Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Vekillerin Vicdanları da Saldırı Altında...

12 Mart 2016 Cumartesi

Turgut Özal’ın başlamasına önayak olduğu iki yoz akım, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) döneminde ekonomi argosuyla tavan yapmış durumda.
Yaklaşık 2005’te başlamıştı ama 17-25 Aralık yolsuzluk iddiaları sırasında yani 2013’te hızlanarak bugünlere ulaştı.
Özal’ın yozlaştırma akımlarından ilki “Anayasayı bir kez delmekle bir şey olmaz” cümlesiyle başlamıştı.
AKP bu görüşü türlü çeşitli uygulama ve açıklamalarla “Anayasayı tümden yok saymakla bir şey olmaz” düzeyine getirdi.
İkinci akım da “Benim memurum işini bilir” görüşünü açıklamasıyla başlamıştı.
AKP bu yaklaşımı da “Benim yandaşım işini bilir”e dönüştürdü. Bakanından başlayıp sıradan yandaşa kadar sıralı düzeyde nelere tanık olduğumuzu herkes biliyor ama hepsi söyleyemiyor.

***

Anayasayı yok sayma yaklaşımının son örneği kimi HDP milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması önerisiyle yaşanmaya başladı.
İlk açıklama gelenekselleştiği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. Başlangıçta Başbakan ve AKP Genel Başkanı Davutoğlu pek sıcak bakmıyor gibi görünse de onursal kurucu başkanına açıktan karşı durmanın olanaksızlığı nedeniyle konuyu köpürtme görevini üstleniverdi.
Sözle yetinmeyip eylem başlatmayı da göze aldı. “Meclis başkanı ile görüşeceğini” açıkladı. Milliyetçi Hareket Partisi üst yönetimi de yakaladığı fırsatı kaçırmak istemedi.
Halkın Demokratik Partisi, konu doğrudan kendini ilgilendirdiği için “Biz de oy veririz” diyerek bir savunma biçimi oluşturdu.
Cumhuriyet Halk Partisi ise bütün dokunulmazlık dosyalarının oylamaya sunulmasını istedi.
Cumhurbaşkanı, Başbakan ile CHP dışındaki siyasal parti yöneticileri neredeyse anayasanın 83’üncü maddesini uygulamadan kaldırmak için görüş ve elbirliği içindeler. Çünkü anayasanın “yasama dokunulmazlığı” kenar başlıklı 83’üncü maddesinin son paragrafı şu kuralın uygulanmasını emrediyor: “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.” Aynı zamanda partilerinin grup başkanı sıfatını da taşıyan genel başkanlar, partilerinin milletvekillerine ne yapacaklarını açık açık söylüyorlar.
Sadece anayasa değil, milletvekillerinin vicdanları da saldırı altında. Bizdeki işte böyle bir ileri demokrasi!

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Turgut Özal