Adnan Binyazar

Az ve Öz Konuşmak

17 Ağustos 2008 Pazar

İlk Kültür Bakanımız Talat Halmanla tanışalı nerdeyse kırk yıl olacak...

O günlerden bugüne, uzun süre New Yorkta yaşamasına karşın, çeşitli sempozyumlarda zaman zaman karşılaşmalarımız oldu.

Bilindiği gibi, Halman çok yönlü ilişkileri ve kültürel etkinlikleriyle hep Türkiyenin gündeminde yer almıştır.

Öte yandan şiirleri, çevirileri, Türk edebiyatını Amerikada tanıtımı, gazeteciliği, öğretim üyeliği, politikacılığı, diplomatlığıyla da ilgi çekici bir yazar olarak tanınmıştır.

***

Sanat, edebiyat ve kültür konularındaki konuşmalarını ilgiyle izlediğim Halmanı Haber-Türk ekranında görünce televizyonun sesini yükselttim.

Her an, insanca bir sevinci yansıtırcasına gülen yüzü ekranda karmakarışık görünüyordu.

Sanki iddialara, sızdırmalara, dengesiz açıklamalara, aslı astarı olmayan suçlamalara, en çok da sonu gelmez boş konuşmalara.. duyduğu tepkinin öfkesi vurmuştu yüzüne.

***

Övgüye boğmadan Atatürkten söz etmek erdemli kişinin işidir. Atatürk bir anlamdır çünkü; Türkiye Cumhuriyetini kurumlaştıran her şeyin anlamı...

O anlamı yansıtmayan her söz, söyleyeni ondan uzaklaştırır.

Büyük laf ettiğini sanma gafletine düşen adamdan budalası yoktur. Halman, o tür lafların büyüsüne kapılmadan, politikacıların önemli bir çelişkisine değiniyordu:

Atatürkün sözleri, zamanında büyük önem taşıdığı gibi, sonraki onyıllar, günümüzün ve Cumhuriyetimizin geleceği için de geçerli olan çok önemli düşünceler ifade etmişti. Bunların liderlerimiz, siyasetçilerimiz ve genellikle aydınlarımız tarafından dikkatle incelenmesi gerekir, özümsenmesi onlara büyük yararlar sağlar.

Uyarılardan anlayan olsa...

***

Halman, ağzına neyin yakıştığını bilen bir yazardır; ekran konuşmasında, lider ve siyasetçilerin yörüngesinden sapmış sözlerinin, kimilerinin küfür değilse de küfre teğet geçen çıkışlarının üzerinde durmadı. Şunları vurgulamadan da geçemedi:

Atatürkün az ve öz konuşmuş olduğunu, vatandaşların ve izleyicilerin sabrını tüketmediğini hatırlamamız şarttır. Oysa bugünkü devlet büyüklerimiz ve siyasi simalarımız ne kadar uzun, aşırı ve bazen boş konuşuyorlar.

Şimdi emekliye ayrıldığını sandığım diplomat dostum Burhanettin Muz bir sohbetimizde, Atatürkün Yurtta barış, dünyada barışsözünün, barış anayasalarının ilk maddesi olabileceğini dile getirmişti.

Halmanın az ve öz vurgulamasından bu anlaşılmalıdır.

Halk, politikacıların uzun konuşmalarına öylesine koşullanmıştır ki, az sözle anlatıp özü bulanları onların karşısında yetersiz sayar.

Lider, coşkularını gözyaşına bulamıyorsa, Abdüllatif Şenerin vay haline!

***

Halman, deneyimli bir siyasetçi, bir kültür adamı olarak, Atatürkün okuduğu 3 bin 997 kitapta her şey hakkında notlar aldığını, satırların altını çizdiğini, sayfaların kenarına kendi görüşlerini yazdığını.. anımsatarak, onları boş konuşmalardan uzaklaştıracak önemli bir öneride de bulunuyor:

Liderlerimizin bu kadar konuşmaktansa okuması, düşünmesi, danışması, yapıcı çözümler araması asli bir görevdir.

Okumak...

Kuşkusuz Pecos Billdeğil!

Bir de tehlike uyarısı yapıyor!

Liderler fazla görünür, konuşursa İngilizcede çoktan yerleşmiş over-exposuredeyiminin Türkçesiyle, surat eskimesine uğrarlar.

binyazar@gmail.com