Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar Ve Görüşler

‘Mühim adam bu Turhan’

Paylaş
instela'da paylaş
Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
11 Mart 2016 Cuma

[Haber görseli]

Şimdiye kadar büyük ve güzel sıfatlarını yerli yersiz kullanarak, enflasyona uğratmamış olmanın zevkini, büyüklüğüne ve güzelliğine gerçekten, yürekten, derinden inandığım şahıs ve eser karşısında pek canlı duyuyorum.

İçim kaynayarak, ağzımı doldura doldura: - Büyük ve güzel eserler derken dilim, kendi lügatimden en az aşınmış olan kelimelerin lezzetini yudumluyor.

Kaç gündür Turhan’ın karikatür albümünü de aynı sonsuz hayranlığın sarhoşluğuyla çevirmekteyim. Her sayfa büyük, her sayfa güzel...

Nasıl büyük, nasıl güzel? Bilmiyorum. Dağ nasıl büyükse öyle büyük, deniz nasıl büyükse öyle büyük ve güzel nasıl güzelse öyle güzel işte...

Mühim adam bu Turhan. Karikatür sanatının, altındaki lejanddan destek alan ve bir nevi şematize edilmiş fıkra sayılan cinsini öteden beri sevmedim. Gazete okuyan iki adam silueti çiz ve altına istediğin espriyi yaz.

Espri kuvvetliyse karikatür beğenilir, değilse beğenilmez. Bence karikatür sanatından ziyade söz sanatına yakın bir gazete eğlencesidir bu...

Turhan’ın eserlerinde yazılı espriden bir koltuk değneği bulamazsınız. Espri, hiciv, tezat ve beşerî zaaf, karikatürün altında değil, çizginin içindedir.

Bir cami kapısı önünde çıkarılmış çeşit çeşit ayakkabılar ve çıkarılmış bir çift ayak. “Ayakkabısız adamın ibadeti” diye adlandırabileceğimiz bu muazzam tablo, kelimelerin bittiği yerde başlayan, sosyal bir sanat harikasıdır. Yıkılmamak için kılıçtan uzun bir desteğe bağlanmış, büyüyen defne dalı...

Teke tek kendilerinden büyük olan bir balığı, birleşip daha büyük bir balık teşkil ederek takip eden küçük balıklar...

[Haber görseli]

Hürriyet Abidesi’nin ayakları altında sallanan zenci cesedi... Bu buluşların yanında çizgi hünerleri, siyah beyaz ustalıkları, kompozisyon incelikleri... Zannederim ki Turhan şöhretini en çok hak etmiş tek beynelmilel kıymetimizdir.

Nasıl da sessiz, nasıl da sakin, nasıl da rahat ve iddiasız görünüşlüdür.

Aşamadıkları duvarları aşmış gibi görünmek için küstahlık zırhına bürünen ve boyuna namus lafı ederek piyasaya işporta malı yaveler sokan şamatacı cüceler yanında; onun sessizliği devliğinin alâmeti farikasıdır.

Türkiye ötesi bir işi, Türkiye’nin içinde yapmanın zorluğunu takdir edersiniz. Turhan bu zorluğu dize getirmiş insandır. Dostumu iftiharla, tebrikle, sevinçle kucaklarım. (Milliyet, 17.8.1959)

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Çetin Altan