Köşe Yazısı

A+ A-
Arif Kızılyalın

Euro 2016’nın faturası mı?

30 Ağustos 2016 Salı

Futbolda milli günler başlıyor. Önce Rusya’yla bir hazırlık maçı, ardından grubun favorisi Hırvatistan’la Dünya Kupası eleme grubu galası.
Ve bu iki maç için açıklanan milli takım aday kadrosunda büyük sürprizler var. Daha doğrusu, işin sürpriz yönü, kadroya girenler bölümünde değil de giremeyenler tarafında yaşanıyor.
İlk bakıldığında gençleşme operasyonu gibi dursa da kazın ayağı öyle değil galiba. Çünkü alınmayan isimlere bakıldığında Fatih Terim’in “milli takım” tercihleri, pek “gençleşme-yenilenme- düşünce devrimi” gibi durmuyor.
Kadroya giremeyen isimleri mercek altına yatırırsak, kimse Fatih hocayı 1983 doğumlu Hakan Balta’yı, 1984’lü “küskün” Selçuk İnan’ı, hatta Çin tatiline çıkan 1985’li Burak Yılmaz’ı kadroya çağırmadığı için eleştirmemeli. Gerçi, bu 3 oyuncu da ilerleyen günlerde yeniden şans bulabilirler, ama gençleri ve artık oynama çağındakileri kazanmak istiyorsa Terim, Hakan Balta ve bazıları ile pek âlâ vedalaşabilir. Yine de futbol bu belli olmaz sakatlığı cezası, formsuzluğu hesaplanırsa Selçuk da Burak da, hatta Hakan da ilerleyen günlerde, Bilal Kısa örneğinde olduğu gibi yeniden formayı kapabilir.

Gerekçe değişim olamaz
Buraya kadar Fatih hocanın tercihlerini “gençleştirme” olarak değerlendirebiliriz. Ne var ki, Caner, Gökhan Gönül ve özellikle Arda Turan’ın Hırvatistan gibi grup liderinin belirleneceği 90 dakikaya çağrılmamasının gerekçesi, değişim ya da gençleştirme olamaz. “Caner de Gökhan Gönül de henüz siftah yapmadı, takımlarında oynamıyorlar” diyebilir Fatih hoca. Ama o zaman da, “Siz, 2 ay kadro dışı kaldığı süreçte Caner’i, yine kendi takımında forma giymeyen birçok ismi kadroya çağırdınız, oynattınız, şimdi ne değişti” sorularına yanıt bulmalı Fatih Terim.

Barca’da var, burada yok!
Gökhan ve Caner için hoca ne cevap verir bilemeyiz, ama kamuoyunun yanıt beklediği asıl soru ve sorun, Arda Turan’ın kadroda niçin yer almadığıdır...
Bilmem La Liga’yı izliyor musunuz? Arda Turan, Barca’nın asist kralı. Fotoğrafları her gün gazetelerde boy boy yayımlanıyor. Üstelik Messi, Neymar, Suarez, Rakitic gibi isimlerin arasında sorumluluk alıyor, onların yokluğunu hissettirmiyor, maçın seyrini değiştiriyor. Yani Arda formsuz değil. “Yaş” deseniz, bildiğim kadarı ile 1987’li; kabaca 29.
Öyleyse?
Öyleyse, Euro 2016’da yaşanan prim kavgalarıyla, Fatih hocanın bazı futbolcuları sildiği haberleri demek ki doğru. Öncelikle şu bilinmeli ki, Arda Turan’ın, dillere pelesenk olan prim kavgasında rol aldığı doğrudur, ama “kendisi” için para istediği konusu külliyen yalandır. Zaten, 3-5 liranın pazarlığını yapmaz, “Hani benim primim” asla demez! Ama, arkadaşlarının özellikle de Burak başta olmak üzere 17-18 yıllık “kardeş”lerinin hakkını araması Arda’nın kadro dışı kalmasına neden olmuş diye duyduk. İddiaya göre Arda konuyu TFF’nin “gizli başkanı” Cengiz Zülfikaroğlu’yla da ayak üstü paylaşınca milli takım kampındaki “dedikodu grubu” durumu devreye girmiş. Dolaşan laflar, Fatih hocaya farklı, Fatih hocanın tepkisi Arda ve diğer futbolculara farklı yansıtılmış ve tam da kritik maçlar öncesi ortalık savaş yerine dönmüş!
İşte Arda’nın milli takımdan uzak kalışının perde arkasında bu prim kaosu yatıyor.

Ya rönesans, ya!
Sözün özü, Fatih hoca, Fransa 2016’nın faturasını kesti bu kadro seçimi ile. Elbette bu vesileyle Emre Mor, Enes Ünal, Ahmet Oğuz, Ahmet Çalık, İrfan Can, Kaan Ayhan, Çağlar Söyüncü’yü, Cengiz Ünder’i, hatta Cenk Tosun’u, Serdar Aziz’i kazanırsa, Türk futbolunun rönesansına imza atar, tersi olursa da bu tercihler futbol tarihine “başarısız ihtilal” girişimi olarak geçer. Ve o zaman Fatih Terim, zaten o çatının altında çalışmaz.

Tümü Arif Kızılyalın - Son yazıları

Başakşehir niye kaybetti? 23 Mayıs 2019 Per
Atatürkçüler 19 Mayıs’ta yenilmez! 20 Mayıs 2019 Pzt
Futbolun şirazesi kaymış 12 Mayıs 2019 Paz