Köşe Yazısı

A+ A-

Taraflı ‘tarafsızlık’

Paylaş
instela'da paylaş
14 Şubat 2017 Salı

Mutlak biçimde tarafsız olması gereken kişinin, ülkeyi derinden ikiye bölen bir konuda taraftar lideri olduğu bir yerde, tarafsızlık mümkün müdür? Kendi tarafında olmayanı hain, bölücü, darbeci ve dahi terörist ilan eden bir güç karşısında tarafsızlık, ilke falan değil, kaba güce teslimiyetin riyakâr biçimde ilan edilmesidir.
Yürürlükteki anayasanın amir hükümlerinden biri cumhurbaşkanı seçilen kişinin tarafsız olmasıdır. Varsa parti üyeliğine son verileceğini, TBMM ile ilişkilerinin kesileceğini öngören anayasa maddesini, Cumhurbaşkanlığı yemininde yer alan, “Üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma (...) namusum ve şerefim üzerine ant içerim” ifadesi tamamlar. Anayasa “ülkenin birlik ve bütünlüğünü” emanet ettiği Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığını, onun şeref ve namusuna havale etmiştir.
Benzer bir tarafsızlık yükümlülüğü mülki idare amirleri için geçerlidir. Geçen günlerde halkoylamasında halkı evet oyu vermeye çağıran kaymakamlar açıkça suç işlediler. Bu birkaç kaymakamın, Gülen cemaati ile iltisaklı oldukları gerekçesiyle haklarında soruşturma yürütüldüğü bilinen 99, 100 ve 101. dönem kaymakamlık kursundan kişiler olması bir rastlantı mı? Bilmiyoruz. İnsanlık durumu açısından kıvanç duyulacak bir hal değil ama tarafsız olmak konusunda şeref ve namusu üzerine yemin etmiş devletin en üst makamı taraftar lideri olduğunda, onun doğrudan temsilcisi olan mülki idare amirleri ne yapsın?
Tarafsızlık ilkesi elbette asgari demokratik ilkeler çerçevesinde bir dizi meslek için elzemdir. Hâkimlerin, savcıların, polislerin ülke içi tartışmalarda, seçimlerde taraftar olması, despotizmin göstergelerinden biridir. Etik kurallar, akademik özgürlük ve özerkliğin belli bir tarafsızlık ilkesi içinde uygulanmasını öngörür. Burada da ilke “görüş beyan etmemek” değil, varsa kendi görüşünü hiçbir şekilde öğrencilere dayatmamaktır. Buna karşılık medyada tarafsızlık bir kural değil, bir tercihtir. “Tarafsız olmak en temel ilkemizdir” diyen bir medya kuruluşu, saygın ve güvenilir olmak için sadece bu ilke ile yetinemez. Medya her şeyden önce doğru haber vermek yükümlülüğündedir. Tarafsızlık gerekçesiyle, iktidarı veya muhalefeti zor duruma düşürecek bir doğru ve önemli haberi hasıraltı etmemek, çarpıtmamak, kendinin bağımsız olduğunu iddia eden bir haber-yorum kuruluşunun en temel ilkesidir. Ama bir gazete resmen parti organı da olabilir. Ondan tarafsız olması beklenmez. Açıkça bunu ilan ediyorsa, diyecek bir şey yoktur.
Bugün tarafsızlık adı altında, Türkiye’de güce biat etme riyakârlığının bir kez daha yaşandığına şahit oluyoruz. Geçmişte tarafsızlık görünümü altında başbakan devirmeye, başbakan seçtirmeye birçok kez uğraşmış kişiler, şimdi başka bir muktedir karşısında taraflı tarafsızlığın süfli örneğini sunuyorlar. Güce evet diyenin tarafsız ilan edildiği, makbul millete dahil edildiği, güce hayır diyenin taraflı, dolayısıyla kabahatli ya da suçlu ilan edildiği bir ortama uyuyorlar. “Açıkça kamuoyu gündeminde tartışılan bir konuda”, düzenlediği televizyon programı veya yazdığı gazetede değil, kendi şahsi sosyal medya hesabında “taraf” olduğu için bir gazetecinin iş akdine son veriyorlar. Tarafsızlığı en temel ilke olarak kabul ettiğini iddia eden bu medya kuruluşunda, başka türlü taraf olanlar, taraftar liderinin safında yer alanlar “taraf” olmuyor.
Şaşırmak ne mümkün? Cumhurbaşkanı’nın açıkça taraflı “tarafsız” olduğu bir ülkede yaşıyoruz sonuçta.

Tümü Ahmet İnsel - Son yazıları

Hem suçlu hem güçlü 30 Mayıs 2017 Sal
Donald Trump azledilecek mi? 27 Mayıs 2017 Cmt
Parti-devlet başkanını eleştirmek? 23 Mayıs 2017 Sal