Özgür Mumcu

Elbette ‘Hayır’

28 Ocak 2017 Cumartesi

AKP’yi takdir etmek gerek. Zamanında kendilerine en sert eleştirileri yapan, Harun gibi gelip Karun olmakla suçlayan beyefendiyi alıp hükümet sözcüsü yaptılar. Canlarını yakan eleştiri ve suçlamaların sahibine sabah akşam kendilerini övdürüyorlar. Pek tatlı, ince ince, sızım sızım bir intikam. Şu günlerde pek fazla sevinilecek bir şey yok. Ama insan en azından Numan Kurtulmuş değilim diyerek güne mutlu başlayabilir ve gözlerini aynalardan kaçırmadan yaşayabilir. Bu da az iş değildir. Dolayısıyla teşekkürler Numan Bey.
Malum, sayın Kurtulmuş referandum öncesi hepimizi tehdit etti. O kibar, sakin üslubuyla referandumda hayır oyu kullanacakları neredeyse terörist ilan etti.
Efendim terör saldırıları devam edebilirmiş çünkü “Aman şu referandumda evet çıkmasın, diye terör örgütlerini de kullanarak Türkiye’de bir korku atmosferi oluşturabilirler”miş.
Hop, işte böyle bir cümleyle terör saldırıları ve hayır oyu kullanacaklar aynı torbaya konur.
Bir de yine malum, “Allah’ın izniyle referandumda büyük oranda ‘evet’ çıktıktan sonra da bu terör örgütleri, hiçbir şekilde sesi soluğu çıkmayacak noktaya gelirler”miş.
Öyle sihirli bir oy yani evet oyu. Başbakanlık ortadan kaldırılınca, yargı başkana bağlanınca, başkan kafasına göre OHAL ilan edebilince, bütün bürokratları atayınca terör bitecekmiş.
Zorla yaratılan fiili durum anayasal kurala dönüştürülüyor. O vakit bu fiili durumun önleyemediği terörü bu fiili durumun anayasaya yazılması nasıl önleyecek?
Halkın önünde iki seçenek var. O seçeneklerden birini sayın Kurtulmuş terör örgütlerinin de seçeneği diye tanımlıyor. Bu durumda girilen seçimlere serbest seçim demek ne kadar mümkün? Bir hükümet sözcüsünün açıkça ve dayanaksız bir şekilde ancak evet derseniz terör biter dediği bu OHAL ortamında adil bir siyasi yarıştan bahsedilebilir mi?
İşte bu sebeple hayır oyu çok önemli. Bu kadar baskıya, medyanın zapturapt altına alınmasına, milletvekillerinin bile hapse atılmasına, belediyelerin kayyıma devredilmesine ve türlü diğer işlere rağmen referandumda hayır oyunun çıkması bir rejim değişikliğini kati olarak sona erdirecektir.
7 Haziran seçimi öncesinde başlayan rejim değişikliği için bu tam saha pres, memlekete sadece istikrarsızlık ve şiddet getirdi.
Sebep sonuç ilişkisini doğru kuralım. Memleketin içine girdiği bu türbülansın ana sorumlusu bu rejim değişikliği dayatması. Seçim sürecinin daha en başında sayın Kurtulmuş’un yaptığı bu kabul edilemez açıklama ise iktidar cenahının ne kadar endişeli olduğunu gösteriyor. Panik ve endişe sahibi olmayan aklı başında kimse böylesine bir açıklama yapacak kadar gözünü karartmaz.
Memleketin içine girdiği bu açmazın tek çözümü referandumda hayır çıkması. Yakasına yapışılıp sarsılan, korku ve tehditle yola getirilmeye çalışılan bir halk olmayı kendine yediremeyenlerin ve memleketi girdiği bu istikrarsızlıktan kurtarmak isteyenlerin oyu elbette hayır olacaktır. Numan Bey ne derse desin.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tutuklu yargı 5 Eylül 2018
Kimiz biz? 29 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları