Tayyip Erdoğan, kendi açısından artık
dinsel simgeleri TBMM’ye sokmanın zamanı
geldiğine hükmetmiş olmalı ki, AKP’nin üç
kadın milletvekili (Nurcan Dalbudak, Sevde
Bayazıt Kaçar ve Gülay Samancı) Meclis’e
türbanla girme kararlarını açıkladılar.
İşin özünü gözden kaçırmayalım: Bu karar
resmen, dinsel simge olan türbanın Meclis’e
sokulmasıdır. Nitekim Başbakan bunun
dinin emri olduğunu söyleyerek görüşü
doğrularken, aynı zamanda girişimini dinsel
tabu kalkanı ardında korumaya alma yolunu da tutmuştur.
“Meclis kamu alanı mıdır, yoksa siyasal
organ mıdır?” tartışması bilmiyorum ne kadar önemli?
Ama olayın özgürlüğü sağlamaya yönelik
bir demokratik girişim olarak sunulmasının
gerçeği yansıtmadığını açıkça söylemek gerek.
Daha dinsel simgenin, kamu alanına
sokulması ve alenen teşhir edilmesinin önünü
açan karar Başbakan tarafından açıklandığı
gün, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin
Çelik, cümle âleme, kendilerinin kadınların
kılık kıyafetlerine müdahaleden yana
olduklarını ilan ediyordu.
Örtünme özgürlüğünden söz etmek ancak
örtünmeme özgürlüğünün de var olduğu
bir ortamda mümkündür. Herkesin kılık
kıyafetine karışmayı şiar eylemiş bunu alenen
ilan etmiş bir iktidarın, olaya özgürlük kılıfı
giydirmesi kandırmacadır.
***
Dostum Yalın Doğan, dünkü köşesinde,
AKP’lilerin Şafak Pavey’in çok meşru
bir gerekçeyle giydiği pantolona itirazla
samimiyetsizliklerini kanıtladıklarını
yazıyordu.
Dinsel simgelerin kamu alanında teşhirinin
laik düzende engellenmesinin, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’ni ihlal etmediğini belirten
birbirini izleyen AİHM kararları da, olaya
özgürlük açısından yaklaşma manevrası
yapanlara verilebilecek yanıttır.
Ama bütün bu hususların AKP’yi
girişiminden alıkoyacağını sanmak yanlış.
Unutmayınız ki, AKP laikliğe karşı
eylemlerin odağı olduğu tescillenmiş bir partidir.
AKP’den de Tayyip Bey’den de bundan
başkası beklenemezdi.
AKP’den de Tayyip Bey’den de bundan
daha fazlası da beklenmelidir.
Göreceksiniz işi, örtünmeme yasağına
kadar vardırmak için her şeyi yapacaklar.
Tartışmanın gerçek özü, herkes tarafından
o zaman apaçık anlaşılacak.
Bütün bu gerçekleri bilmek, görmek,
seslendirmek, cümle âleme ilan etmek gerek.
Ama bilinmesi ve görülmesi gereken bir
gerçek daha var ki, o da türban tartışmasının
kamuoyundaki algılanışıdır.
Yukarıda ileri sürdüğüm görüşleri
savunanlar, ne yazık ki, kamuoyunda
kendi görüşleri doğrultusunda değil,
tam ters yönde bir algı oluşmasını
engelleyememişlerdir.
***
AKP oluşmuş olan bu yanlış algıdan yola
çıkarak, CHP’yi, tartışmayı siyasi gerginliğe
ulaştıracak bir tavrın içine çekerek puan
toplamak hesabı peşindedir.
Bu durumda CHP’nin benimsemesi
gereken en akıllıca tutum ne olmalıdır?
Aklın ve ilkeliliğin yolu sanırım, CHP’nin
bir yandan gerçekleri bütün açıklığıyla
ortaya sermesini, AKP’nin özgürlükçü
maskesini düşürmesini, tartışmayı doğru
çerçeve içine oturtmasını, ama kendisini
kamuoyu karşısında başörtüsü düşmanı gibi
gösterecek manevralara mahal verebilecek,
gerginliği tırmandıracak davranışlardan
kaçınmasını zorunlu kılmaktır.
Siyasette algılar da olgular kadar hatta
bazen daha da önemlidir.
Yanlış algıları değiştireyim derken, daha da
artıracak davranışlar akıllıca olmaz.
Baskıcı totaliter AKP’nin, özgürlükçü
kisvesine bürünmesine zemin hazırlayacak
davranışlardan kaçınmak ile onun dümen
suyuna girmek, birbiriyle karıştırılmaması
gereken iki farklı davranış biçimidir.
Bir tartışmada ileri sürülen savlar kadar,
onun zemini ve zamanı da kamuoyunu ikna
açısından önemlidir.
Kandırmacalara inanmadan, olayın
gerçek özünü ortaya koyarak, ama tuzağa
düşmeden, soğukkanlılığını da koruyarak
takıyyeye karşı mücadele etmek gerek.
Ali Sirmen
Son Köşe Yazıları
Türban sorunu...
Yazarın Son Yazıları
İyi insan (19 Mart 2024)
İyi insan
Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?
Laiklik nedir?
Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü
Yıldönümü
Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar
Aslında biliyorlar
Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti
Vatan nöbeti
Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?
Daha neler olacak?
Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...
Türkiye hâlâ laik mi?
Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti
Mutluluk mecburiyeti
Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü
İşin özü
Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga
Tehlikeli kavga
Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?
Kader mi?
Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok
Biat etmeyene hayat yok
Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor
AKP yanıltıyor
Devamını Oku
06.02.2024
Monşer
Monşer
Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?
Neler olmaz ki?
Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?
Ne aceleniz var?
Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?
Bir ittifak nasıl kurulur?
Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam
Lütfedilen bir yaşam
Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...
CHP-İsveç-NATO
Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)
İyi insan
Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte
İflas budur işte
Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor
Sam amcamız bizi attaya götürüyor
Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset
Sokak ve siyaset
Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?
Nasıl olacak?
Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler
Zor günler
Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı
Türkiye’nin ekseni
Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim
Yeni yerel yönetim
Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost
Bir Kuvvacı d
Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz
Büyük çıkmaz
Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti
Din devleti
Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi
Belliydi
Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak
Aynı anıyı paylaşmak
Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak
Aynı vatanı paylaşmak
Devamını Oku
29.12.2023
Durum
Durum
Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’
‘Dostum Mozart’
Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’
‘Anayasal kabahat!’
Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi
Seçmenin tepkisi
Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron
Bir garip patron
Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...
‘Allah’ın gazabı’
Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar
Hamas ve Kuvvacılar
Devamını Oku
12.12.2023