Köşe Yazısı

A+ A-
Çiğdem Toker

Çöpteki servet

Paylaş
instela'da paylaş
23 Ocak 2016 Cumartesi

"Bu kadar önemli mesele dururken çöp nereden çıktı” derseniz, “500 bin atık işçisi ve işsizlik oranı yüzde 10’un üzerindeki bir ülke” yanıtını verebiliriz. (Aslında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) uygulaması ironik bir karşıtlığı beraberinde getirdi. “Temizlik deyip geçmeyelim” dediğim bir önceki yazıdan sonra, bugün de “Çöp deyip geçmeyelim” diyeceğiz.)
“Pazar” iştah kabartacak, kâr hırsını kamçılayacak ölçüde büyük.
Net rakam verilemiyor ama şu hesap yardımcı olabilir:
Sadece Ankara’da, 78 bin civarındaki atık kâğıt işçisinin, günde ortalama 400 kg. atık topladığı tahmin ediliyor. Türkiye genelinde 500 bin civarında atık işçisi, aileleriyle birlikte 2 milyon kişilik bir nüfus yani.
Çoğu göç etmek zorunda kalmış, hayata atık toplayarak tutunmaya çalışan ve “günlük” yaşayan bir kitleden söz ediyoruz.
Bu verileri, bakanlığın son uygulaması nedeniyle, kamuoyunda farkındalık yaratmaya çabalayan Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Dinçer Mendillioğlu paylaştı.
“Konuştuğumuz şey çöp” diyor. “Bunu konuşmak bile ayıp olmalı ama şirketlerin kâr hırsı bizi bu noktaya getirdi” diye sürdürüyor. Bakanlığın, sokak toplayıcılarının topladığı atıkları alan firmalara 140 bin TL ceza kesme uygulaması nedeniyle, bu büyük kitlenin işsiz kalma tehlikesiyle yüz yüze geldiğini belirtiyor. Atık toplayan işçiler, firmaların ceza korkusu nedeniyle şu anda satış yapamıyor.
Hemen belirtelim ki, aslında bakanlık mevcut Atık Kontrolü Yönetim Planı’nı uyguluyor. Peki, sorun? Sorun, beş yıldır esneklik sağladığı bir fiili duruma sağlam bir çözüm, geçiş formülü üretmediği için çıkıyor. Burada da “lisanslı” firmaların, bakanlığı kâr arzuları doğrultusunda yönlendirdiği tartışması dikkat çekiyor.
Derneğin konuyu sosyal medyada gündeme getirmesi, çözüm yolunda bir umut sağlayacak gibi görünüyor.

Müsteşar’dan telefon
ÇŞB Müsteşarı Mustafa Öztürk dün Mendillioğlu’nun arayarak “Ne yapmaya çalışıyorsun” diye sormuş.
Dernek başkanı da atık işçilerinin güvenli bir ortamda çalışmasını istediğini söyleyince Müsteşar Öztürk, kendilerinin de bundan yana olduğunu, merdiven altı atık firmalarının devre dışı kalarak, sistemin kayıtlı ve daha güvenli bir ortamda işlemesini istediklerini belirtmiş.
Peki, atık kâğıt işçileri neden işsiz kalma tehlikesiyle yüz yüze?
Mendillioğlu’nun aktardığı bilgilere göre, şirketler, “işletme” ve “belediye” olmak üzere iki tip atık lisansına sahip olabiliyor. “İşletme lisansı” sanayi atıklarının; belediye lisansı ise belediye alanlarındaki bütün atıkların toplanabilmesine olanak sağlıyor. Sorun da belediyelerden daha önce lisans hakkı almış firmaların itirazından kaynaklanıyor. Dernek Başkanı, lisanslı firmaların, “ücretli köleler” yaratmayı hedeflediğini ve belediyeleri yanlış bilgilendirdiğini anlatıyor.
Bakanlık Müsteşarı ile yaptığı görüşmenin olumlu geçtiğini belirten Mendillioğlu, şimdi yasak sonucu binlerce atık toplayıcısının işsiz kalmaması için Çankaya Belediyesi ile bir proje hazırlayacaklarını söyledi.
“Polisten, zabıtadan kaçarak bir hırsız gibi değil, işçi güvencesiyle, temizlik işçisi giysisiyle çalışmalarını sağlayacak bir formül üzerinde duruyoruz” diyen Dernek Başkanı, bu “örnek projenin hazırlanması” halinde ÇŞB’den destek de alma ümidi taşıdıklarını söyledi.
Ya olmazsa?
Sorunun cevabı açık. Birkaç firmanın kâr hırsı uğruna, sokaktan tutunmaya çalışılan hayatlara “çöp” muamelesi yapılacak.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Mustafa Öztürk