Krize karşı sosyal dayanışma programı / 3

19 Ağustos 2008 Salı

Kriz şartlarında istihdam azaltmayı caydırıcı önlemler geliştirilmeli, keyfi tensikatlar sendikalarla işbirliği içinde önlenmelidir.

Ücretten alınan vergi ve sigorta kesintileri azaltılarak istihdam özendirilmelidir.Yeni yatırımlarda istihdam ağırlıklı projeler teşvik edilmelidir. Özelleştirmeler durdurulmalıdır.

Turizm başta olmak üzere istihdama olumlu katkıları olacak sektörler desteklenmelidir.

Köylüye destek

Bitkisel üretim ve hayvancılık yeniden canlandırılarak gıda fiyatlarında üretim eksikliğinden kaynaklanan artışın önüne geçilmelidir.

GAPtaki sulama yatırımları tamamlanmalı, damla sulamaya geçilmeli, toprak reformu yapılarak bölgenin üretim gücü arttırılmalıdır. Doğu Anadoluda hayvancılığa başta yem olmak üzere devlet destekleri sağlanmalıdır.

Tarım kesimine kullandıkları girdiler yönünden destekler sağlanmalıdır.

Yıkıcı ithalata önlem

1996’dan bu yana gümrük birliği (GB), özellikle son yıllarda Türkiyenin aleyhine işliyor. Türkiye, özellikle son yıllarda AB dışı ülkelerle, Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkeleri ile olan dış ticaretinde, onların yıkıcı rekabetine karşı bir şey yapamıyor. Çünkü GBye göre, AB, bu ülkelere ne tarife uyguluyorsa Türkiye de ona uyuyor.

AB, Asya girişli ithalata dayanıklı ve toleranslı. Oysa Türkiye, aynı ücret malı ürünleri üreten bu ucuz emek ülkelerine karşı rekabet edemiyor ve önlemini de alamıyor, çünkü GB elini kolunu bağlıyor. Türkiye gardını alamadığı gibi, bu ülkeler, AB üyesi olmayan Türkiye’ye karşı çok daha yüksek koruma oranları da uygulayabiliyorlar.

Aşırı değerli kur, birçok ürünü içeride üretmek yerine dış ülkelerden ithalini cazip kılıyor.

AB’nin dayattığı gümrük tarifelerini uygulamak zorunda bırakan GB’yi masaya yatırmalı; özellikle 2008 dünya krizi koşullarında daha büyük sorun haline gelecek cari açık sorununu aşmak açısından kaçınılmaz.

Sermaye ihracına kısıtlama

Son yıllarda, içerideki ücretler ve diğer şartlar gerekçe gösterilerek yurtdışına taşınan yatırımlar, içerideki olası istihdam imkânlarını kısıtlamak ve ülkede yaratılmış değerin dışarı transferini getirmektedir.

Toplamda 12 milyar doları aşan bu sermaye ihraçlarına kısıtlama getirmek, yerli yatırıma dönüşmesini sağlamak gerekir.

Yüzde 70i aşan kentleşme, kent yatırımlarını, sağlıklı konut ihtiyaçlarını arttırmıştır. Yerel yönetimlere merkezden daha çok kaynak aktarılmalı, yetki devri yapılmalı, katılımcı yerel yönetimcilik özendirilmelidir. Kent meclisleri ile demokratik katılım arttırılmalıdır.

Bunun için gerekli kaynakları yaratmada daha adil bir vergi reformuna gidilmeli, iç ve dış borçlardaki kamusal yükümlülüklerde de yeni bir takvimlemeye gidilmelidir.

Öncelikle en geri bölgeler olan Doğu-Güneydoğudan başlamak üzere bölge halkına dönük sosyal politika uygulamalarına gidilmeli, kültürel hakları tanınmalı, Doğrudan Gelir Desteği’nin yanı sıra bölge için eğitim ve sağlık yatırımları arttırılmalı, kadın-erkek fırsat eşitsizliğini azaltıcı sosyal programlar uygulanmalıdır. Bölgelerin özelliklerine göre, sınır ticaretini, kültür turizmini, yerli kaynakları kullanan sanayileri teşvik politikaları geliştirilmelidir, kamu altyapı yatırımları yapmalıdır. Doğu için DAP, Doğu Karadeniz için hazırlanan DOKAP planları uygulamaya sokulmalıdır.