Köşe Yazısı

A+ A-

Eğrinin Doğrusu Olmaz!

2 Nisan 2014 Çarşamba

Demokraside çare tükenmez, derler.
Peki ya demokrasi tükenmişse?
Türkiye’nin üstüne gözümüzün içine bakarak kapatılan faşizmin kurşun kapağını oylarımızla kaldırabileceğimizi uman bizler, işte burada hata yaptık.
Hukuk devletinin bittiği, hak aranacak tüm yargı organları ve hatta YSK’nin hükümete bağlanıp kamu kurumlarının, kamu olanaklarının salt iktidara hizmet ettiği yerde, seçimlerin “adil” yapılacağını sandık!
Demokrasiyi tıkayan ve tüketen AKP iktidarından yasal seçim kurallarına uygunluk, sandığa saygı bekledik. Başka bir deyişle, demokratik haklarımızı elimizden alanın, demokratik seçim yapabileceğini düşündük.
Ne enayilik!

***

Son sözümü baştan söyleyeyim: Oy sayımında AKP nerede, ne kadar açık ara önde olursa olsun, YSK’nin sabaha karşı basıldığı, gerek pusula, gerekse sayım sahtekârlığına ilişkin iki bine yakın tutanağın kayıt altına alındığı ve onlarca ilde sonuçların “mum ışığında” değişip elektrik kesintilerinin de “trafoya kedi girdi” diye açıklandığı bu seçimler adil yapılmamıştır. Demokratik değildir, son toplamda meşru da değildir!
Nasıl bir oturak dolusu dışkıya bir kaşık havyar katarsanız bok bok kalır ve bir tas havyara bir kaşık dışkı katarsanız sonuç yine kokarsa...
Suç ve sahtekârlık oranı yurt genelinde ne olursa olsun, yalnız Ankara’daki durum bile bu seçimleri demokratik meşruiyet dışına düşürmeye yeter.
Yoksa biz muhalifler, yerel yönetimlerden çok ulusal bir referanduma dönüşen bu seçimlerde, iktidarın ülke çapında çoğunluğu sağlayacağını zaten biliyorduk. Halkının yarısı derdini ve beklentilerini ancak 100 kelimeyle ifade edip düşünebildiği bir toplumda AKP’nin, hukuk devletini yıktı, suçsuzları içeri tıktı, muhalif basını susturdu, Twitter’ı, YouTube’u kapattı vb. diye oy çoğunluğunu kaybetmesini elbette beklemiyorduk.

***

Kendisinin olmayan arsaya gecekondu kurup devletten bedava tapu almaya alışık bir toplum kesitinden, benzer yolsuzlukları çok daha büyük çapta yapan iktidardan hesap sormayacağını, hatta “Helal olsun, iyi götürmüş !” diye gıpta edeceğini, tahmin ediyorduk.
İran’ın petrol paraları üstünden dağıtılan haraçlar için boşuna mı “helal komisyon” ayetleri uydurulup indirildi Google’dan?
Ne kullandığı elektriğin suyun parasını, ne de vergi ödeyen ve zaten tarihsel anlamda herhangi bir talan fırsatını kaçırmayan bir kalabalığın, “Bal tutan parmağını yalar” ve “Suyun başını tutan kana kana içer” diye yalandığından haberimiz vardı, tabii ki... Eh, bu kesimin de yukarıdaki ne kadar götürürse, benim götürdüğüme de ses çıkarmaz mantığını güdeceği belliydi.
Ama bu toplumsal profile rağmen, büyük kentleri AKP’den almak umudumuz vardı. Ne de olsa Türkiye’nin bir de öteki yarısı, Erdoğan’ın dışladığı, horladığı, azarladığı yüzde elli vardı.
İşte daha çok kelimeyle konuştuğu için ülke çıkarı, ulusal onur, siyasal dürüstlük, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri üstüne düşünen bu insanlar, seçimlerin adil olabileceğine inanmak, hatta seçimlere bel bağlamakla yanıldılar.
İşin kötüsü, onları temsil etmek iddiasında olan muhalefet de gerçeği göremedi: Meclis’te dövüşerek demokrasiyi koruduklarını sandılar. Meydanlarda “Başçalan” diye bağırdılar, ama karşılarında dürüst bir parti varmışçasına seçimlere girdiler!
Eğer son virajı aldığımızın farkında olsalardı, en azından CHP ve MHP’nin bir seçim ittifakı yapması gerekirdi. BDP’yi saymıyorum, çünkü bence bu parti AKP’den hoşnut ve amacına doğru yol alıyor.
Ama CHP ve MHP, bırakın birkaç ay önce bu köşede önerdiğim gibi AKP’ye önce ortak bir ihtar, ardından Meclis’i terk ederek demokrasinin bittiğini tüm dünyaya ihbar, böyle bir seçim ittifakını bile gerekli görmediler...
Peki şimdi ne olacak?
Türkiye’nin “Başımdaki yağmalarsa, benim küçük talanıma da göz yumar” diyen kalabalıklarından ne adalet, ne de demokrasi savunması bekleneceği çok belli. İşte bu kanunsuzlar, hâlâ daha yasalara saygılı, ahlaklı ve dürüst ötekileri dövecek, bastıracak, susturacak.
Ama dünya AKP’nin üstünü çizince...
Ortalık yangın yerine dönecek.

“Siyasal makam, aptallardan kapılır, yeteneksizlere kaptırılır.”
GEORGES CLEMENCEAU

G NOKTASI
Seçim sonrası CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu kıyasıya eleştirip istifaya çağıranlar, haksızlık ediyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu elinden geleni yaptı, olağanüstü çaba harcadı. Ama hukuka saygılı, ahlak sahibi insanların, hiçbir yasa, kural, ahlak ölçüsü tanımayan ve “Allah, bismillah...” diye diye yolsuzluk yapan sahtekârlarla “dürüst” bir mücadeleyi kazanması mümkün değildir.
CHP’nin ortak hatası, Gezi’den beri olanlardan sonra bu ülkede hâlâ demokrasi varmış gibi o Meclis’te kalıp, sanki tabanın demokratik ve ahlaki hassasiyetleri varmış gibi umutlarını seçimlere bağlayıp oturmasıdır.
Bundan sonra daha çok yolsuzluk ve daha çok zulüm yapılacak. Seçimlerin de nasıl yapılacağı belli. Şimdi ne yapacaksın CHP? Ortak vatan kalmayınca, ne yapacaksın MHP?

Tümü Mine G. Kırıkkanat - Son yazıları

Aydın cesareti 15 Eylül 2019 Paz
Hukuk ve ahlak! 8 Eylül 2019 Paz
Kandır ve yönet! 1 Eylül 2019 Paz