Köşe Yazısı

A+ A-
Hikmet Çetinkaya

Koş Tayyip Koş!

7 Mart 2014 Cuma

Hiç böylesini yaşamadı Türkiye, hiç böylesini görmedi...
Rezalete, kepazeliğe tanık olmadı!
Kumpas, çapraz, tezgâh, paralel hepsi bir arada...
Koca kulak, küçük kulak!
İhale, rüşvet, yolsuzluk!
Dibe vurdu benim ülkem, baskının, sindirmenin ne olduğunu anlamadı mı acaba?
Her şey din kardeşliği adına yapıldı...
İnanç sömürüsü, din kardeşliği, ayrımcılık...
Vur vurabildiğin kadar, ye yiyebildiğin kadar!
Allah doyursun!
Alevi yargıç düşman!
Vay benim gözünü sevdiğim ülkem vay!
Siz TSK’ye kumpası birlikte kurdunuz, birlikte yürüdünüz yağmur altında...
Şimdi her şey açığa çıktı mı çıkmadı mı?
Şapkadan ne çıkacak!
Tavşan mı?
Yumurtadan!..
Kuş mu çıkacak, civciv mi?
Çıka çıka kumpas, paralel, çapraz çıktı!
Gizli tanık çıktı, kutular çıktı!
Şimdi soruyorum:
“Doğan Medya Grubu’na yani Aydın Doğan’a kurulan nedir?”
Yanıtını ben vereyim:
“Tezgâh!”
Başbakan “vatan millet için” yapmış MİLGEM ihalesini ve Aydın Doğan’ın Yargıtay’daki davasına müdahale konuşmasını...
Kiminle yapmış?
Eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin’le yaptığı telefon görüşmesinde.
Başbakan Erdoğan, kendisi doğrulamasaydı konuşmayı, gizli olarak dinlenen bu konuya ilişkin yazı yazmazdım.
Başbakan “Bundan doğal ne olabilir ki” deyip ekledi önceki gün:
“SPK’nin verdiği bilgiler ‘Yakından takip et’ dememi gerektiriyor! SPK çok hassas, kesinlikle bunların mahkûm olması gerekir.”
Pes doğrusu...

***

SPK özerk bir kurum değil midir?
O zaman doğrulanan ses kayıtlarında, tapelerde yer alan buyruk kimin adına?
Demokratik bir hukuk devletinde Başbakan, eski Adalet bakanına, “Davaya müdahale et, SPK çok duyarlı” diyemez.
Bir Adalet bakanı da yargıcı yaftalayamaz şu biçimde:
“Yargıç Alevi, geleceğini bunlara bağlamış!”
Amaç Aydın Doğan’ın ceza alması...
Başbakan ise tam tersini söylüyor:
“Devlete milyonlar kazandırmak suç mu?”
Burada iktidarın demokrasiyi içselleştirmediği ortaya çıkıyor...
Üstelik anayasal suç işleniyor!
Yargıda mezhepsel bir siyasetin egemen olduğu görülüyor...
Demokratik bir hukuk devletinde yargının ayağa kalkması gerekmez mi?
Bunlar baskıcı rejimlerde olur! İhaleyi yakının alsın, şu bu almasın...
Başbakan, işadamı Metin Kalkavan’a Koç Grubu’nun kazandığı gemi ihalesinin iptali için başvurması yönünde telkinde bulunduğu, bir başka ihalenin gizli teklif ayrıntılarını verdiği konuşmasıyla ilgili de şunları söylüyor:
“İhalede saf dışı bırakılmış başvurusu oldu. Ben de ‘dava aç’ diyorum. Devletin milyonlarca lira kazancı oldu.”
Erdoğan sanki bu ülkenin başbakanı değil, o şirketin danışmanı...
Evet Türkiye bunları yaşıyor 2014 yılında.

***

Gazeteler doğrunun, dürüstlüğün yanında olacaktır.
Hiçbir iktidara boyun eğmez gazeteler ve gazeteciler...
Bugünün Türkiyesi’nde ne yazık ki durum içler acısı...
Birkaç muhalif gazeteci ve yazar o kadar!
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, diyenler çoğunlukta.
Ne iktidarın sesi ne de cemaatin kalemi!
Boynunu bükmeyeceksin!
Adam gibi gazetecilik yapacaksın!
Sık sık “ülkenin çivisi” çıktı diyorum, alınanlar oluyor...
Ne yazık ki çıktı! Son 50 yıldır böyle bir süreç yaşamadık!
Bu ülkede yargıya falan gerek kalmadı aslında...
Nasıl olsa ülkeyi yönetenler, hem polis, hem savcı, hem de yargıç...
Bir dönem efsane savcılar, yargıçlar vardı, gizli tanıklar, kahraman polisler.
Gizli açık telefon dinlemeleri, teknik takip...
Erzincan Savcısı İlhan Cihaner vardı, makamından apar topar alınıp sorgulanan, zindana atılan...
O dönem yitirmiştik her şeyimizi!
Hukuk, adalet, demokrasi, özgürlük!
Kumpas, paralel, çapraz!
Şapkadan ne çıkmıştı, anımsıyor musunuz?

***

Tayyip Bey dün Elazığ’da açıkladı...
Maraton koşucusuymuş!
İyi koşular...
Koş Tayyip koş...
Nereye?

Tümü Hikmet Çetinkaya - Son yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018 Paz
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018 Per
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018 Sal