‘Millet’ ve kimi spekülatif düşünceler
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

‘Millet’ ve kimi spekülatif düşünceler

03.07.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Adalet” yürüyüşü, toplumda dünya basınında büyük ilgi çekiyor. Bu ilgi AKP’nin rejiminin, siyasal İslamın karakterinin, ülkede yarattığı kurumsal kültürel yıkımın boyutlarının anlaşılmasını kolaylaştırıyor.
Yürüyüş AKP tabanında bile sempati topluyor, yandaş yazarların kafasını karıştırıyor, siyasal İslamın, inancını gerçekten ciddiye alan kimi yazarlarını düşünmeye zorluyor. AKP’nin, siyasal İslamın lider kadrolarının toplumun gerçeğini yadsımak için sığındıkları fanteziler artık saydamlaşıyor. Bu onları dehşete düşürüyor, marazi tepkilere yol açıyor.
Biri “15 Temmuz’dan beri sabır taşına dönen milleti, daha önceki şımarıklıklarınıza sabreden millet zannetmeyin... Bu milletin sabrını bu kadar zorlamayın” diyor. Bir başkası. “Millete karşı yürüyorlar” diyor. Bu saçmalıklar o korkuların ürünü. Çünkü, gerçekte, “Millet” diye tanımlayarak kendileriyle özdeşleştirmeye çalıştıkları çokluğun sabrını, AKP liderliğindeki siyasal İslamın 15 yıl boyunca gittikçe artan şımarıklığı taşırmaya başladı. “Adalet için yürüyüş” bu durumun bir dışavurumudur!
 
Yolun sonundaki duvar
AKP, 15 yıldır yasaları, devletin biçimini değiştiriyor, kadroları, disiplin ve ceza araçlarını ele geçiriyor, toplumun günlük yaşamını dini ilkelere göre düzenlemeye çalışıyor, eğitim ve kültürü dönüştürüyor, “evrim” teorisini yasaklayarak bilimsel düşünceyi eğitimden kovmaya çalışıyor. Başlangıçta liberal entelijansiyanın, Batı merkezli dünya sisteminin liderliğinin desteğini almıştı, bu yürüyüşe kadar, “Gezi olayı” dışında ciddi bir muhalefetle karşılaşmamıştı, artık her istediğimi yaparım şımarıklığı egemen olmuştu.
Bu şımarıklık geldi, referandumda toplumun yarısından fazlasından oluşan duvara çarptı: Toplumun yarısından fazlası AKP’nin siyasi, kültürel hegemonyasını kabul etmiyor. AKP liderliğinin bu duvarı aşabilecek “kültürel ve ekonomik sermayesi” yok, bu duvarı yadsıyabilmek için kurguladığı “burası Müslüman ülke, millet Müslüman, biz Müslümanız öyleyse biz milletiz” fantezisi de artık işe yaramıyor, zor kullanmaktan başka seçeneğinin kalmadığının ayırdına vardıkça korkuyor. Bu korkuyla gittikçe artan oranda silahlanmaya çabalıyor.
 
Korkunun öbür boyutu
Radikal toplumsal dönüşümlerde (devrimlerde) sürecin bir aşamasında, dönüşümlerin getirdiği kazanımları tehlikeye atmak istemeyen kesim, dönüşümleri mantıksal sonucuna götürmeyi amaçlayan kesimi tasfiye etmek ister.
AKP liderliğinde başlatılan toplumsal dönüşüm süreci, kendi deyimleriyle “sessiz devrim” de siyasal İslamın egemen sınıfı dinci entelijansiyaya, siyasal İslamın hegemonyasını kabul eden sermaye kesimlerine önemli ekonomik, siyasi- kurumsal kazanımlar sağladı.
Ancak AKP liderliğinin bu “duvar” karşısında sergilediği marazi tavır, sermaye sınıfına, Müslüman entelijansiyanın bir kısmına eskisi kadar güven vermiyor.
Birincisi: AKP liderliğinin içerde, giderek daha fazla keyfiliğe, baskıya, şiddete başvurma, silahlanma eğilimleri; özellikle 15 Temmuz “şeyinden” bu yana devlet bürokrasinde, eğitim kurumlarında, ordunun bünyesinde büyük zaaflar yaratan tasfiyeleri; Kürt sorununu çıkmaza sokan, ülkenin doğusunu ekonomik olarak çökerten güvenlikçi, şoven politikaları, ekonominin gittikçe kırılganlaşması, ülkeyi hızla sert çatışmalara doğru sürüklüyor.
İkincisi, dış politikanın sonu gelmez fiyaskoları, ülkeyi, egemen sınıfların geleneksel müttefiklerinden koparıyor, Avrupa ve Ortadoğu pazarlarını, dış finansman kaynaklarını kapatıyor, yalnızlaştırıyor.
Bu iki gelişme, yalnızca kapitalist sınıfları değil, Müslüman entelijansiyayı da 15 yıllık kazanımlarını kaybetme, toplumsal kargaşa riskiyle yüz yüze getiriyor. Ya bu risk yeni siyasi olasılıkları gündeme getiriyorsa?
Adalet Yürüyüşü bu anlamda da çok kritik bir zamanda başladı, yarattığı momentumu Maltepe’den sonra koruyacak yöntemler geliştirebilirse, bu olasılıkların gündeme gelmesini kolaylaştırabilir. Korkunun bir diğer boyutu da budur.

Yazarın Son Yazıları

250 yaşında, hasta adam

Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar.

Devamını Oku
02.07.2026
NATO zirvesi-genel çerçeve denemesi

NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026