Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

AKP Sentez mi? Antitez mi?

12 Ağustos 2008 Salı

CIA ajanı Graham Fuller' a göre AKP bir sentez. Son kitabında ilginç değerlendirmeleri var. (*) Bazı doğru tespitlerin yanına ustaca sıkıştırılmış yorumlar (saptırmalar) gözleniyor.

- AKP iktidarında Türkiye "en bağımsız" dönemini yaşıyormuş, özellikle de dış ilişkilerde...

- Ortadoğu'ya yeniden dönerek, uluslararası alanda en önemli aktörlerden birisi haline geliyormuş.

- Atatürk döneminde İslam dünyasından koparılan Türkiye, Ortadoğu'daki yerini yeniden alıyormuş.

- Ülkenin içinde bulunduğu İslamcı yapılanma (yani AKP iktidarı), Atatürk Türkiye'si ile geçmiş arasında bir sentez oluşturuyormuş.

Bu arada ülkenin refah içinde olduğu, Kürt sorununun çözülme yolunda ilerlediği, ülkenin 2015 yılında AB'ye katılmayı beklediği de Graham Fuller'ın kitabını süsleyen değerlendirmelerden bazıları.

G. Fuller'da, "Osmanlıya dönüşün" savunuculuğunu görüyoruz.

Bir CIA ajanının kitabını bu köşeye taşımak, birçoğumuz tarafından anlamsız ve gereksiz olarak düşünülebilir. Ancak bu çevrelerin AKP konusundaki destek ve değerlendirmelerinin anlaşılması için bunun yararı var. Özellikle de ABD'nin yazdığı senaryonun öğrenilmesi açısından.

G. Fuller, Morton Abromowitz, Richard Holbrooke, Paul Wolfowitz ve Richard Perle Ortadoğu'nun soğuk savaş sonrası yeniden yapılanmasının baş mimarları arasında yer alıyorlar.

Refah'ın devrilmesi, AKP'nin yaratılması ve iktidara taşınmasında Washington'un planlarını onlar hazırladılar (**).

CIA'nın Türkiye konusunda en etkili uzmanının AKP ve Türkiye hakkındaki düşüncelerini değilse bile "Yazdıklarını öğrenmek", ABD'nin Türkiye planları bakımından yol göstericidir.

Dikkatimi çeken şeyler şunlar oldu;

- Graham Fuller, Türkiye'nin geleceğinde "İslamcılığı öne çıkarıyor". Bunu "İslamcılığın öne çıkmasını istiyor" şeklinde okumak gerekir.

Böyle bir projeksiyonun,Türkiye'de "ulus devlet kimliğini darmadağın edebileceğini" en iyi bilenlerden birinin kendisi olduğunu düşünürsek, bu pazarlamayı doğal karşılamak gerekir.

- Fuller'a göre AKP dönemi "Olağanüstü bir refah ve gelişme sergiliyor".

AKP'ye büyük bir destek var. Bunu da doğal karşılamak gerekir.

"Kendi projelerini" övmelerini yadırgamamalıyız.

- Türkiye'nin AB'ye hiçbir zaman alınmayacağını ve özel statüye götürülmekte olduğunu en iyi bilenlerden birisi G. Fuller'dır. Yayınları ve bugüne kadar yaptığı çalışmalar bunun kanıtıdır.

O halde neden, "Türkiye sanki 2015'te AB üyesi yapılacakmış izlenimi yaratacak" bir ifade kullanıyor?

"Türkiye bunu bekliyor" ifadesini kullanıyor. Bunun doğru olmadığını, "Böyle bir beklenti havasını yaratanların bir azınlık olduğunu" çok iyi biliyor. Ancak, "dincilerin ve bölücülerin yaptığı gibi, AB sürecini bir araç olarak kullanıyor".

- Türkiye'nin, "AB süreci üzerinden Batı kapitalizmine bağlanması", G. Fuller başta olmak üzere Washington ve CIA uzmanlarının önerileriyle sürdürülmektedir. G. Fuller bu süreçte en aktif rol alanlardan birisidir.

- "Kürtçü-İslamcı pazarlamasını" en iyi biçimde yapıyor. Kürt sorununun , "AKP döneminde çözüme doğru gittiğini" söylüyor. İslamcı yapılanmanın , "Kürtçülüğü" teşvik ettiğini kabul ederken önemli bir çelişkiye de düşmüş oluyor; bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti'nde ulus devlet kimliğini, dinci yapılanma ile bozuyor; bunu yaparken de, "Kürt milliyetçiliğini bu sayede, emperyalizmin emrine sunmuş oluyor".

Graham Fuller'ın unuttukları...

Fuller kitabında en önemli şeyleri ya unutuyor ya da ikinci plana itiyor;

- 11 Eylül 2001 sonrasında, ABD'nin Ortadoğu'ya işgal için harekete geçmesiyle AKP'nin iktidara getirilişi arasındaki ilişkiyi göz ardı ediyor.

- Kendilerinin, " AKP ve dincilerle olan doğrudan bağlarından" hiç söz etmiyor. AKP ve ABD arasındaki işbirliğini saklıyor.

- ABD'nin Arap ülkeleri, İran ve Türkiye'ye yönelik yeni politikalarını masaya yatırmıyor. "Esas kriz nedenlerini" gizliyor.

Bu arada AKP'nin Başdanışmanı Dr. Yalçın Akdoğan' ın görüşleri ile Fuller'ın son kitabının "öngörüleri" arasındaki örtüşmeler de ilgi çekici. Fuller'ın Akdoğan'dan etkilenmiş olabileceğini düşünmek fazla iyi niyetli ve safça olur! Ama aralarındaki yakınlık açıkça görülüyor.. hele Akdoğan'ın kitabı okunduğunda. (***)

Aşağıdaki üç kitap yan yana getirildiğinde AKP, İslam, ABD ve Ortadoğu arasındaki bağlar, konuya uzak insanların bile anlayabileceği bir açıklıkla ortaya çıkar.

***

Küçük bir not: Halkımız, CHP Kurultayı'nın ve Parti Yönetimi'nin, "AB Sürecine" nasıl baktığını ve tam olarak nerede durduğunu, açık bir biçimde görmek ve bilmek istiyor.

(*) Graham Fuller, "Yeni Türkiye Cumhuriyeti", Timaş, 2008

(**) Erol Manisalı, "AKP, Ordu ve Amerika Üçgenindeki Türkiye", Truva, 2007

(***) Yalçın Akdoğan, "AK Parti ve Muhafazakâr Demokrasi", Alfa, 2004

www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali

Tümü Erol Manisalı - Son yazıları

İmamoğlu: Karanlıktan doğan aydınlığın adı 23 Nisan 2019 Sal
Ulusal planlamadan yerel planlamaya 16 Nisan 2019 Sal
İmamoğlu ‘siyasetçilere’ ders verdi 9 Nisan 2019 Sal