Hazreti Fethullah mı?

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Basında Fethullah Gülen hoca efendi hazretleri ile ilgili haberlerden geçilmiyor.

1. İngiliz Prospect ve Amerikan Foreign Policy dergilerinin düzenledikleri internet araştırmasında hazret çağımızın 100 düşünürü arasında 1. oldu. Helal olsun hazrete...

2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu alt mahkemenin aklama kararını onadı. Gözü aydın olsun hazretin...

3. 1999’dan beri ABDde yan gelip yatan hazretin özel akademik ve bilimsel başarı sahiplerine verilen süresiz oturma ve çalışma izni istemini FBI ve İçişleri Bakanlığı reddetti. Hazretin bir ay içinde ABDyi terk etmesi olasılığı belirdi.

Fotoğrafçı arkadaşların deyimiyle bu üç olaya zoom yapıp içeriklerine göz atalım.

1. Prospectin Yazıişleri Müdürü David Goohart bakın Guardian gazetesine ne diyor: Adını sanını duymadığımız bir insanı 1 numaralı düşünür yaparken, ne kadar gülünç duruma düştüğümüzü anladık. Meğerse Gülenin gazetesi Zaman, yandaşlarına oylamayı tıklatıp bu sonucu yaratmış!” Orhan Pamuk, hazretin destekçilerince 4. yapılmasına üzül-müştür. 2. olması gerekmez miydi?

2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu hocayı laikliğe aykırılık suçlamasından dolayı değil, terör bağlantılı suçlu oluşuna ilişkin kanıt bulunamadığı için akladı. Dolayısıyla laikliğe aykırı davranışları her an yargıda gündeme gelebilir.

3. CIAnın Türkiyedeki olayları parmaklayan adamı olarak bilinen Graham Fullerin, Yunan kökenli CIAdan George (Yorgo) Fidasın, Ortodoks rahip Aleksander Karluçosun, ABDnin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abrahamovichin FBI ve İçişleri Bakanlığına hamili kart sahibi adamımızdır dedikleri hazretin başvurusu reddedildi. Gerekçede, hazretin akademisyen olmayıp parayla satın aldığı bazı akademisyenlere hakkında ve hareketi ile ilgili yazılar yazdırdığı, dinsel kişiliğinin laiklik ve dinsel hoşgörüyü harmanladığı savının inandırıcı olmadığı vurgulandı. Hazretin takıyyeciliği ABDde de tescil edildi. Avukatları yeni bir başvuru yaptılar. Hazretin ABDde, ağzından ABDnin Müslüman Afganistan ve Irak işgali hakkında tek bir kınamasını duydunuz mu? Bu nasıl bir Müslümanlık dayanışması?

ABDde kalmak için başvuran hazret, gösterişsiz biçimde Türkiyeye dönme hazırlığı yapıyormuş. Kendisi Humeyni gibi değil kendim gibi dönerim diyormuş. Anayasa Mahkemesinin AKP ve ABD federal mahkemesinin de hakkında vereceği kararlara göre Türkiyeye Fethullah Gülen hoca efendi hazretleri olarak değil de bir peygamber gibi Hazreti Fethullah olarak dönecek demektir. Hepimizin gözü aydın...

ABD Senatosu Acz İçinde

Salı günü Soykırımdan kimler zarar görüyor? başlıklı yazımızda İsveç parlamentosunun soykırım tasarısını reddinin gerçekçi nedenleri ile Ermenistana atanacak ABD büyükelçi adayına Kongredeki baskıya dikkati çekmiştik.

Erivandaki Büyükelçi John Evans, 1915 olaylarından soykırım diye söz edince Mayıs 2006da görevden alınmıştı. Yerine Richard Hoagland aday gösterilmiş, ancak komitede soykırım sözcüğünü kullanmayınca Ermeni yanlısı Demokrat Senatör Robert Menendezin vetosu ile karşılaşmıştı. ABD Başkanı, bu kez Marie Yovanovitczi aday göstermişti. Bayan diplomat da etnik temizlik deyip soykırım sözcüğünü ağzına almayınca soykırım dedirtilmek için manevi baskı altına alınmıştı. Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi de Kafkaslarda durumu tartışırken, Bakan Yardımcısı Daniel Fried de soykırım sözcüğünü kullanmamış, ona da aynı baskı uygulanmıştı.

Yazımız şöyle sona ermişti: Şimdi de Kongredeki Ermeni yanlısı Demokrat senatör ve temsilcilere, Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosiye ek olarak Demokrat Başkan Adayı Barak Obamanın birkaç yüz bin Ermeni kökenli oy uğrunda soykırım sözcüğüne destek vermesi Ankara-Erivan-Vaşington ilişkilerine kara bulutların gölgesinin düşeceğini gösteriyor.

Başkanın büyükelçi adaylarından 21ine komite onay vermiş, Yovanovitchin ataması bir ay askıya alınmış. Efendim, yazılı sorulara verilen yanıtlar geciktiği için bu adayın durumu yeterince incelenmemişmiş! Adaya soykırım dedirtmeyi amaçlayan yazılı soru sahipleri arasında senatör Obama da bulunuyormuş! Koskoca senatörler, iki yıldır Erivana bir elçi atayamama aczini yaşarken, gerçekte Ermenistanda acz içinde yaşayan insanlara daha da eziyet ettiklerini algılayamıyorlar.

Soykırım kavramının bayraktarlığını Demokratlar yapıyor. Geçen yıl Türkiyenin tepkisi ile Temsilciler Meclisinde soykırım tasarısı yönetimin devreye girmesi ile önlenmişti. Kasım seçiminde Demokratların sandalye sayısının artacağı ve Obamanın başkan seçileceği kanısı da Türk-Ermeni sınırındaki çıkmazı daha da derinleştireceğe benziyor.

Tarsus’ta Aziz Pavlos Yılı

Papa 16. Benediktusun Haziran 2008-Haziran 2009 tarihleri arasını Tarsuslu hemşerimiz Aziz Pavlosu anma yılı ilan ettiğine değinmiştik. Mersinliler geçen hafta Tarsusta Aziz Pavlos Anıt Müzesinin bahçesinde ve kuyusunun bulunduğu alanda tek tanrılı üç dinin temsilcilerinin de katıldığı uluslararası boyutta bir tören düzenlediler. Türk devlet ve yerel yönetim temsilcileri ile Hıristiyan din adamları ve Mersin Müftüsünün de konuşmalar yaptığı törende barış adına dualar okundu. Mersin Devlet Opera ve Balesi Korosu ile Antakya Medeniyetler Korosu da dinsel içerikli müziklerin yanı sıra Yunus Emrenin Gel gör beni aşk neyledi parçasını da seslendirdi. Kilise de Mersin Fotoğraf Derneği de yöredeki inançları yansıtan bir sergi açtı. Ne var ki bu olağandışı tören medyamıza yansımadı. Türkiyede inanç özgürlüğünün dünyaya tanıtılmasında, turizmde yeni kapıların aralanmasına olanak sağlayan bu renk-li, çok yönlü tören yitip gitti. Ayağa gelen kısmet tepildi...

Altın Post mu Pontus mu?

1980’lerin başında Atinada iken tarih meraklısı bir maceraperest İrlandalı Tim Severin ziyaretime geldi. Yunan mitolojisinin ünlü söylencelerinden altın post yolculuğuna yeniden çıkmak için, çivi kullanmadan bir ahşap tekne yaptırdığını söyledi. Yalnızca yelken yardımı ve kürek çekme koşulu ile söylencedeki Argonautların izinde Gürcistandaki Kolkise ulaşacak bir deniz yolculuğuna hazırlandığını açıkladı.

Yunanistandan Türkiyeye kadar olan yolculuğu için bazı kürekçilerle anlaşmıştı. İstanbuldan sonra Türkiyede Karadeniz boyunca kürekçilere gereksinimi vardı. Bu konuda yardım istedi. Tekneyi gördüm. Türkiyeden bazı meslektaşları kürekçi olarak ayarladım. Yunanistandan denize açıldıklarında da uğurladım. Olay başta Yunanistan ve Avrupada daha sonra teknenin uğradığı her Türk limanında olağanüstü ilgi uyandırdı. Olay National Geographic (NG) dergisinde yayımlandı. Timin İasonun Yolculuğu adlı kitabı en çok satanlar listesinde yer aldı.

Söylenceye göre bir kanatlı koç, kaçırdığı iki kardeşten Helle adlı kız çocuğunu Çanakkale Boğazı’nda düşürünce buraya Hellespont adı verilmiş. Friksos adlı erkek kardeş Kolkise varınca Kral Aietese kanatlı koçun altına dönüşen postunu hediye etmiş. Sonra kaptan İason, gemi ustası Argosa Argo (hızlı)” adlı bir tekne yaptırarak altın postu ele geçirmek için olağandışı maceralar atlatarak Kolkise yelken açmış.

Şimdilerde Timin yerine Yunanlar aynı teknikle yeni bir yelkenli yapıp aynı yolu izlemeye heveslendiler. Ne var ki çeyrek yüzyıl önce ilk olaya izin veren Türkiye bu kez, Pontus hayalini canlandırma gerekçesiyle karşı çıkmış. Eğer bu karara karşı çıkanlar, NG dergisinin Eylül 1985 sayısına lütfen bir baksalardı Timin teknesini gösteren fotoğraflarda bol bol ve yalnızca Türk bayrağını görürlerdi. O yolculuk İstanbuldan başlayıp tüm Karadeniz kıyılarını dünyaya tanıtmıştı. Aziz Pavlos yılından sonra ayağımıza gelip tepilen bir başka kısmet daha...

Elmek: [email protected]\tFaks: 0312. 442 79 90