Meriç Velidedeoğlu

Üç başkan

27 Ocak 2017 Cuma

“2017” yılının “20 Ocak” günü -hemen hemen- tüm dünya hareketli anlar yaşadı. “ABD” Başkanı B. Obama’nın görevi yeni Başkan D. Trump’a bırakmasıyla. Ayrıca -o günlerde- kimi ülkeler de “Başkanlık” bağlamında ayrı bir hareket içindeydiler, “Gambiya” ve “Türkiye” gibi.
Bir “Batı Afrika” ülkesi olan Gambiya’da, geçen “Aralık” ayının ilk günü yapılan seçimi kaybeden “22” yıllık “Başkan Yahya Jammeh, bu sonucu bir türlü kabullenmiyor, Başkanlık görevini -elli gündür- yeni Başkan Adama Barrov’a bırakmıyordu... Yani seçimden tam bir yıl önce ülkesini, “İslam Devleti” olarak ilan etmesi boşuna mıydı? Seçilmese de Başkanlığı sürmeliydi... Son çare olarak “OHAL” ilan etmesi de yetmedi.
Yetmezdi elbet, neden derseniz şu söylenebilir? Eğer “Başkan Yahya Jammeh”. Cumhurbaşkanı Recep Tayyib’i izleseydi “OHAL” ilanının seçimden sonra değil seçim sırasında yapılması gerektiğini görüp öğrenecekti...
Beceremedi; “22 Ocak” günü, ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı; uçağa binerken, son anda bile kendine göre- savaşımını sürdürerek, elindeki “Kuran”ı öpüp, yolcu edenlere salladı.
Ne var ki, bu da yetmedi; yeni Başkan A. Barrow sığındığı Senegal’den, daha ülkesine dönmeden, “Y. Jammeh”in başta “insan hak ve özgürlükleri” olmak üzere tüm suçlarını soruşturacak bir “Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu” kurulacağını bildirdi.
Bu istek çok önemli; izninizle bir ayraç açıp bu konuyu sürdürürsek, şunu söylemek olası: Doğu’nun, Ortadoğu’nun “kimi” Müslüman liderleri, yöneticileri -Y. Jammeh gibi-Kuran’ı öpüp sallayarak, kimisi de “cuma namazları”nı halkla birlikte kılıp, kameralara görüntüler sunarak ne denli “dindar” olduklarını sergilerler...
Dolaysiyle bunlar, icraatlarına engel olarak gördükleri “temel kurumları”, “görevlileri” ya tepeden bir “buyruk”la ya da oluşturulan türlü “kumpas davaları” yoluyla uzaklaştırırlar, “yok” ederler. Bunun en güzel örneklerini, “TC Devleti”, “AKP” iktidarında Başbakan Recep Tayyib döneminde verdi. “Ergenekon, Balyoz, Odatv, Casusluk” gibi “kumpas davaları” ile...
Evet, burada ayracı kapatıp konumuza dönersek, başta sözü edilen “üç başkandan” biri olan “ABD”nin yeni Başkanı Trump ile ilgili bir-iki anımsatma daha yapalım; Başkan ilk ziyaretini “CIA”ye yapmış, bu örgütü övmüşde övmüş; oysa daha önce yerden yere vurmuştu; Müslümanlar hakkında da aynı tutum içinde. İlkin övmüş, sonra da “ABD’ye girişleri engellenmeli” dememiş miydi?
Başka örnekler de var ama bunlar da yeter, bugün söylediğini ertesi gün yadsıyan “takiyye” geleneğimizi seven “Erdoğan”ın, “Trump”a neden sıcak baktığına... Dahası, Dışişleri’nin “randevu” için oluşan o kuyrukta sıraya girmesine de...
Evet böylece sıra -bir bakıma- hem “Başkan”, hem de “Cumhurbaşkanı” olan Erdoğan’da; “nasıl olur bu?” demeyiz her halde.
Yirmi yılı aşkın bir süredir her türlü medyanın gündemine oturan Erdoğan’ın, hiç dilinden düşürmediği konunun, “Atatürk” olduğu bilinir; “TC Devleti”nin Kurucu Başkanı Mustafa Kemal Atatürk’e “ayyaş” diyerek (28.1.2013) başlattığı eleştiri sürecini -bir bakıma- önü alınamaz “Diktatör” bağlamında sürdürüyor. Ne ki bu “diktatör” eleştirisini açıkça paylaşan “birinin”, adını Atatürk’ün koyduğu “Cumhuriyet” gazetesinde “köşe”si olmasından ne denli “memnun” olduğunu yazmaya gerek var mı? “Nuray Mert”i bu konuda, “ama fakat” demeden köşesinde eleştiren Orhan Bursalı’nın yazdıklarını onaylamamak olası değil, buna büyük bir yoğunla katıldığınızı biliyorum değerli dostlar!..



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Erasmus 19 Mart 2021
‘12 Mart 1921’ 12 Mart 2021
‘Manifesto!’ 5 Mart 2021

Günün Köşe Yazıları