Köşe Yazısı

A+ A-

Venezüela ile ‘alakaya çay demlemek’

Paylaş
instela'da paylaş
09 Ağustos 2017 Çarşamba

Güney Amerika ülkesi Venezüela’da Bolivarcı sosyalist hareketi boğma girişimleri bitmiyor. Başkan Nicolas Maduro’nun muhalefetle diyalog yoluyla istikrarsızlığı aşma girişiminin tezahürü, iki hafta önce kurucu meclis seçimi olmuştu. Muhalefetin boykot ettiği seçimlerin dumanı tüterken, ‘kerameti kendinden menkul’ bir grup asker, bir acayip ‘kalkışmaya’ girişti, derdest edildiler.
Hikâyenin aslını henüz bilmiyoruz. Ne ki, bizim memlekette hemen ‘Venezüela’nın 15 Temmuz’u başlıkları zuhur ediverdi. Bu tespit için ancak uyduruk ‘alakaya çay demlemek’ deyişi uygun düşebilir.

***

Önce şu kalkışma... Kendilerini ‘Caraboro Devleti İsyancıları’ diye anan 20 kişi ‘Caguaripano’ isimli bir komutanla bir video yayımladı. “Bu bir darbe değil. Anayasal düzeni yeniden kurmak için sivil ve askeri bir eylemdir. Ülkeyi yıkımdan kurtarmak içindir” beyanı eşliğinde kendilerine katılmayan askerleri hedef seçeceklerini duyurdular. Sonra ülkenin orta kesimlerindeki Valencia şehri yakınında silah ve mühimmat yüklü Fuerte Paramacay Üssü’ne saldırı Venezüela ordusu tarafından etkisiz kılındı. Caguaripano, 2014’te bir video ile Maduro’ya isyan etmiş, askeri mahkeme tutuklanması kararı çıkartınca CNN İspanyolcanın ilgisine mazhar olmuştu.

***

Venezüela, 1999’da Hugo Chavez’le başlayan Bolivarcı devrime kadar 30 milyonluk nüfusunun üçte ikisinin ‘köle’ sayılabileceği kast benzeri sistemde yaşadığı bir ülkeydi. Chavez 2013’teki ölümüne kadar kent yoksulları ve yerli toplumları yeniden örgütledi, bedava eğitim, sağlık ve sosyal projelerle servetin bölüşümünü düzenlemeye çalıştı. Ülkenin yüzde 95’i petrola dayalı ekonomisini çeşitlendirmeyi başaramadı. Chavez göçüp giderken, yerine seçilen Maduro da Obama’nın başlattığı yaptırımlar ve Suudi Arabistan’ın açtığı petrol savaşına eşlik eden oligarşik yapının üretim sabotajları, karaborsa gibi yöntemlerle ekonomide yarattığı yıkımı durduramadı. Şimdi Amerika’nın ‘arka bahçesinde’ oligarşik yapıyı rahatsız etseler de yıkamamış olmanın bedelini ödüyorlar. Bizler de Venezüela’da yazılı ve görsel medyayı büyük oranda elinde tutan oligarşinin elinden küresel medya aracılığıyla süzülen haberlerle olup bitenleri izliyoruz.

***

Venezüela’nın ‘demokrasi’ istediği söylenen muhalefet liderlerine bakmak kâfi. Bunlardan biri geçen sene “Tankları ve savaş uçaklarını hazırlayın” diyerek orduyu darbeye çağıran eski eyalet valisi Henrique Capriles. Bir diğeri şiddeti ve yağmayı teşvikten aldığı 13 yıllık hapis cezası sağlık sebepleriyle ev hapsine dönmüşken şimdi yeniden gözaltına alındığı için Batı medyasının ağıt yaktığı Leopoldo Lopez. 2002’de Chavez’i iki günlüğüne deviren darbenin aktif katılımcısı, 2007’de Chavez’in affına mazhar oldu. Caracas’ın zengin Chacao bölgesinin eski belediye başkanı. 43 kişinin canını alan ‘guarimbas (barikat) çetelerinin’ çağrıcılarından. Bir ay önce polis helikopteri kaçırıp İçişleri ve Yüksek Mahkeme’ye el bombası sallayan aksiyon filmleri yıldızı Oscar Perez gibi figüranları saymıyoruz.

***

Asıl katılımcı demokrasiyi yaratmaya çalışan Maduro. Yıllardır kurucu meclis seçimi çağrısı yapan muhalifler çark ettiler zira krizden yararlanıp Kongre’de çoğunluğu yakalayıp sistemi tıkayabildiler. Yeni anayasanın Maduro’ya sınırsız güç vereceği filan yok. Kurucu meclis seçimleri anayasaya uygun yapıldı, 20 yılın sosyal hak kazanımlarının güvenceye alınması hedefleniyor.

***

Venezüela ile 15 Temmuz ne alaka. Orada ABD’nin başını çektiği neoliberal güçlerin, 21. yüzyılda Latin Amerika’ya damga vursalar bile hegemonya tesis edememiş ‘mutabakatçı solu’ çökertme girişimleri sahneleniyor. Geçen sene Brezilya idi, bu sene Venezüela. Serveti solcu, halkçı ve antiemperyalist bir iktidar eşliğinde paylaşmak istememelerinin tezahürü. Batılı emperyalist sistemde yer almanın yollarını arayan, kendi toplumuna din soslu koyu muhafazakârlık zerk ederken, her türlü hak aramanın yolunu tıkayan, grevleri ertelemeyi marifet gören, elin Almanının şirketlerini ‘kendi şirketi’ sayanlarla ne alakası varmış.

Tümü Ceyda Karan - Son yazıları

Trump’ın ‘şer ekseni’ 22 Eylül 2017 Cum
Katalonya ve kendi kaderini tayin 20 Eylül 2017 Çar
IKBY’nin bağımsızlığı 15 Eylül 2017 Cum