Köşe Yazısı

A+ A-

Medyaname!

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Ergenekon operasyonu başından beri belli bir medya ağıyla birlikte yürüdü. İddianamenin açıklanmasıyla birlikte yine medya mahkemesinin aktif gö-revini sürdürdüğünü, işin gerçek yargı aşamasının neredeyse ikincilleştirildiğini görüyoruz. Bu anlamda olayın medyaname boyutu her şeyin önüne geçiyor.

Dün de vurguladığımız gibi toplumu bilgilendirme sorumluluğu çerçevesinde gerçeğin peşinde olmaya devam edeceğiz. Bunun için öncelikle bilgi kirliliğini temizlemek gerekiyor.

Bir örnek:

AKP medyası günlerce Uğur Mumcu’nun da Ergenekon tarafından öldürüldüğünü yazdı. Dün bir de baktık ki; Uğur Mumcu’yu Ergenekon değil, İsrailli ajanlar öldürmüş!

Bu noktada akla bin bir türlü soru geliyor.

Ergenekon’un faaliyetlerine baktığımızda yaptıklarından çok yapacakları konu edilmiş. İş, “örgütün hedefleri” diye başladı mı, içine akla gelen gelmeyen her şey sığar!

Örgütün kuruluşuyla ilgili de farklı veriler var. Bir taraf 1923’te başlatmış, asıl hedefini ortaya koymuş! Bir başkası 90’lı yıllarda düğümlemiş. Böyle bir örgütün ana hedefi de; AKP hükümetini devirmek! Örgütün kurulduğu iddia edilen dönemlerde AKP diye bir şey yoktu ki, hükümeti olsun!

***

Davanın en çok konuşulacak konularından biri “tanıklar” olacak. Haberlere göre, tanıkların çoğunun kimliğini hiç kimse bilmeyecek. Suçlanan kişiler kendisini kimin suçladığını bilmeyecek. Tanık koruma pek çok ülkede var. Ama koruma, tanığın mahkemeden çıkışından itibaren başlıyor. Mahkeme aşamasında herkes birbirini biliyor, tanıyor. Bu davada ise tanık hiçbir şekilde ortaya çıkmayacak. Sesi de değiştirilecek...

Önümüzdeki dönemin bir başka tartışma konusu, kâğıt üzerinde bile yan yana gelmesi olanaksız isimlerin aynı örgütün içinde gösterilmesi... Ama ismi en çok geçenlerin de ne tanık ne de sanık olarak yer almaması. Dün Melih Aşık’ın köşesinde CHP milletvekili Atilla Kart’ın şu değerlendirmesi bu anlamda önemliydi:

“En temel iddialardan biri malum; Danıştay saldırısının organizatörü ve azmettiricisi Ergenekon örgütüdür... Başta Alparslan Arslan olmak üzere bu saldırıyı gerçekleştirenler de örgütün yapısı içinde görevli kişilerdir. O zaman Arslan’ın da davaya katılması, sanıklardan biri olması gerekmez mi? Ama sanıklar arasında adı yok.”

Kart devam ediyor:

“Bu iddianameden ciddi bir sonuç çıkmaz. Sadece pek çok insan mağdur olduğuyla kalır, bir iki gerçek suçlu da bu karambolden istifadeyle paçayı sıyırır... Ama bu soruşturmanın amacı zaten suçluları ortaya çıkarmak değil ki. Bu vesileyle toplumu baskı altına alıp sindirmektir. O amaç da şimdiden büyük ölçüde hasıl olmuştur.”

***

Biz Cumhuriyet gazetesi olarak çok ilginç bir konumdayız.

Hem kendimizi bombalattık...

Hem kendimizi sorgulattık...

Ve böyle bir konumda gazetecilik yapmak durumundayız...

Elbette yapacağız... Temel sorumluluğumuz bu.

Hukukun üstünlüğüne saygı duyan bir yayın organı olarak bu iddianamedeki Cumhuriyet’le ilgili bölümleri kamuoyunun da değerlendirmesine sunuyoruz.

Pek çok yazarı terör eylemleri sonucu öldürülmüş bir gazete olarak karşı karşıya kaldığımız durum hüzün verici... İnsanın Mahsuni’yi haykırası geliyor:

Yeter be Mahsuni dindir acını

Bazen acılardan al ilacını...

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Filo gelecek yerden bir uçak esirgenmez! 23 Eylül 2018 Paz
Şampiyonuz derken Şam piyonu olmak! 20 Eylül 2018 Per
Eren Erdem’in dosyası kabarıyor! 19 Eylül 2018 Çar