Köşe Yazısı

A+ A-

Hukukun gücü için haydi sandık başına..

15 Nisan 2017 Cumartesi

Referandum, özünde demokratik, hukuk devleti düzenlerinde, referanduma gidilen konuda, seçmenin yaşamlarını etkileyecek söz konusu kamu icraatına ilişkin eğilimlerini oylama sonucu kararlarıyla taçlandırmaktır.
İngiltere, demokratik hukuk devleti düzeni içinde AB üyeliğinden ayrılmak için referanduma gitmek zorunda değildi. Anayasal hukuk devleti, demokratik düzeni içinde birden çok demokratik, hukuka uyumlu, siyasal çözüm üretilebilirdi. Referandum seçeneği siyaseten yadsınamayacak, karara güç katabilecek bir yol sayılabilir.
Demokrasi, anayasal hukuk devleti düzeni içinde, yeter ki referanduma başvurulan kamu düzeni değişikliğinin, icraatın içeriği, demokrasi, geçerli anayasal hukuk devleti düzeni ile çelişmesin..
Kestirmeden hukukun gücü sorgulanamaz, ama gücün ne hukuksuz çıkış yolu, ne çözümü olur, ne de referandum konusu yapılabilir. Referandumun konusu anayasa değişikliği metninin içeriği, rejim değişikliği getirip getirmediği, demokrasi, anayasal hukuk devleti düzeni, laik Türkiye Cumhuriyeti rejimi içinde olup olmadığı yaşamsal önemde..

***

“Cumhurbaşkanlığı, Türkiye tipi, bize özgü..” olarak tanıtılan, Meclis’ten, anayasa değişikliği komisyonları, partilerin görüşleri alınmadan getirilmiş, kapalı kapılar arkasında hazırlanmış, AKPMHP oylarıyla geçirilmiş metnin içeriği üzerinden yapılan kampanyaların bütününde, işin içinden çıkılabildiğini söyleyebiliyor muyuz?
Evetçi kampanyalar.. kamu gücü, kaynakları seferber, devletin baskı gücü sınırsız, kamu-özel medyatik güdüleme gücüyle, tekil güçlü seferberlik ilanı havasında yürütüldü..
Hayırcı kampanyalar.. yasaklı, terörle de ilişkilendirilmiş imajı da katılmış olarak, en çok da kampanyanın yürütücüsü siyasal, demokratik örgütlenmeler, kişiler yalancılık başta, karalanarak, damgalanarak suçlandılar, hedef tahtasında tutuldular..

***

Yük, sorumluluk, sandık başına gidecek, oyunu kullanacak seçmene kaldı.. Evetçilerin çok güçlü, teksesli, çok etkili kamu güdülemesi kampanyalarında, “neden evet, neden anayasa değişikliği anlatımlarının odağında gücün, tek adam, tek lider, tek parti, tek elden sınırsız yönetim gücünün kutsanması vardı..
Gücün kutsanmasının büyüsünde seçmenden oyu istenirken, söz konusu anayasa değişikliği metninin ucu açık, yasama-yürütme-yargı güçleri denetim erkinin rejime, ülkenin geleceğine yönelik, demokrasi, hukuka aykırı olabilecek riskleri, sonuçlarında; güvencelerden çok, hayırcıların paranoya yalanları, suçlamalarına sığınıldı.
İnsan haklarında, demokrasinin, hukukun gücü sorgulanamaz.. Ama gücün, Liderliğin, tek adam rejimlerinin kutsandığı düzenlerde, hak-hukukun geçerli olduğu haller, rejimler çok sınırlı..
Tek adamla başlayan, açık adı konmadan, tek devlet, tek bayrak, tek millet ile sürdürülen, gücün kutsandığı dünyadaki rejim, model örneklerinde, ne yazık ki çok fazla askeri-sivil darbe rejimleri, diktatörlükleri de var..
Seçmen hakkı, sorumluluğu; hangi aidiyet, siyasi parti, inanç, liderlik bağları olursa olsun, oyunu sandıktan kaçmadan bu bilinçle kullanmayı zorunlu kılıyor..