayın yasağı geldi.
11 Mayıs 2013 Reyhanlı cankırımı: 54 kişi öldürüldü. Yayın yasağı geldi.
13 Mayıs 2014 Soma cankırımı: 301 maden işçisi öldü. Yayın yasağı geldi.
5 Haziran 2015 Diyarbakır cankırımı 5 kişi hayatını kaybetti, 400 kişi yaralandı. Yayın yasağı geldi.
20 Temmuz 2015 Suruç cankırımı 33 kişi öldürüldü. Yayın yasağı geldi.
10 Ekim 2015 Ankara cankırımı 100 kişi öldürüldü. Yayın yasağı geldi.
Ve…
Ve önceki gün Sultanahmet Meydanı: Canlı bomba, 10 kişiyi katletti, 15 kişi yaralandı. Yayın yasağı geldi.
Başka da bir şey yazmam…
Malum yayın yasağı var…