Köşe Yazısı

A+ A-

Arınç’ın ipleri ele aldığı, RTE’yi dışladığı Kabine

Paylaş
instela'da paylaş
09 Şubat 2016 Salı

Bugünkü Arınç-RTE arasındaki “siyasi bitiş”in köküne, dün bir yolculuk yapmıştım. Hükümet ile Kürt silahlı ve siyasi hareketi arasında 28 Şubat’ta “Dolmabahçe Mutabakatı” açıklanmıştı. Ama daha o gün, deklarasyondaki 10 madde ve anlamları üzerinde taraflar birbirine zıt açıklamalar yapmışlardı. Bu da deklarasyonun, zorlama, anlaşma değil anlaşmazlığın ilanı olduğunu gösteriyordu.
Bu yazıda iddiam şu: 2015 Mart ayında Arınç’lı Davutoğlu hükümeti, Cumhurbaşkanı’nın iradesi dışında kendi politikasını izliyordu. Dolmabahçe deklarasyonu üzerine daha o zaman yapılan açıklamalar bunu net gösteriyor.

Hükümetin ipleri Arınç’ta
RTE 20 Mart’ta, deklarasyona ve izleme komitesine itiraz ederken “Hükümetle Cumhurbaşkanı her an her konuyu görüşüyor diye bir şey yok” diyordu.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç aynı gün, “Cumhurbaşkanımız süreci biliyordu, bilgilendiriliyordu” derken, RTE’nin hükümetle her konuyu görüşmüyoruz cümlesine denk düşen açıklamaları vardı:
“Çözüm sürecinin nasıl sonuçlanacağı konusunda bir yol haritamız da mevcuttur. Hükümet bundan sorumludur. Ülkeyi yöneten hükümettir.” (20 Mart)
“Sayın Cumhurbaşkanı’na sevgimizde, saygımızda eksilme olmaz.. Ama unutmayın bu ülkede bir hükümet var. Bu gerçeğin de herkes tarafından bilinmesi lazım.” (22 Mart)
“Üslubumuz farklı olabilir, duygularımız, düşüncelerimiz farklı olabilir... Bu farklılıklar da bizim bir zenginliğimizdir. Yani biz bütün bu eleştirilerimizde ‘Kral çıplak’ filan demedik daha. Belki öyle günler gelecek ki ‘Kral çıplak’ denecek.” (3 Nisan)

‘Hükümet biziz, bunu bil’
Her şey çok net. Ve ayrıca, bu olay, Cumhurbaşkanlığı ile Davutoğlu-Arınç hükümeti arasındaki gerilime, daha önce yaşanan tüm sürecin kronolojisine uygun... Mesela 17-25 Aralık ve 4 bakanın yargılanması isteğine, hatta Arınç ile RTE arasında 2010’a kadar giden çekişmelere...
Evet, Cumhurbaşkanı “Dolmabahçe Mutabakatı” üzerinde bilgi sahibiydi. Ama 10 maddelik deklarasyonun tam metni ona gösterilmiş miydi? Yalçın Akdoğan’ın sık sık maddeler üzerinde Cumhurbaşkanı’na telefonla bilgi verdiği haberlerini okumuştuk. RTE mesela “izleme komitesi”ne o sırada da karşı çıkmış, ama hükümet tarafı bunu metinden çıkarmamış olabilirdi. Veya müzakerelerde gelinen noktayı, içine sindirmeyerek onaylama durumunda da kalmış olabilirdi.
Arınç, RTE’ye yönelik diyor ki: Bu ülkede hükümet var.. ülkeyi yöneten hükümettir.. Bu gerçeği herkes bilsin...Bu sözlerin arkasında “Son kararı biz verdik, veririz ve hayata geçiririz, yetki bizde, sana ne?..” anlamı yatıyor.

Arınç’ın RTE’ye ilanı
Davutoğlu, RTE ile doğrudan “papaz olmak” istemeyen, ama farklı düşüncelerini de söyleyen bir politikacı. Son tahlilde, RTE’nin büyük ve sert iradesi karşısında, anlaşmayı seçiyor.
Ama Arınç burada öyle değil. RTE’nin başkanlık rejimi dayatması ve hükümeti kaldırmak isteği de gündemde! Ama Arınç’lar, Davutoğlu’lar direniyor. Arınç, hükümetin bağımsız davranma isteği/iradesinin temsilcisi. Bunu “Mutabakat” bağlamında RTE’ye ve Türkiye’ye duyuruyor.
Yani Arınç/Davutoğlu hükümetinin anayasal yetki ve sorumluluk çerçevesinde, Beştepe’den bağımsız iradesi- isteği apaçık ortada. 7 Haziran seçimlerine böyle gidiliyordu.

Mutlak denetim zor
Peki, hükümet içinde ve deklarasyon açıklamasında başrolde, RTE’nin “has adamları” olarak bilinen mesela Yalçın Akdoğan ve Efkan Ala da var. Ne iş?! RTE, deklarasyona karşı olsaydı onların işi bozmaları gerekmez miydi?
İki açıklama: 1) Deklarasyon sürecinde, farklı görüşler o sırada giderilebilecek pürüzler olarak algılanmış, keskin ayrışmaya yol açacağı sanılmamış olabilirdi. 2) Arınç ve Davutoğlu’nun hükümetin yetkisini kullanma iradesine, iki bakan da katılıyordu. Yakın da olsalar, mutlak biat niye olsun?
SONUÇ: RTE’nin bugün “iki seçilmiş lider olmaz” diyerek tek adamlığı dayatmasının kesin nedenlerinden biri de, hükümeti mutlak denetleyemeyeceğini görmüş olması... Bunu hep biliyordu ve bu amaçla hep tasfiye etti ve başkanlık istedi.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Yalçın Akdoğan