Çiğdem Toker

Kuşatma altındaki Meclis

10 Ocak 2017 Salı

Meclis’in Dikmen kapısından ağırlıklı olarak ziyaretçiler alınır.
Kapının konumlandığı güzergâh, başkentin en işlek arterlerinden Eskişehir yoluna bağlanır.
Kamu kuruluşları, üniversiteler, AVM’lerin dizili olduğu ciddi bir nüfus hareketinin yaşandığı bir bölgedir özetle. Trafiğin bu kadar yoğun aktığı işte o yolu, polis dün sabah saatlerinden itibaren kapatmıştı.
Çevik Kuvvet, -kimilerinin elinde kadrolu köpeklerin tasması- etten duvar örmüştü.
Kapının Meclis bahçesindeki iç kısmına ise metal bariyerler çekilmişti.
Dondurucu soğukta, kar yağışı altında güpegündüz örülen bütün bu duvarların sebebi, okunacak bir bildiriydi.
Hukuk fakültelerinde toplumsal uzlaşma metinleri olarak öğretilen, anayasa ile ilgili bir bildiri. AKP’nin getirdiği ve görüşülmesine başlanacak olan değişiklik paketi hakkında, 47 meslek kuruluşu ve sivil toplum örgütleri ortak bir metin imzalamıştı.
Güvenlik güçleri, paketle getirilen başkanlık sistemini protesto etmek isteyen gruplara biber gazı ve basınçlı suyla sert müdahalede bulundu.
Bazı milletvekilleri yaralandı.
Topluluğa destek için kapının önüne giden vekillerden CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “Baktık ki müdahale edecekler. Biz önlerine etten duvar ördük. ‘Müdahale edecekseniz bize müdahale edin’ dedik ve nitekim ettiler” dedi.
14 bin avukatın kayıtlı olduğu Ankara Barosu’nun Başkanı Hakan Canduran’ın, 47 meslek ve sivil toplum kuruluşunun imzaladığı metni okuması polisçe engellendi.

***

AKP iktidarı; kurumları, temel hak ve özgürlükleri bir kişinin keyfiyetine bırakacak anayasa değişiklik paketini geçirmeye kararlı görünüyor.
Meclis içinde matematik çoğunluğu, Meclis alanı dışında da sert güvenlik yöntemleriyle. “Meclis dışı” kavramı Dikmen kapısından ibaret değil.
AKP “özgüveninin” bu kadar yüksek olmasında; gazeteciliğe indirilen sistemli darbelerin, operasyonlarla seslerin susturulmasının, gerçek habere erişimin, kitlesel yaygınlığın bitirilişinin, sağlam kalabilen haber kanallarının görüşmeleri yayımlayamaz hale gelmesinin çok büyük payı var.
O nedenle; görüşüldükçe, varlığını borçlu olacağı Meclis’i de tasfiye etmek gibi bir işlevi bulunan anayasa değişikliği için hazırlanıp dün okunamayan bildiriden bazı bölümler aktarıyorum:
- Anayasalar toplumsal uzlaşma metinleridir. Tümüyle yapılmasa da bazı maddelerin değiştirilmesinde toplumun tüm kesimlerinin ortak akıl ve kabulünü gerektirir.
- Şimdi yapılmak istenen, demokratikleşme için anayasa değişikliği değil, bir rejim değişikliğidir. 15 yıldır iktidarda olan partinin fiili genel başkanına ülkeyi ve insanlarımızın hak ve özgürlüklerini teslim etme girişimidir. Bu girişimi asla kabul etmiyoruz.
- Yetkileri tırpanlanıp tek adam rejimi haline getirilmek istenen Meclis, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde büyük zaferi kazanan, egemenliği kayıtsız koşulsuz millete devreden, saltanatı ve hilafeti kaldıran, Sevr’i yırtıp Lozan’ı imzalayan, Cumhuriyeti ilan eden Meclis’tir.
Bu değişiklikle Cumhurbaşkanı, yasama, yürütme ve yargı yetkilerini tümüyle kendi üzerine almakta, böylece demokratik rejimin en önemli özelliği olan güçler ayrılığı ilkesi yok edilmektedir.
- Bu değişiklik gerçekleşirse parlamento sadece bir vitrin olarak kalacak, bakanların seçilmesinden, yargının ve üst düzey kamu görevlilerinin atanmasına dek her şey, tek adam eli ve emriyle gerçekleşecektir.
- OHAL denilen şey halkın susturulmasıdır, konuşturulmamasıdır.
Bildiri, değişiklik girişiminin önünü kesmek üzere, bu düşünceleri paylaşan bütün milletvekillerini Meclis’te mücadeleye davet ediyor.
“Yaşasın laik-demokratik Türkiye Cumhuriyeti” cümlesiyle de sona eriyor.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları