Issızlığın Ortasında

17 Ağustos 2008 Pazar

 

Yaz tatili yapabilen kaç kişi vardır ülkemizde? Köyüne, kasabasına gidip ailesinin yanında birkaç gün geçirenler bile şanslı sayılmalı. Ekonomik sıkıntılar öyle boyutlarda ki, çoğunluk yerinden kımıldayamıyor. Bu ortamda, İstanbulda yaşamak bir ayrıcalık elbette. Çünkü, kültür-sanat etkinlikleri dur durak bilmiyor. Aynı gece, kentin farklı bölgelerindeki açıkhava konserlerine binlerce, hatta onbinlerce dinleyici katılıyor. Galerilerin büyük kısmı faaliyette. Yaz aylarında Avrupanın en büyük kentlerinde bile bulamayacağınız bir devinim

Gençlerin akın akın gittiği metalikya da elektronik konserler hakkında bir fikrim yok açıkçası ama, izleyebildiğim etkinlikler arasında beni en çok etkileyenleri sizlerle paylaşmak isterim. Son günlerin en güzel konserlerinden biri İdil Biretin Rumelihisarındaki resitaliydi. Dinleyici ile arasında inanılmaz bir bağ oluşturuveriyor Biret. Chopini, Rahmaninofu onun gibi yorumlayabilen kaç müzisyen vardır dünya üzerinde? Zeynep Oralın dediği gibi İdil Biret bir fenomen! Bin yılda bir açan bir çiçek! Benzerini, yaklaşanını bırakın tanımayı, ne gördüm, ne duydum…” Listener dergisi şöyle tanımlamış onu: Gezegenimizin en zarif, en cana yakın müzik kahramanı Ender rastlanır bir aydınlık, zenginlik ve açıklık. Neredeyse tümüyle ticarileşen müzik sahnelerimizden sessizce ama hızla yok olan özellikler…” (1)

Kardeş Türkülerin 15. Yıl Konserini te-levizyondan izleyebildim. Moğolların Açıkhavada Kıraçla birlikte verdikleri konserde de benzer duygular yaşadım. Kırkıncı sanat yıllarını kutlayan Moğollar, Issızlığın Ortasında bir coşku seli yaratmayı başardılar. Toprak Anaya yapılan haksızlıklara, savaşlara, tersane cinayetlerine karşı duyarlık çağrılarını yinelediler. Binlerce genç, Bir Şey Yapmalı!” diye onlarla birlikte bağırırken, sanatın gücünü anımsamamak elde değildi. Siyasetçilerin kayıkçı kavgasından bunalan gençler, bu çağrıya sahip çıkıyordu işteCahit Berkay, Engin Yörükoğlu, Taner Öngür ve Serhat Ersözden oluşan Moğollar’, Emrah Karacanın da katılımıyla artık beş kişi O gece, Kıraçla birlikte, Cem Karaca ve Barış Mançonun şarkılarını seslendirdiler konserin son bölümünde. Dağlar dağlardan Bir gün belki hayatta...ya uzanan nostaljik bir yolculuk. Bu şarkıların modası geçer mi hiç

***

Avea sponsorluğunda düzenlenen Açıkhava konserlerinde Leman Sam ve Özcan Deniz de vardı, Fahir Atakoğlu da, Teoman da, Tarkan da Ben, Monica Molinayı tercih ettim. Çok da memnunum doğrusu. Dünyayı güzellik kurtaracaksa, Molinanın daha sık gelmesi lazım buralara Başta Taner Öngür ve Ragıp İncesağır, nice özverili insanın çabalarıyla altı yıldır başarıyla kotarılan Barış‘a Rock, önümüzdeki yıl gerçekleşmeyecekmiş. Küllerinden yeniden doğmasının çok uzak olmadığını düşünüyorum. Keşke, hiç ihtiyaç duyulmasa bu konserlere; ama durum pek öyle göstermiyor...

Ağustos konserleri arasında, 2010’a Giderken Her Telden başlığı altında farklı müzik türlerinde bir dizi konser de yer alıyor. Özellikle, Zeytinburnu, Bayrampaşa, Kartal, Büyükçekmece gibi ilçelerimizdeki konserlerin işlevsel olduğunu düşünüyorum. Doğru, buralarda da yaz akşamları konser eksikliği yaşanmaz ama, yerel yöneticilerimizin beğenileri ile ve halkımız bundan anlar anlayışı ile biçimlenen bu etkinliklere ilişkin duygularımı biliyorsunuz zaten

Elbette istisnaları var bunun. İstanbulda Büyükşehir, Beşiktaş, Kadıköy, Şişli, Fatih, Eminönü, Bakırköy, Üsküdar, Kartal, Beykoz belediyeleri kültür-sanat alanında önemli işlere imza atıyor. Kimi altyapı düzenlemeleri ile, kimi tarihi mirasa yönelik çabaları ve yayınları ile, kimi de düzenledikleri/destekledikleri sanatsal etkinliklerle Anadolu ise, daha sorunlu. Sorunun kökeni altyapı eksikliğinde değil, zihniyette Pek çok kentimiz, yerel yöneticilerinin beğeni düzeyine teslim olmuş; büyük bütçeler harcanarak gerçekleştirilen bir dizi popüler konserle yetinmek durumunda... Ciddi potansiyele sahip bazı şenliklerimizin (Hacıbektaştan Gaziantepe, Akşehirden Doğubeyazıta) yereli aşıp uluslararası bir düzeye sıçramayı bir türlü beceremediği bir ortamda, bazı kentler ıssızlığın ortasındabirer vaha gibi Eskişehir, İzmir, Mersin yıl boyu kültür-sanattan nasibini alan kentlerimiz arasında. Adana, edebiyat ve sinema alanlarındaki festivalleri ile Antalyaya ciddi bir rakip olurken, Antalya Fazıl Sayın öncülüğünde düzenlediği Piyano Festivali ile ülkemizin saygın festivalleri listesinde yerini alıyor Çanakkaleden Hopaya, Diyarbakırdan Konyaya yurdun dört bir yanındaki sanatseverler yazın gelmesini iple çekiyor, şenlik günleri başlasın diye... Anadolunun az sayıdaki nitelikli etkinliklerinden bir bölümünü geçen hafta yazmıştım. İki tanesine daha değinmek isterim: Şeyh Bedreddinin, Börklüce Mustafanın kasabası Karaburunda Gökhan Akçuranın öncülüğünde gerçekleştirilen festivali basından takip edebildim. Özgün tematiği, programının kalitesi ile örnek bir etkinlik. Bir başka örnek de, Dikilinin sosyal sorumluluk projeleri yüzünden cezalandırılmak istenen Belediye başkanı Osman Özgüvenin inatla sürdürdüğü Barış, Dostluk ve Dayanışma Günleri Ülkemizin ilk tematik şenliklerinden Can Şenliği, ne yazık ki yapılamıyor bu yıl (nedenlerini bilenler biliyor). Sevgili Can Yüceli 9. Ölüm Yıldönümünde kısacık bir şiiriyle analım öyle ise: Zamparadoks

Eski Anadoluda

Yaldız boynuzlu koçlar kurban ederlermiş

Bereket Tanrıçasına.

Yeni Anadolu’da Bereket Tanrıçasını kurban ediyorlar

Yaldız boynuzlu koçlar için.’ (2)

(1) Zeynep Oral, O Güzel İnsanlar’, Cumhuriyet Kitapları

(2) Can Yücel, Gökyokuş- Kuzgunun Yavrusu, Doğan Kitap

[email protected]